Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (46): “Konuşan Kafalar” raporu…

Basın Tarihi yazılarında ara sıra “rahmetli medya” kavramını kullanıyorum… Kavramı doğrulayan son ölçümleri görünce Basın Tarihi’ni bugüne taşıyıverdim

Neticede bugün de yarının “tarihi” olacak.

Türkiye’de halkın yüzde 61’i artık haberlerden uzak durmak istiyormuş. Yapılan ölçümlere göre televizyon kanallarının toplam reytingi içinde haberlerin payı yıldan yıla düşmeye devam ediyormuş. 24 saat haber yayını yapan kanalların durumu daha da vahimmiş.

Geçenlerde Ertuğrul Özkök medyaya ait reyting ve tirajları veren iki yazı yazdı. Haber kanalları için rakamlar verdi.

Bu yazılar, “rahmetli medya”nın ölüm tespit tutanağı gibiydi:

“Halk TV, Sözcü TV, CNN Türk, A Haber, TRT Haber, Global gibi kanalların hepsinin toplamının, toplam reyting içindeki payı yüzde 10. Yani her gece ekran başındaki 10 kişiden sadece 1’i bu kanalları izliyor.

Türkiye’de 15 haber kanalı var.

O 1 kişi de bu 15 kanala bölünüyor…

Gerisini siz hesaplayın.”

Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (46): “Konuşan Kafalar” raporu…
Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (46): “Konuşan Kafalar” raporu…

“”Konuşan kafalar” (İngilizce: talking heads), tek bir kişiye ya da uzmanlara mikrofon uzatılarak sadece omuzdan yukarı kısmının ekranda göründüğü, görsel derinlikten yoksun röportaj ve televizyon programı formatını eleştirmek için kullanılan ortak bir medya terimi…”

Özkök, “haber kanallarının” vahim durumunu “şakalaşarak” da olsa “konuşan kafalar” üzerinden yorumluyordu:

“Hani şu her akşam iktidara yakın veya muhalif kanallarda saatlerce konuşan kafalar var ya…”


“Akşam en kıymetli saatlerde herhangi bir haber ekranını açın… Manzara şöyle:

Ekran altı kutuya bölünmüş… Altı kutuda birbirine benzeyen 6 kafa… Dünya Kupası final maçının devre arasında sahneye çıkan Muppet Show karakterleri geliyor nedense aklıma…

En sol üstteki konuşurken, iki sağındaki ona itiraz ediyor. Aynı esnada alt en sağ ve onun yanındaki uyuyor. Üst ve alt ortadakiler genellikle boş zamanlarını ellerindeki cep telefonundan ‘X’te’ bize ‘Küfür’ veya ‘Yaşasın’ var mı diye bakarak geçiriyor.

Hangisi gelirse memnunlar.

En kötü ihtimal hiç tepki gelmemesi.”

“Konuşan kafaların” ürettiği “laf” miktarını ise yaptığı hesaplama üzerinden sergiliyordu:

“Konuşan kafalar sadece 1 haftada 25.200 dakikalık ‘laf’ üretiyor.

Yılda 1 milyon 310 bin dakika eder.

Bu kadar laf, gigabaytlar dolusu NanoGPT’yi bile mankafa yapar vallahi.

Oradan çıkacak zekâdan da kime hayır gelir bilemem.”

Televizyonlar böyle peki ya gazeteler…

Ertuğrul Özkök’ün yapay zekâ ortaklığı ile yaptığı hesaplamalara göre New York Times Gazetesi’ne abone olan Türklerin sayısı, en çok satan gazetelerimizin satış rakamlarından daha yüksek.

Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (46): “Konuşan Kafalar” raporu…
Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (46): “Konuşan Kafalar” raporu…

“Dün kullandığım yapay zekâ uygulamalarında bir çalışma yaptım.

Buna göre New York Times’ın Türkiye’de para ödeyerek okuyan kaç abonesi var?

Verilen rakam 35 bin ile 55 bin arasında.”

Bu rakam ne ifade ediyor?

“Kâğıt gazeteyi para ödeyerek almakla, dijital bir gazeteye abone olmak aynı şey.

Hürriyet ve Sabah’ın para ödeyerek satın alınan tek hizmeti kâğıt gazete.

Bugün ikisinin gerçek satışını toplasanız 40 bini geçmez.

Yani ikisinin toplam satışı NYT’den düşük.

Bir zamanlar Hürriyet için ‘Büyük Gazete’ denirdi.

Türkiye’nin en büyük gazetesi.

Bugün artık ne en büyük gazetesi ne de Amiral Gemisi.

Batan bir Amiral Gemisi’nden hüzünlü şekilde uzaklaşan bir ‘Tahlisiye sandalı…’

Bugünün deyişi ile ‘Cankurtaran filikası…’

Peki Sözcü?

Gazeteler artık tiraj açıklamıyor.

Benim tahminim bugün Sözcü’nün gerçek satışı 50 bin civarındadır.

Yine bana sorarsanız, New York Times bugün Türkiye’nin para ödenerek satın alınan en büyük Türkçe gazetesi.

Tabii bir New York Times aboneliği için ödenen parayı bir Türk gazetesi satın almak için ödenen para ile karşılaştırırsanız bu fark 4-5 katına çıkar.”

Peki bu insanlar haber izlemekten niye kaçıyor?

Bunun cevabını da Özkök versin:

“Çok basit.

Siyasetçiler ve medyacılar yüzünden.

Haber dediğiniz şey sadece cinayet ve siyasi kavgadan ibaretse…

Her gün rutin haline gelmiş siyasi tutuklamalardan ve butlandan ibaretse…

İnternet iki mahallenin ‘Trol çetelerince’ ele geçirilmişse…

Ve geceleriniz her iki mahallenin haber kanallarında konuşan yüzlerce konuşan kafanın ‘Türkiye’nin meselesi’ olarak gördüğü üç beş kutuplaştırıcı konuyla bir vasatlar cehennemine dönüşmüşse…”

TV reytingleri ve gazete tirajlarındaki bu ağır düşme aslında büyük bir yenilenme ihtiyacını da gösteriyor.

Bu açıdan bir umudu da içinde taşıyor.

Konular belirleniyor ve kadrolu kişiler seçiliyorsa…

Sınırlı özgürlük alanlarında, aynı konular etrafında hiçbir şey söylemeyen “laf üretimi” tekrarlanıp duruyorsa…

Varılacak yeni bir durak yok.

Nedenini “doğal” zekâya da “yapay” zekâya da sorsanız, “iktidar ya da muhalefet” yanlısı olup olmadığına bakmadan aynı şeyi söyleyecektir:

  • Medya üzerindeki baskılar haberlerin tarafsızlığını ve doğruluğunu zedeler.
  • Gerçeklerin gizlenmesi veya manipüle edilmesi, izleyicinin haberlere olan inancını bitirir.
  • Farklı görüşlere yer verilmemesi, yayınların inandırıcılığını ortadan kaldırır.

İleride Basın Tarihi yazanlar, dönüp bugünkü medya düzenine baktıklarında onlar da muhtemelen “rahmetli medya” tabirini kullanacaklar…

Çünkü bütün bu rakamlar bize elimizde medya namına hayatiyetini ve etkisini çoktan kaybetmiş soğuk bir ceset kaldığını gösteriyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş