Ruşen Çakır yorumladı | Nefret dilinin sembolleri: Yeşil, beyaz Toros ve sarı torba

İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Kocaelispor-Amedspor maçında tribünde açılan sarı torba sembollerini değerlendirdi. Çakır, olayın “düşünce, ifade özgürlüğüyle alakalı” olmadığını belirterek “Bu bir nefret söylemi” dedi.

Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, “Nefret dilinin sembolleri: Yeşil, beyaz Toros ve sarı torba” başlıklı yayınında Amedspor’un Kocaelispor deplasmanında tribünde gösterilen sarı torbalara dikkat çekti. Sarı torbanın, çatışmalarda öldürülen PKK militanlarının konulduğu cenaze torbası olduğunu belirten Çakır, bu sembolün geçmişte özellikle çözüm süreci öncesinde kullanıldığını söyledi.

Çakır, daha önce tribünlerde Yeşil ve beyaz Toros gibi sembollerin de kullanıldığını hatırlattı. Yeşil’in Mahmut Yıldırım’ın kod adı olduğunu, beyaz Toros’un ise 1990’lı yıllardaki yargısız infazlarla özdeşleştiğini belirten Çakır, sarı torba kullanımının da benzer bir anlam taşıdığını ifade etti.

Çakır, tribünde gösterilen sarı torbalar için, “Bu kesinlikle ve kesinlikle düşünce, ifade, özgürlüğüyle alakalı bir şey değil. Bu bir nefret söylemi” dedi. Bunun ırkçı ve faşist bir yaklaşım olduğunu söyleyen Çakır, Amedspor’a yönelik bu tür eylemlerin kışkırtıcılık taşıdığını belirtti.

Nefret dilinin sembolleri
Ruşen Çakır yorumladı | Nefret dilinin sembolleri: Yeşil, beyaz Toros ve sarı torba

“Devlet bu konuda eskisi gibi duyarsız kalmayacak”

Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın olayla ilgili soruşturma başlatarak beş kişiyi gözaltına almasını da değerlendiren Çakır, tribünlerdeki kişilerin kamera ve Passolig sistemi sayesinde tespit edilmesinin kolay olduğunu söyledi.

Gözaltıların “halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmek” iddiasıyla yapıldığını belirten Çakır, soruşturmanın sonucunun önemli olduğunu ifade etti. Çakır’a göre devletin bu konuda önceki dönemlerdeki duyarsızlığını göstermemesi, sürecin toplumsal boyutu açısından önem taşıyor.

Çakır, Amedspor’un diğer maçlarında da benzer provokasyonların yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Özellikle farklı takımları destekleyen Kürt taraftarların bulunduğuna dikkat çeken Çakır, Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe tribünlerinde de çok sayıda Kürt taraftar olduğuna dikkat çekti.

Barış sürecinden döndürebilecek provokasyonlara karşı uyarı

Türkiye’nin kritik bir süreçten geçtiğini belirten Çakır, bu sürecin yalnızca siyasi aktörlerin attığı adımlarla değil, toplumun farklı kesimlerinin sürece dahil olmasıyla ilerleyebileceğini söyledi. Çakır, özellikle tribünlerde ortaya çıkan bu tür provokatif eylemlerin toplumsal barış açısından ciddi risk taşıdığını vurguladı.

Sürecin toplumsallaşmasına başından itibaren yeterince önem verilmediğini ifade eden Çakır, artık medyanın da bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirtti. Provokatif eylemlerin büyütülmemesi ve yaygınlaştırılmaması gerektiğini söyleyen Çakır, bu tür girişimlerin Türkiye’nin yeniden girdiği barış sürecini sekteye uğratmaması gerektiğini vurguladı. Çakır, “Türkiye’yi tekrar girdiği bu barış yolundan döndürmesin” diyerek, hem devletin hem toplumun bu tür girişimlere karşı dikkatli olması gerektiğine işaret etti.

Ayşe Buğra’ya ithaf etti: “Türkiye bu ayıbı daha fazla sürdürmesin”

Yayınının sonunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Osman Kavala kararını değerlendiren Çakır, programı Kavala’nın eşi, akademisyen Ayşe Buğra’ya ithaf etti. Çakır, Kavala’nın yaklaşık dokuz yıldır cezaevinde olduğunu, Buğra’nın da eşi olarak bu süreci onunla birlikte yaşadığını söyledi.

Ayşe Buğra’nın Türkiye’nin önde gelen iktisatçılarından biri olduğunu belirten Çakır, özellikle sosyal politikalar alanındaki çalışmalarına dikkat çekti. Buğra’nın Boğaziçi Üniversitesi’ndeki akademik çalışmalarını, kitaplarını ve çevirilerini hatırlatan Çakır, Karl Polanyi’nin Büyük Dönüşüm adlı eserinin çevirisini de Buğra’nın yaptığını belirtti.

Kavala’nın serbest bırakılması çağrısında bulunan Çakır, Kavala’nın durumunun artık hukuki olmaktan çok siyasi bir mesele haline geldiğini belirtti ve “Türkiye bu ayıbı daha fazla sürdürmesin” dedi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş