“Entelektüeller destek vermiyor” tartışması: Barış Akademisyenleri 10 yıl önce ne yaşamıştı?

barış akademisyenleri

İSTANBUL (Medyascope) – İmralı heyeti üyesi Faik Özgür Erol’un “entelektüeller barış sürecine destek vermiyor” sözleri yeni bir tartışma başlattı. Ruşen Çakır 2016’da “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza atan akademisyenleri hatırlatarak, “Bu akademisyenlerin başına bir sürü işi getiren insanlar diyor ki, ‘Hadi barış yapıyoruz, siz de gelin.’ İnsaflı olmak gerekiyor” dedi. Peki Barış Akademisyenleri kimdi ve neler yaşadılar?

Güneydoğu’da çatışmaların ve hendek operasyonlarının sonlandırılması çağrısıyla hazırlanan “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisi, 11 Ocak 2016’da kamuoyuna duyuruldu.

İlk etapta bin 128 akademisyen tarafından imzalanan metne daha sonra yaklaşık 2 bin akademisyen imza verdi. Bildiri, kamuoyunda Barış Bildirisi olarak anılırken imzacı akademisyenler de “Barış Akademisyenleri” adıyla bilindi.

Metinde devletin bölgede yürüttüğü operasyonlara son vermesi talep edilerek, “Bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak sessiz kalıp bu katliamın suç ortağı olmayacağımızı beyan ediyoruz” denildi.

Bildirinin tamamı şöyle:

“Bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak bu suça ortak olmayacağız!

Türkiye Cumhuriyeti; vatandaşlarını Sur’da, Silvan’da, Nusaybin’de, Cizre’de, Silopi’de ve daha pek çok yerde haftalarca süren sokağa çıkma yasakları altında fiilen açlığa ve susuzluğa mahkûm etmekte, yerleşim yerlerine ancak bir savaşta kullanılacak ağır silahlarla saldırarak, yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı başta olmak üzere anayasa ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınmış olan hemen tüm hak ve özgürlükleri ihlal etmektedir.

Bu kasıtlı ve planlı kıyım Türkiye’nin kendi hukukunun ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası antlaşmaların, uluslararası teamül hukukunun ve uluslararası hukukun emredici kurallarının da ağır bir ihlali niteliğindedir.

Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesini, sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasını, gerçekleşen insan hakları ihlallerinin sorumlularının tespit edilerek cezalandırılmasını, yasağın uygulandığı yerde yaşayan vatandaşların uğradığı maddi ve manevi zararların tespit edilerek tazmin edilmesini, bu amaçla ulusal ve uluslararası bağımsız gözlemcilerin yıkım bölgelerinde giriş, gözlem ve raporlama yapmasına izin verilmesini talep ediyoruz.

Müzakere koşullarının hazırlanmasını ve kalıcı bir barış için çözüm yollarının kurulmasını, hükümetin Kürt siyasi iradesinin taleplerini içeren bir yol haritasını oluşturmasını talep ediyoruz. Müzakere görüşmelerinde toplumun geniş kesimlerinden bağımsız gözlemcilerin bulunmasını talep ediyor ve bu gözlemciler arasında gönüllü olarak yer almak istediğimizi beyan ediyoruz. Siyasi iktidarın muhalefeti bastırmaya yönelik tüm yaptırımlarına karşı çıkıyoruz.

Devletin vatandaşlarına uyguladığı şiddete hemen şimdi son vermesini talep ediyor, bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak sessiz kalıp bu katliamın suç ortağı olmayacağımızı beyan ediyor, bu talebimiz yerine gelene kadar siyasi partiler, meclis ve uluslararası kamuoyu nezdinde temaslarımızı durmaksızın sürdüreceğimizi taahhüt ediyoruz.

İmzalarınızı üniversiteniz ve ünvanınız ile birlikte info@barisicinakademisyenler.net adresine yollamanız rica olunur.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bildirinin ardından imzacı akademisyenleri sert sözlerle hedef aldı. Erdoğan, akademisyenler için “aydın müsveddeleri” ifadesini kullanarak, “Siz karanlıksınız, aydın falan değilsiniz” dedi; imzacıları “mandacılık” ve “ihanet”le suçladı.

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker de akademisyenleri, “Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve akan kanlarınızla duş alacağız” sözleriyle tehdit etti.

406 akademisyen KHK ile ihraç edildi

Barış İçin Akademisyenler’in yayımladığı hak ihlalleri dökümüne göre bildiriye imza atan 406 akademisyen OHAL KHK’leriyle kamu görevinden ihraç edildi. Bunların 398’i kamu, sekizi vakıf üniversitelerinde görev yapıyordu.

KHK ihraçları, işten çıkarmalar, istifaya veya emekliliğe zorlamalar birlikte değerlendirildiğinde işini kaybeden ya da görevinden ayrılmak zorunda kalan akademisyenlerin toplam sayısı 549’a ulaştı.

505 akademisyen disiplin soruşturması geçirdi, 101’i görevden uzaklaştırıldı, 70’i gözaltına alındı ve dört akademisyen tutuklandı.

Barış Bildirisi nedeniyle 822 akademisyen hakkında “terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla dava açıldı.

Akademisyenlerin bir bölümü 15 aydan üç yıla kadar değişen hapis cezalarına çarptırıldı.

Barış İçin Akademisyenler’in verilerine göre üç akademisyen 40 gün, bir akademisyen ise 22 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi.

OHAL Komisyonu’ndan yalnızca üç iade

İhraç edilen akademisyenlerin hukuk mücadelesinin ilk duraklarından biri OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu oldu. 2017’de kurulan Komisyon beş yıllık görev süresinde 127 bin 292 dosya hakkında karar verdi. Bunların 17 bin 960’ında başvurucu lehine karar çıktı.

Ancak Barış Akademisyenleri açısından tablo farklı. Başvuran akademisyenlerden yalnızca üçü için OHAL Komisyonu göreve iade kararı verdi.

Ret alan akademisyenler ise OHAL Komisyonu kararlarını incelemek üzere görevlendirilen Ankara idare mahkemelerinde hukuk mücadelesini sürdürdü.

Barış İçin Akademisyenler’in hak ihlalleri raporunda KHK ile ihraç edilen akademisyenlerden dokuzunun göreve iade edildiği belirtiliyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş