İSTANBUL (Medyascope) – Prenses Diana, 31 Ağustos 1997’de Fransa’nın başkenti Paris’teki bir alt geçitte geçirdiği trafik kazası sonucu 36 yaşında hayatını kaybetti. Peki kazaya giden süreçte neler oldu?
Prenses Diana, 31 Ağustos 1997’de Fransa’nın başkenti Paris’teki bir alt geçitte geçirdiği trafik kazası sonucu 36 yaşında hayatını kaybetti. Peki o gece Paris’te ne oldu? İşte dünyayı sarsan kazada yaşananlar.
Diana ve Charles nasıl tanıştı?
Spencer ailesi nesiller boyunca İngiliz Kraliyet Ailesi’ne hizmet etti. Diana’nın büyük büyükbabası VI. Spencer Kontu, hem VII. Edward hem de V. George döneminde lord mabeyincisi olarak görev yaptı. Ailenin dört büyük halası Kraliçe Anne’nin hizmet kadrosunda yer aldı, babası ise VI. George ve kraliçenin yaverliğini üstlendi.
Diana, Prens Charles ile 1977’de Althorp’ta tanıştı. Diana o sırada 16, Charles ise 29 yaşındaydı. Charles, Diana’nın ablası Sarah’ın davetlisi olarak bir av partisine katılmıştı. Çift, bu karşılaşmayı yıllar sonra, üç buçuk yıl sonra gerçekleşecek evliliklerine giden yoldaki ilk dönüm noktası olarak değerlendirdi.
Diana, Charles’ın davetlisi olarak Balmoral’da bir hafta sonu geçirdikten sonra, 8 Eylül 1980’de bir magazin gazetesinin manşetinde “yeniden aşık oldu” ifadesi yer aldı. Bu manşet, Diana’nın ölümüne kadar sürecek yoğun basın takibinin başlangıcı oldu. 24 Şubat 1981’de Buckingham Sarayı, Kraliçe ve Edinburgh Dükü’nün oğulları Galler Prensi’nin Lady Diana Spencer ile nişanlandığını açıkladı.
Evlilik ve çocukları
Charles ve Diana, Diana’nın 20. doğum gününden üç hafta sonra, 29 Temmuz 1981’de Londra’daki St. Paul Katedrali’nde evlendi.

Düğünün ardından çift, Kensington Sarayı ile Tetbury yakınlarındaki Highgrove House’da yaşamaya başladı. 5 Kasım 1981’de ilk çocuklarını beklediklerini açıkladılar.
21 Haziran 1982’de Paddington’daki St Mary’s Hastanesi’nin Lindo Kanadı’nda doğan ilk oğulları ve tahtın varisine William Arthur Philip Louis adı verildi. 15 Eylül 1984’te ise çiftin ikinci oğlu Henry Charles Albert David doğdu.
Diana, çocuklarının dadısını, okullarını ve kıyafetlerini kendisi seçen, fırsat buldukça onları bizzat okula götüren bir anne olarak öne çıktı.
Evliliğin çöküşü ve boşanma
1980’lerin sonlarına gelindiğinde Charles ve Diana’nın ayrı hayatlar sürdüğü kamuoyunca biliniyordu. Aralık 1992’de dönemin Başbakanı John Major, Diana ve Charles’ın ayrıldığını Avam Kamarası’na duyurdu. Diana ise 3 Aralık 1993’te kamusal yaşamdan çekildiğini açıkladı.
Diana, eşiyle çıktığı bir kraliyet gezisi sırasında Hindistan’daki Tac Mahal’in önünde tek başına fotoğraf çektirerek 1992’de evliliğinin sona erdiğine dair açık bir işaret vermişti.
Prenses Diana, 20 Kasım 1995’te BBC’nin Panorama programında gazeteci Martin Bashir’e verdiği röportajla kraliyet ailesinin özel hayatını daha önce görülmemiş açıklıkta kamuoyunun önüne taşıdı.

Charles ile Camilla arasındaki ilişkiyi anlatırken söylediği “Bu evlilikte üç kişiydik, dolayısıyla biraz kalabalıktı” sözü röportajın simgesi haline geldi. Diana ayrıca ruh sağlığı sorunlarından ve bulimia ile mücadelesinden de söz etti.
Kraliçe Elizabeth, röportajın ardından çifte boşanmalarını tavsiye etti ve bir ay sonra, 20 Aralık’ta ikisine de birer mektup gönderdi.
Şubat 1996’da Diana, boşanmayı kabul ettiğini, unvanını koruyacağını ve çocuklarla ilgili kararlarda yer almaya devam edeceğini açıkladı. Saray ise aynı gün bu açıklamayı, boşanmanın ayrıntılarının henüz görüşülmediğini belirterek yalanladı.
Çift 28 Ağustos 1996’da resmen boşandı, Diana “Galler Prensesi” unvanını korurken “Majesteleri” unvanını kaybetti.
Diana ve Dodi Fayed’in tanışması
Trafik kazasında Diana’nın yanında bulunan Dodi Fayed ile Diana, 1986’da bir polo maçında tanıştı.
Aynı yıl Charles, yetkili biyografisinde doğruladığı üzere Camilla Parker Bowles ile ilişki yaşamaya başlamış, eski ordu Binbaşı James Hewitt de Diana ile beş yıllık bir ilişkiye başladığını iddia etmişti. Dodi ise aynı yıl model Suzanne Gregard ile evlenip sekiz ay sonra boşanmıştı.

1997 yazında Dodi’nin babası Mohamed Al Fayed, Diana’yı ve oğulları William ile Harry’yi St. Tropez’deki villasında tatile ve 32 milyon dolarlık yatı Jonikal ile gezintiye davet etti.
10 Ağustos 1997’de Sunday Mirror gazetesi, Diana ve Dodi’nin Jonikal’de birlikteyken çekilmiş bir paparazzi fotoğrafını yayımladı.
Bu, ikilinin birlikte görüntülendiği ilk fotoğraflardı ve ilişkilerinin teyidi niteliğindeydi.
Kazanın gecesi
Diana, Ritz Oteli’nden ayrıldıktan sonra, gece yarısını geçtiğinde Alma Köprüsü altındaki tünelde yüksek hızla ilerleyen Mercedes S-280 marka araçla bir direğe çarptı.

Diana, Dodi Fayed ve şoför Henri Paul kazada hayatını kaybetti. Koruma görevlisi Trevor Rees-Jones kazadan sağ kurtuldu. Paul ve Fayed olay yerinde hayatını kaybederken, Diana birkaç saat sonra yakındaki bir hastanede aldığı yaralar nedeniyle öldü.
Hem Fransız hem İngiliz yetkililerin yürüttüğü soruşturmalar, kazadan şoför Paul’ün sorumlu olduğu sonucuna vardı. Paul’ün, paparazzi fotoğrafçılarından kaçmaya çalışırken Seine Nehri kıyısındaki tünelde aracın kontrolünü kaybettiği sırada alkollü ve antidepresan etkisinde olduğu belirlendi.
Kraliyet ailesinin tepkisi
Kraliçe’nin ölümün ardından geçen günlerde ulusun ruh halini yansıtmadığı gerekçesiyle eleştirildiği görüldü.
Prens Charles’ın, annelerinin ölüm haberini William ve Harry’ye verdikten birkaç saat sonra ikisini Balmoral’daki kiliseye götürerek “her şey normalmiş gibi” bir izlenim vermeye çalışması halkın tepkisine yol açtı.
Kraliçe’nin İskoçya’da uzun süre kalıp Londra’ya yeterince hızlı dönmemesi de eleştirilere neden oldu.
Cenaze töreni
Diana’nın cenaze töreni 6 Eylül 1997’de Westminster Abbey’de düzenlendi.

Törene 2 bin kişi katılırken, Birleşik Krallık’ta 32,1 milyon, dünya genelinde ise tahminen 2,5 milyar kişi yayını izledi. Cenaze alayında Galler Prensi, Edinburgh Dükü, Diana’nın kardeşi Lord Spencer ve William ile Harry tabutun arkasında yürüdü.
Komplo teorileri
Diana’nın ölümüyle ilgili komplo teorileri, ölümünden yıllar sonra da dolaşmaya devam etti.
Bir grup teori, Diana’nın Dodi’den hamile kaldığı ve çiftin nişanlanmak üzere olduğu iddiasına dayanıyor. Bu senaryoya göre kraliyet ailesi, Diana’nın Hristiyan olmayan biriyle evlenmesinin doğuracağı skandalı önlemek için ölümü emretmiş olabilir.
İstihbarat servislerinden ihraç edilen eski MI6 ajanı Richard Tomlinson, ajanların Diana’yı izlediğini ve ölümünün MI6’nın daha önce hazırladığı bir suikast planına benzediğini öne sürdü. Bu iddiaları inceleyen soruşturma, Tomlinson’ın iddialarının abartılı olduğu sonucuna vardı. Mohamed Al Fayed ise soruşturma boyunca Diana ve Dodi’nin Edinburgh Dükü’nün emriyle MI6 tarafından öldürüldüğünü savundu.
Kaza sonrası incelemede Mercedes’in gövdesinde, aracın beyaz bir Fiat Uno ile temas ettiğine işaret eden boya izleri bulundu. Bu araç hiçbir zaman bulunamadı. Al Fayed, bu aracın güvenlik servisleri tarafından Mercedes’in yolunu kesmek için kullanıldığını iddia etti.
Al Fayed’in belirttiğine göre tünel güzergahında kazanın yaşandığı geceye ait kayıt bulunmuyordu, Independent gazetesi de 2006’da Pont de l’Alma alt geçidinde 14’ten fazla güvenlik kamerası bulunduğunu, ancak hiçbirinin çarpışmayı kaydetmediğini yazmıştı.
Diana ile Dodi’nin kaza anında emniyet kemeri takmıyor olması da bazı kişilerin kemerlerin sabote edildiğini öne sürmesine yol açtı. Fransız araştırmacılar 1998’de tüm kemerlerin çalışır durumda olduğunu açıkladı, aracın 2005’te İngiltere’ye iade edilmesinin ardından yapılan incelemede Diana’ninki dışındaki tüm kemerlerin sağlam olduğu, ancak hasarın kazadan sonra oluştuğu değerlendirildi.
Henri Paul’ün kazada hayatını kaybetmesi, komployu savunanlar için bunun tersini kanıtlamıyor. Bazı teorisyenler, Paul’ün üzerinde bulunan yüklü miktardaki nakit paranın onun istihbarat servisleriyle bağlantılı olduğunun kanıtı olduğunu ileri sürüyor.
Fransız ve İngiliz makamlarının yürüttüğü resmi soruşturmalar, kazanın komplo değil sürücü hatası sonucu meydana geldiği sonucuna varmış olsa da, teoriler 30 yıla yakın süredir dolaşımda kalmayı sürdürüyor. Diana’nın ölümünün üzerinden 28 yıl geçerken, geride bıraktığı miras, iki oğlunun kamusal hayattaki yeri ve kraliyet ailesinin medyayla ilişkisine dair tartışmalar üzerinden güncelliğini koruyor.
Kaynak: The Telegraph








