İSTANBUL (Medyascope) – Spekülatif’in bu bölümünde Emre Dündar, CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden siyasetin merkezine yerleşmesiyle ortaya çıkan süreci edebiyat, trajedi ve siyaset tarihi üzerinden değerlendirdi. Kılıçdaroğlu’nun yeniden dönüşünü, “istenmediği bir yere dönmek ve döndüğünde yapının parçalanacağını bilerek ısrar etmek” olarak tanımlayan Dündar, tarihte ve edebiyatta bu duruma tam olarak karşılık gelen bir örnek bulamadığını söyledi.
Emre Dündar, CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden siyasetin merkezine yerleşmesiyle ortaya çıkan süreci değerlendirdi. Dündar, siyaset tarihinin iktidarı veya gücü bırakmakta zorlanan liderlerle dolu olduğunu belirterek, buna karşılık Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’ün 1969’da referandumu kaybettikten sonra görevi bırakmasını istisnai bir örnek olarak gösterdi. De Gaulle’ün “istenmiyorum” diyebilecek olgunluğa sahip olduğunu belirten Dündar, siyasette vazgeçebilmenin bir erdem olduğunu vurguladı.
“Kılıçdaroğlu’nun dönüşüne tam karşılık gelen bir örnek bulamadım”
Kılıçdaroğlu’nun hamlesini anlamak için Shakespeare’den Tolstoy’a, trajedi tarihinden siyasi tarihe kadar farklı örnekleri incelediğini belirten Dündar, “gidip de istenmediği bir yere dönen” bir lider örneğine rastlamadığını söyledi.

Dündar, Shakespeare’in Kral Lear’ından Macbeth’e, Homeros’tan Moby Dick’e ve Yüzüklerin Efendisi’ne kadar farklı eserlerde iktidar, kibir, güç ve eleştiriye kapanma temalarının işlendiğini belirtti. Ancak hiçbirinin Kılıçdaroğlu’nun mevcut durumuyla bütünüyle örtüşmediğini ifade etti.
Dündar’a göre bu hikâyelerde ortak nokta, gücün kişiyi eleştiriye kapatması ve kendi hikâyesini tamamlama arzusunun çevresindeki insanları ve yapıyı etkileyen bir yıkıma dönüşmesi. Moby Dick’te Kaptan Ahab’ın beyaz balinanın peşinden mürettebatını felakete sürüklemesini de bu açıdan değerlendiren Dündar, “kendi hikayesinin” evrenin merkezine yerleştiği durumlarda kişinin çevresindeki herkesi kendi hikâyesinin figüranına dönüştürebileceğini söyledi.

“Vazgeçebilmek siyasette bir erdem”
Dündar, uzun süre iktidarda kalan liderlerin kendilerini toplumlarının kaderiyle özdeşleştirebildiğini belirterek bunu “güç sihirlenmesi” kavramıyla açıkladı. Bu noktada “trajik hata” ve “trajik körlük” kavramlarının ortaya çıktığını ifade etti. Ona göre kişi, kendisinin artık onaylanmadığını ve siyasi kredisinin tükendiğini göremediğinde, kendi yıkımına giden süreci de hızlandırabiliyor.
Dündar, “Vazgeçebilmek bir erdem. Hele ki konu siyasetse vazgeçebilmek bir erdemdir” dedi. De Gaulle örneğini de bu çerçevede değerlendiren Dündar, siyasi liderlerin görevden çekilmeyi bir yenilgi olarak değil, belirli koşullarda bir olgunluk göstergesi olarak görebilmesi gerektiğini savundu.








