İSTANBUL (Medyascope) – Nepal-Tibet sınırını vuran buzul çökmesi ve ardından gelen sellerde can kaybı bini aştı. Binlerce kişi hâlâ kayıp, yüzlerce hidroelektrik santrali çalışanının tünellerde mahsur kaldığından endişe ediliyor. Felaketin üzerinden bir hafta geçmesine rağmen bazı bölgelere hâlâ ulaşılamıyor.
- Uydu görüntüleri ve videolarla Nepal ve Tibet’i vuran felaket: Ölümcül sel nasıl başladı?
- ANİMASYON: Nepal’deki ani sel nasıl meydana geldi?
Nepal’deki sel felaketinin bilançosu ağırlaşıyor, hayatını kaybedenlerin sayısı 1130’a yükseldi. Arama-kurtarma ekipleri ise binlerce kayıp için çalışmalarını sürdürüyor.
Nepal afet yönetimi kurumunun son açıklamalarında ülkede 3 bin 916 kişinin kayıp olduğu, bunların 583’ünün yabancı ülke vatandaşı olduğu bildirilmişti.
Çin tarafında ise son açıklanan verilere göre 546 kişi kayıp.
Heyelanlar, yıkılan yollar ve köprüler nedeniyle özellikle uzak dağlık bölgelere ulaşmak hâlâ son derece güç. Yetkililer, ekiplerin izole yerleşimlere ulaşmasıyla can kaybının daha da artmasından endişe ediyor.
Yüzlerce işçi tünellerde mahsur kalmış olabilir
Arama-kurtarma çalışmalarının en kritik noktalarından birini selden zarar gören hidroelektrik projeleri oluşturuyor. Yetkililere göre 12 hidroelektrik projesinde yaklaşık 900 işçiden haber alınamıyor. Yaklaşık 500 işçinin tünellerin içinde mahsur kalmış olabileceği düşünülüyor.
Nepal ordusuna bağlı ekipler, yabancı uzmanların da desteğiyle tünellere girerek çamur ve suyun içinde yaşam belirtisi arıyor.
Çin tarafında ise ekipler özellikle tamamen tahrip olan Gyirong Sınır Kapısı çevresindeki çamur ve kaya yığınlarında arama yapıyor. Arama köpeklerinin de kullanıldığı çalışmaların yanı sıra ağır iş makineleriyle bölgeye ulaşımı sağlayan yollar açılmaya çalışılıyor.

Kimliği belirlenemeyenler toplu mezarlara defnediliyor
Felaketin boyutu Nepal’in morg kapasitesini de aşmış durumda.
Katmandu’da polis ekipleri, kimliği henüz belirlenemeyen onlarca cenazeyi geçici olarak açılan toplu mezarlara defnediyor. Her cenazeye daha sonra yakınları tarafından teşhis edilebilmesi için bir numara veriliyor.
Yetkililer cenazelerden DNA örnekleri alıyor, yüzlerindeki ayırt edici özellikleri fotoğraflıyor ve kimlik tespiti için mümkün olduğunca fazla veri kaydediyor.
Kayıp yakınlarından da DNA örnekleri istenmeye başlandı. Nepal dışındaki ailelerden dahi DNA profillerini göndermeleri talep ediliyor.
19 yaşındaki Prakrit Gurung da annesini bulabilmek umuduyla kan örneği verenlerden biri. Babasının cenazesi bulunmuş, kardeşi babasını hastanenin dışına asılan fotoğraflardan teşhis etmişti. Gurung şimdi annesinin DNA eşleşmesini bekliyor.

Bazı bölgelere ulaşmak haftalar sürebilir
Birleşmiş Milletler’in (BM) değerlendirmesine göre Nepal’in kuzeyindeki en uzak bölgelere ulaşılması haftalar sürebilir. Bölgede yolların büyük bölümü yok olmuş, köprüler seller tarafından sürüklenmiş durumda.
Yardım kuruluşları barınma malzemeleri, battaniye, branda ve hijyen kitlerini ulaşabildikleri noktalara taşırken, bazı geçici barınma merkezlerinde aşırı kalabalık yaşanıyor.
Save the Children, yaklaşık 2 bin 600 çocuğun ağır beslenme yetersizliği nedeniyle tedaviye ihtiyaç duyabileceğini, 100’den fazla çocuğun ise ailesinden ayrılmış olabileceğini tahmin ediyor. Kuruluş aynı zamanda kirli su nedeniyle hastalıkların yayılması ve kaos ortamında çocuk kaçakçılığı riskinin artmasından endişe ediyor.
Felaket nasıl başladı?
Felaket, Himalayalar’da büyük bir buzul ve kaya kütlesinin çökmesiyle başladı.
Bilim insanlarının uydu görüntülerinden yaptığı incelemelere göre buzulun altındaki ana kaya tabakası çöktü. Kaya ve buz kütlesinin düşüşü o kadar büyük bir enerji açığa çıkardı ki olay sismometrelerde 5,2 büyüklüğünde bir deprem gibi kaydedildi.
Ardından kaya, buz ve eriyen su vadilere sürüklendi. Nehirler hızla yükseldi ve önüne çıkan evleri, yolları ve köprüleri yok etti.
Nepal Başbakanı Balendra Shah, felaketin Himalayalar’da iklim değişikliğiyle birlikte artan risklere işaret ettiğini belirterek uluslararası topluma daha güçlü önlem çağrısında bulundu.







