Nepal ile Tibet arasındaki Himalaya bölgesini vuran heyelan ve ani sellerde en az 300 kişi hayatını kaybetti. Aralarında Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avustralya, İngiltere ve Kanada’dan turistlerin de olduğu binden fazla kişi kayıp. Can kaybının artmasından endişe ediliyor.
Bilim insanlarına göre sel, büyük olasılıkla, dağların yüksek kesimlerindeki bir buzuldan devasa bir buz kütlesinin kopmasıyla meydana geldi.
Peki Nepal’deki sel nasıl başladı?
26 Ağustos Çarşamba günü yerel saatle 08.37’de Himalayalar’daki bir buzulun devasa bir bölümü koptu, Nepal’in Langtang Milli Parkı’ndaki vadinin tabanına düştü.
Sel felaketi, başkent Katmandu’nun yaklaşık 60 kilometre kuzeyinde, Nepal-Tibet sınırındaki dağlık bölgede meydana geldi.
Çöküşün yarattığı sarsıntı o kadar güçlüydü ki olay ilk başta 4,4 büyüklüğünde bir deprem olarak kayıtlara geçti. ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS) daha sonra sarsıntının buzul, kaya ve buz kütlelerinin çökmesinden kaynaklandığını belirledi ve büyüklüğünü 5,2 olarak ölçtü.
Çöküş, devasa miktarda su, çamur, kaya ve buzun açığa çıkmasına neden oldu. Bu kütle vadiler boyunca büyük bir hızla ilerleyerek Lhende Khola, Bhote Koshi ve Trishuli nehirlerine ulaştı.
Selin getirdiği çamur akıntısı, Trishuli Nehri boyunca en az 72 kilometre aşağıya doğru ilerledi. Aşağıdaki harita sel felaketinin hangi bölgeleri etkilediğini anlamaya yardımcı olacaktır.

Yüksek hızdaki ani seller, dağcı turistlerin ve hacıların sıkça ziyaret ettiği bölgeler de dahil olmak üzere Nepal’in kuzeyindeki yerleşimlere doğru ilerledi.
Aşağıda da göreceğiniz üzere, Nepal ile Tibet’i birbirine bağlayan Gyirong Sınır Kapısı’ndan gelen görüntülerde, devasa enkaz ve çamur dalgası binaları yerle bir edip otobüsleri sürüklerken insanların canlarını kurtarmak için koşuyor.
Kayıtlara geçen 300 ölünün yanı sıra felaketten kurtulanlar da oldu.
Onlardan biri 68 yaşındaki Keshav Prasad Baral. Tedavi gördüğü hastanede Guardian’a konuşan Baral, “Üzerimize doğru gelen devasa bir çamur dalgası vardı. Yaklaştıkça daha da yükseliyordu. Evimizin içine girdiğini görünce eşimin elini tutup onu terasa çıkarmaya çalıştım. Ama çamur onu sürükledi” diyor.
Eşini kurtaramadıklarını belirten Baral, “Dört ya da beş saat sonra bir helikopter gelip beni kurtardı. Eşim hâlâ çamurun altında bir yerde. Onu kaybettim” diyerek yaşadıklarını anlatıyor.
Bir başka kişi ise çalıştığı evin sel sularında kayboluşunu izlerken bir mango ağacına tutunarak hayatta kaldığını anlatıyor, “O ağaç olmasaydı sel beni sürükler ve ölürdüm” diyor.
Aşağıdaki videoda selin yıkıcı gücünü gösteren bir başka görüntüyü göreceksiniz. Videoda Trishuli Nehri üzerindeki bir köprü adeta tsunami gibi olan bir sel tarafından sürükleniyor.
Nehir kıyısındaki yerleşimi yaran sel, çok katlı evleri kısa süre içinde sular altında bıraktı.
Yine aşağıdaki bir başka videoda selin, önemli bir tarihi yerleşim ve hac merkezi olan Betrawati Bazaar’a doğru ilerlerken bütün bir nehir vadisini yuttuğu görülüyor.
Aşağıda hazırladığımız Bidur kentindeki sel felaketinin uydu görüntüsü ise yıkımın vahametini görmenizi sağlayacaktır.
Peki bu gibi ani sellerden kaçmak mümkün mü?
Texas Üniversitesi San Antonio’dan hidroloji uzmanı Hatim Sharif, bu kadar yüksek hızla hareket eden çamur ve su karışımının ölümcül bir şekilde “sıvı beton gibi” davrandığını ve böyle bir selden koşarak kaçmanın mümkün olmadığını söyledi.
Arama kurtarma çalışmaları, altyapının hasar görmesi ve nehir seviyesinin normalden yüksek olması nedeniyle oldukça zorlu bir şekilde devam ediyor. Yaklaşık 50 bin kişinin yaşadığı Rasuwa bölgesindeki Syapru Besi ve Timure’ye helikopterler inemiyor. Kurtarma ekipleri, çok katlı binaların alt katlarını sel suları ve çamurun doldurduğu bölgelerde hayatta kalanları bulmak için balçığın içinde ilerliyor.
Bir sağlık çalışanı Reuters’a verdiği demeçte, bu zorlu durumu, “Nereye baksak yıkım görüyoruz. Nehir kenarındaki yerleşimlerin tamamı sürüklendi. Benim de beş yakınım kayıp” sözleriyle anlatıyor.
Nepal’deki sel felaketinin nedeni ne?
Ani sele büyük olasılıkla bir buzuldan kopan çığ neden oldu.
Videolardan ve fotoğraflardan da görebileceğiniz üzere bu bir felaket, hatta felaketten kurtulanların sözleriyle “kıyamet.”
Kanada’daki Calgary Üniversitesi’nden jeomorfolog Doç. Dr. Daniel Shugar, ilk uydu analizlerinin yaklaşık 0,2 kilometrekarelik bir buz kütlesinin yaklaşık 1,2 kilometre dikey olarak çöktüğünü gösterdiğini söyledi. Shugar, Bluesky’da yaptığı paylaşımda şöyle yazdı:
“Planet Labs’in uydu görüntülerinde görebildiğim kadarıyla, yaklaşık 5 bin 200 metre yükseklikteki bir buzulun alt bölümü koptu ve yaklaşık bin 200 metre aşağıdaki vadi tabanına düştü.”
Uydu görüntülerinin ayrıca felaketten önceki 24 saat içinde büyük miktarda karın eridiğine işaret ettiğinin altını çizen Shugar, “Vadideki bazı buzullar dün karla kaplıydı, bugün ise büyük ölçüde çıplak buz halindeler. Başka bir deyişle — henüz herhangi bir meteoroloji istasyonu verisi görmedim — muhtemelen hava sıcaktı” dedi.
Shugar, bölgedeki inşaat faaliyetlerinin de bir etken olabileceği görüşünde.
Melbourne’daki Monash Üniversitesi’nden buzul bilimci Prof. Andrew Mackintosh ise çökmenin yalnızca buzulla mı sınırlı kaldığının, yoksa buzulun bir bölümünü de içeren tüm dağ yamacının mı çöktüğünün henüz belli olmadığını söyledi.
Uluslararası bir buzul araştırmacıları grubu da buzul çökmesinin olayda kesinlikle rol oynadığını ancak bunun tek başına felaketin nedeni olmasının pek olası olmadığını belirtti.
Buzullar ne sıklıklar çöküyor, iklim krizinin etkisi var mı?
Öncelikle Himalaya sıradağlarının, Güney Asya’daki birçok ülkeye yayıldığını ve dünyanın en yüksek zirvelerinin yanı sıra hâlâ varlığını sürdüren çok sayıda buzula ev sahipliği yaptığını aklımızda tutalım.
Mackintosh böylesine büyük buzul çökmelerinin son derece çarpıcı olduğunu belirterek, ““Bu ölçekteki buzul çökmeleri gerçekten sarsıcı. Bir buzul bilimci olarak, daha önce gözlemlediklerimizden farklı görünen bu olaylardan endişe duymamak zor” diyor.
Peki buzul çökmeleri ile iklim değişikliği arasında doğrudan bir ilişki var mı?
Mackintosh, bu tür olayların belgelenmiş örneklerinin çok az olduğunu, bu nedenle buzul çökmeleri ile iklim değişikliği arasındaki doğrudan ilişki konusunda henüz kesin ifadeler kullanmanın mümkün olmadığını belirtiyor. Buna karşılık bilim insanlarının, buzulların geri çekilmesi ile iklim değişikliği arasındaki ilişki konusunda çok yüksek bir güvene sahip olduğunu söylüyor.
Nepal, Hindistan, Çin, Bhutan ve Pakistan’a yayılan Himalayalar, küresel ortalamanın iki katı hızla ısınıyor. Bu durum bölgedeki çığ, heyelan ve sel riskini artırıyor.
Avustralya’daki Sunshine Coast Üniversitesi’nden buzul bilimci ve kutup mühendisi Doç. Dr. Adrian McCallum bu süreci şöyle anlatıyor:
“İklim ısındıkça buzullar geri çekiliyor, buz suya dönüşüyor ve bu su bir yerde birikiyor.”
Birleşmiş Milletler (BM), 2023’te Nepal’deki dağların küresel ısınma nedeniyle 30 yılı biraz aşkın bir sürede buzlarının yaklaşık üçte birini kaybettiğini açıkladı. Aynı yıl yayımlanan bir değerlendirmeye göre Hindu Kush-Himalaya buzulları, 2011-2020 döneminde önceki on yıla kıyasla yüzde 65 daha hızlı eridi.
2021’de Himalayalar’daki bir buzulun kopması, Hindistan’ın Uttarakhand eyaletinde ani sellere yol açmış, 200 kişi hayatını kaybetmiş ya da kaybolmuştu.
Kaynak: Guardian, New York Times








