2014 yerel seçimlerinden hemen önceydi, anneannemle dedem Bahariye’deki Saray Muhallebicisi’nde döner yerlerken yan masaya başlarında Süheyl Batum’un olduğu bir CHP heyeti gelmiş. CHP o seçimde İstanbul’a Mustafa Sarıgül’ü aday göstermişti.
Anneannem adaydan memnun olmayan bir seçmen olarak masasından kalkıp CHP’lilerin yanına gitmiş ve “bakın ben doğma büyüme Aydınlıyım” demiş, “öleceğimi bilirdim de CHP’ye oy vereceğimi bilmezdim.” Sonra da CHP’nin ayrışmasının, kabul görmeyen isimlerde ısrar etmesinin ne büyük hata olacağını söylemiş. Batum ise artık anneannemi teskin etmek amacıyla mı yoksa gerçekten inandığı için mi bilemiyorum ama seçimleri kazanacaklarını, Sarıgül’ünse açık farkla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçileceğini iddia etmiş.
Anneannemin siyasi şuurunu bir kenara bırakıp şu “doğma büyüme Aydınlı” olmasını biraz daha açayım istiyorum. Benim ninem, yani anneannemin annesi Şefika Hanım, ilkokul öğretmenliğinden emekliydi. Ben 23 yaşındayken vefat ettiği düşünülürse hatırı sayılır bir zamanı birlikte geçirdiğimizi söyleyebilirim. Ninem 1925 doğumluydu. Üç yaşında Türkiye’ye göçmüş. Yolculuğa dair pek bir şey hatırlamıyordu. Sadece at arabasıyla yola düzüldüklerini ve elma yiye yiye geldiğini anlatırdı.
Aile aslen Üsküp’e kırkbeş dakika uzaklıktaki Kratova diye bir köyden geliyor. “Küprünün başında iki katlı bir evimiz vardı, altı bakkaldı, üstünde biz otururduk.” Biz seneler önce annemle Kratova’ya o evi bulmaya gittik. “Kaç tane köprü olacak da, başında iki katlı bir apartman olacak?” diye düşünürken yamaca kurulmuş bu köyde ulaşımın neredeyse sadece köprülerle sağlandığını gördük. Eh, hemen her köprü başında altı bakkal olmaya müsait iki katlı bir apartman da vardı.
Kratova’dan gelince Aydın’a yerleşmişler. O dönemde Aydın’a yerleşmek, siyaseten de Demokrat olmayı gerektiriyor tabii. Anneannemin abisi Merkez Sağ’ın müşahhas bir halidir, parti kalmadığı dönemde bile DP üyeliğinden ve “kırattan” vazgeçmemişti. Bugün hâlâ Demokrat’tır.
Kızartma, paşa böreği ve büryan

Proust için madlen neyse anneannem için de patlıcan biber kızartması kokusu oydu, hep Aydın’da geçen çocukluğuydu. Anneannemin dediğine göre yazları bütün sokaklar kızartma kokarmış. Her öğlen ve akşam kızartma olurmuş, salata yerine. Üstüne sarımsaklı yoğurt ve kırmızı pul biber.
Şimdilerde artık unutulmaya yüz tutmuş eski Aydın ve Rumeli yemeklerinden birer tarif vereyim.
Aydın’ın “paşa böreği”, nineme gittiğimizin akşamı mutlaka sofraya çıkardı. O yüzden, senelerdir yemediğim “paşa böreği” benim için ninemin sofrasıdır.
Tarifi şöyle: Bir kilo un, dört yumurta, biraz tuz, biraz da su. Makarna hamuru gibi bir kıvam alana kadar karıştıracaksın. Bir karıştan biraz daha geniş olacak şekilde kızartılabilecek incelikte hamur yuvarlak açılacak -yufka açar gibi yani, ama biraz daha kalınca. Sonra bu hamur kızgın yağa atılıp kızartılacak. İnce hamur kızgın yağda hemen kızarır. Kızarmış hamurlar bir köşeye kaldırılacak. Bir başka tarafta, dana ya da koyun etinden kavurma hazırlanacak -şimdilerde kıyma da kullanılıyormuş ama anneannemin çocukluğunda hep kavurmalık et kullanılırmış. Üçüncü bir tarafta da sarımsaklı yoğurt olacak. Bir tepsinin içine su ve tereyağ konacak -et suyu da olabilir ama biraz ağır olur. Tepsideki su kaynamaya başlayınca kızarmış yufkalardan biri suya atılacak, hemen çevrilecek -çünkü çok çabuk haşlanır-, çıkarıp servis tabağına konacak. Sonra hemen ikinci hamur yaprağı atılacak. Bu esnada servis tabağındaki hamurun üstüne de et konacak. İkinci kat hamur, etlerin üzerine gelecek. Sonra bir et daha, bir hamur daha… Böyle böyle, yufkadan beş kat çıkılacak. Su azaldıysa biraz daha tereyağlı su eklenecek. En üste ise sarımsaklı yoğurt dökülecek. Kavurmalık etlerin son kalanları da yoğurdun üstüne konacak. En nihayetinde de kızdırılmış biberli tereyağı etlerin üstünde gezdirilecek. Sonra üçgen dilimler halinde tabaklara servis edilecek.
İşte Rumelilerin en sevdiği bayram yemeği olan “büryan”.
Taze soğanlar doğranıp tereyağında kavrulacak. Anneannemin dediğine göre, büryan, özellikle kurban etiyle çok lezzetli olurmuş. Ama biz evde genellikle tavuklu yerdik. Sotelenen soğanın içine pirinç atılacak. Güzelce bir kavrulacak. Tuz, karabiber, nane serpilip haşlanmış tavuk budu ya da kuzu eti konacak. Su ilave edilip pilav gibi pişirilecek. Pilav piştikçe etler pirincin içine hafif gömülür ve yemeye hazır hale gelir.






