Açık Oturum (532): Çözüm süreci neden toplumsallaşmadı, aydınlar neden suskun?

İSTANBUL (Medyascope) – Açık Oturum’un bu bölümünde Medyascope Haber Müdürü Göksel Göksu’nun konukları Ahmet İnsel, Bülent Küçük ve Mesut Yeğen, sürecin yalnızca siyasi aktörler arasında yürütülmesinin toplumda nasıl bir karşılık bulduğunu ve kalıcı bir barış için toplumun sürece dahil edilmesinin önemini tartıştı. 

Açık Oturum’un bu bölümünde Göksel Göksu’nun konukları Ahmet İnsel, Bülent Küçük ve Mesut Yeğen oldu. Programda entelektüellerin suskunluğu, suskunluğun nedenleri ve sürece yönelik eleştirilere karşı oluşan tahammülsüzlük ele alındı, “Çözüm süreci neden toplumsallaşmadı?” sorusuna yanıt arandı.

“Endişelerin dile getirilmesi demokratik tartışma zeminin var olduğunun işaretidir”

Ahmet İnsel, 2016’daki bildiriyi “Barış Akademisyenlerinin devletten talebi, bir yurttaş hakkı talebiydi” diye açıklayarak bugünü değerlendirdi:  

“Ben bu suça ortak olmayacağız bildirisinin imzacılarından olarak bugün atılan adımı eleştirmiyorum. Ama endişelerim olduğunu belirtiyorum.”

İnsel, çözüm sürecine bütünüyle karşı çıkmanın barış ihtimaline karşı çıkmak anlamına gelebileceğini ifade ederken, sürecin eleştirilmesinin de demokratik tartışmanın parçası olduğunu vurguladı. “Sorunların, ihtimallerin, endişelerin dile getirilmesi bir demokratik tartışma zemininin var olduğunun işaretidir” dedi.

Açık Oturum (532): Çözüm süreci neden toplumsallaşmadı, aydınlar neden suskun?

“Biz savaşa karar verdik, susunuz. Biz barışa karar verdik yine susunuz”

Bülent Küçük, sürecin yeterince toplumsallaşamamasında Türkiye’deki eleştirel kamusal alanın daralmasının etkili olduğunu söyledi. 2013-2015 döneminde çözüm sürecinin topluma anlatılması ve toplumun sürece dahil edilmesi için “Akil İnsanlar” mekanizmasının oluşturulduğunu hatırlatan Küçük, bugün böyle bir çabanın olmadığını belirtti.

Küçük, akademisyenlerin bugün daha sessiz olmasında 2016’daki Barış Akademisyenleri sürecinin de etkili olduğunu söyledi. Akademisyenlerin suçlulaştırılmasının akademinin saygınlığını da zedelediğini belirten Küçük, “2013-2015 sürecinde ve Barış Akademisyenlerinin bu şekilde suçlulaştırılmış olması onları ciddi anlamda ürküttü, kırdı ve siyasetten uzaklaştırdı” dedi.

“Herkesi aynı paket içerisinde değerlendirmemek gerekiyor”

Mesut Yeğen, çözüm sürecine yönelik farklı tutumların birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi. Sürece karşı çıkanlarla, tereddütlerine rağmen sürecin içinde olunması gerektiğini düşünenlerin aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Yeğen, “Herkesi bir aynı paket içerisinde değerlendirmemek gerekiyor” dedi.

Yeğen, entelektüellerin siyasi aktörlerin beklentilerine göre pozisyon almak zorunda olmadığını vurguladı:

“Entelektüellerin şöyle bir sorumluluğu yok, Kürt hareketi savaş deyince savaşı desteklesin, barış deyince barışı desteklesin. Kendi bağımsız akıllarınca tutumlarını geliştirmeye çalışıyorlar.”

“Sürecin toplumsallaşması yeterince istenmedi”

Mesut Yeğen, çözüm sürecinin neden toplumsallaşamadığı konusunda hem iktidarın hem de Kürt siyasetinin rolüne dikkat çekti.

DEM Parti’nin süreci toplumsallaştırmaya çalıştığını ancak bunun daha çok kendi tabanıyla sınırlı kaldığını belirten Yeğen, “Sadece kendi çekirdek tabanıyla buluşmalara indirgenen türden bir toplumsallaşma sonuçta ortaya çıktı” dedi. Yeğen ayrıca çözüm sürecinin Türkiye’nin genel demokratikleşme meselesiyle birlikte ele alınabileceğini söyledi.

Ahmet İnsel de Kürt siyasal hareketi içerisinde eleştiriye tahammülsüz tutumların bulunabileceğini söyledi. İnsel, sürece yönelik eleştirilerin bütünüyle reddedilmemesi gerektiğini belirtti. Bülent Küçük ise eleştiri ile dışlama ve değersizleştirme arasında ayrım yapılması gerektiğini söyledi:

“Eleştiri insanları değersizleştirmek, aşağılamak, dışlamak, tepeden konuşmak… var olan bir şeyi tamamıyla kamusal alanın dışına itmek gibi bir yerden konuşulduğu zaman bu eleştiri anlamına gelmez.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş