İSTANBUL (Medyascope) – Spekülatif’in bu bölümünde Emre Dündar, mizah ve iktidar arasındaki ilişkiyi, bu ilişkinin Türkiye’deki tarihsel gelişimini ve mizahın farklı alanlardaki yansımalarını ele aldı. Dündar, mizah ve iktidar arasındaki ilişkiyi “hareketli ve çetrefilli” olarak tanımladı.
Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Emre Dündar, mizah ve iktidar arasındaki ilişkiyi ele alarak, bu ilişkinin Türkiye’deki tarihsel gelişimini ve farklı yansımalarını açıkladı.
- Dündar, mizahın doğası gereği muhalif ve ofansif olduğunu vurguladı, bu nedenle iktidar ile tam uzlaşma sağlanamayacağını belirtti.
- Mizahın iktidarın kontrol mekanizmalarıyla kaldırılamayacağını, yasaklamanın daha sert mizahların doğmasına yol açtığını ifade etti.
- Emre Dündar, mizah dergilerinin tarihini ve Gırgır dergisinin yeni formatını oluşturduğunu belirtti.
- Linç kültürünün mizahı engellediğini ve komedyenlerin bu çerçevede cesur şakalar yapabileceğini dile getirdi.
Spekülatif’te bu hafta Emre Dündar, mizah ve iktidar arasındaki ilişkiyi, bu ilişkinin Türkiye’deki tarihsel gelişimini ve mizahın farklı alanlardaki yansımalarını anlattı.
Mizah ve iktidarın birbiriyle tam anlamıyla uzlaşacağı bir dönem olmasının imkânsız olduğunu söyleyen Dündar, “Mizah doğası itibariyle muhaliftir, ofansiftir. Siyasetten bahsetmesi bile ofansiftir. En nihayetinde bir şeylerle alay etmek zorunda, ofansif olmaması diye bir durum yok. Mizahın ofansif doğasına tahammül edebilmek de bir uygarlık seviyesinin göstergesidir. Ofansif mizahın serbest yaşandığı ve üretildiği bir iktidar, baskılandığı bir iktidardan daha güçlüdür” dedi.
Mizah dergileri
Mizah dergilerinin Markopaşa dergisinden sonra uzun süre etkinlik göstermediğini belirten Emre Dündar, 70’lerde çıkan Gırgır dergisinin mizah dergilerinin yeni formatını oluşturduğunu söyledi:
“Gırgır bir ekole dönüştü ve mizah dergisinin yeni formatını oluşturdu. Dergide, ilk iki, üç sayfada siyasi karikatürler, ardından gündelik hayata dair karikatürlerin bulunduğu çeşitli köşeler vardı. Daha sonra Gırgır’dan çok daha sert, çok daha muhalif dergiler çıkmaya başladı. 85’te önce Limon çıktı, çok etkili oldu, çizgi romanlarının kalitesi çok severek çalışan bir ekibin işiydi. Leman’dan sonra yine çok iyi iki dergi, Penguen ve Uykusuz çıktı. Uykusuz da Penguen de ciddi işler yaptılar, Penguen, Gezi olayları sırasında çok büyük sükse yaptı.”

“Asla kontrol edilemez”
Mizahın kontrol mekanizmalarıyla ortadan kaldırılamayacağını vurgulayan Dündar, “Durdurulmaya çalışıldığı yerlerde, asla kontrol edemeyeceği daha sert mizahlar ortaya çıkar. Bir stand-upçının içeri girmesiyle şakalar, espriler, mizah anlayışı, taşlamalar, yermeler ortadan kaybolmaz. Artık binlerce yeni kanal var ve bu kadar hareketli medya tüketilen yerde insanlar yeni mizahlara onlara ulaşırlar” diye konuştu.
Linç kültürünün de mizahın önündeki engellerden biri olduğunu belirten Dündar, mizah çerçevesi içinde olduğunda duymaktan rahatsız olacağımız şakaların komedyenler tarafından yapılabileceğini dile getirdi:
“Birkaç meşhur stand-upçının mizahları yumuşadı. Çünkü insanların şakalarına cinsiyetçi, ırkçı diyorlar. Gösterinin tamamına bakıldığında kötü bir şey denmediği anlaşılıyor. Başka bir kontekst içinde birleştirildiğinde, insanları ırkçı, cinsiyetçi yapabilirsin. Mizah çerçevesi içinde bulunduğu sürece, bir insan hiç bizim hoşumuza gitmeyecek şeyler de söyleyebilme özgürlüğüne sahiptir.”








