Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde ilk dört gün: Sinemanın farklı halleri hafıza ve aidiyet

Ayvalık Uluslararası Film

İSTANBUL (Medyascope) – Seyir Derneği tarafından Ayvalık Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci gününe girdi. 14 Eylül’de başlayan festivalde dünya festivallerinden ödüllü filmler, Türkiye sinemasından yeni yapımlar, belgeseller ve restore edilmiş klasikler seyirciyle buluştu. Festival 20 Eylül Pazar gününe kadar gösterim, söyleşi ve etkinliklerle devam edecek.

Ayvalık Uluslararası Film Festivali, Pedro Almodóvar’ın Cannes Film Festivali’nde yarışan yeni filmi Buruk Noel (Amarga Navidad / Bitter Christmas)’ın Türkiye prömiyeriyle açıldı. Açılış gecesinde “Kahve İçen Yorulmaz Geleceğin Sinemacıları Ödülü” de İsimsiz Eserler Mezarlığı filminin yönetmeni Melik Kuru’ya verildi.

Festivalin ilk dört günü, büyük festivallerden gelen yeni filmlerin yanı sıra Türkiye sinemasından yapımları, belgeselleri ve sinema tarihinden restore edilmiş örnekleri aynı program içinde izleme imkânı sundu.

Rotterdam’dan Ayvalık’a: Ölüm, göç ve aidiyet üzerine 2m²

Belgesel seçkisinin dikkat çeken yapımlarından biri, dünya prömiyerini Rotterdam Uluslararası Film Festivali’nin ana yarışması Tiger Competition’da yapan Volkan Üce imzalı 2m² oldu.

Belçika’da çoğunlukla Türkiye’den gelen göçmenlerin cenazeleriyle ilgilenen bir gassalı takip eden film, ölüm üzerinden göç ve aidiyet meselesine bakıyor. Göçmenlerin öldükten sonra yaşadıkları ülkede mi yoksa geldikleri topraklarda mı gömülecekleri sorusu, filmin merkezindeki karakterin gündelik yaşamıyla iç içe ilerliyor.

Akdeniz kıyısında bedenler: Bruno Dumont

Festivalin uluslararası seçkisinde Bruno Dumont’un Kızgın Kayalar filmi de gösterildi. Diyaloğu geri plana çeken film, Akdeniz’in kayalıklarından denize atlayan gençlerin bedenlerini, hareketlerini ve birbirleriyle kurdukları ilişkiyi anlatının merkezine yerleştiriyor. Film, hikâyeyi sözcüklerden çok bedenlerle kuruyor.

Radu Jude’dan telefon kameraları çağında bir hizmetçi güncesi

Rumen yönetmen Radu Jude’un Bir Oda Hizmetçisinin Güncesi filmi, günümüzün görüntü üretme biçimlerini sinemanın içine taşıyan yapımlardan biri. Video görüşmeleri ve telefon kameralarının estetiğini kullanan film, maddi durumunu düzeltmek amacıyla Romanya’dan Fransa’ya giderek temizlik işçisi olarak çalışan Rumen bir kadını takip ediyor.

Filmin kahramanı bir yandan çalışırken diğer yandan Kral Übü’yü çağrıştıran absürt bir oyunda rol alıyor. Hizmetçi ile yanında çalıştığı ailenin dünyaları arasındaki karşılaşma sınıfsal bir gerilime dönüşüyor.

Türkiye sinemasından bir kadınlık ve sıkışmışlık hikâyesi

Türkiye sinemasından Karanlıkta Işık Çalanlar, ailesiyle ilişkileri, yeni mezuniyetin ardından iş arayışı ve yazmaya çalıştığı kitap arasında sıkışmış genç bir kadının dünyasına odaklanıyor.

Pınar Yorgancıoğlu’nun yönettiği film festivalin Türkiye sineması seçkisinde yer aldı. Gösterimin ardından Yorgancıoğlu ile oyuncular İnci Sefa Cingöz, Meral Çetinkaya ve İlda Güler’in de aralarında bulunduğu film ekibi seyircilerin sorularını yanıtladı.

Festivalde gösterilen Emin Alper’in Kurtuluş filminin ardından gerçekleştirilen söyleşide ise filmin merkezindeki linç ve kolektif şiddet tartışıldı. Nadir Öperli, İrem Akbal, Berkay Ateş, Feyyaz Duman ve Naz Göktan’ın katıldığı buluşmada, bireysel bir olayın toplumsal bir linçe dönüşme biçimleri filmin karakterleri üzerinden konuşuldu.

Antakya’da kalmak, kaydetmek ve hatırlamak

Festivalin ilk günlerinin bir diğer önemli başlığı, 6 Şubat depremlerinin ardından Antakya’ya bakan iki belgeselin arka arkaya gösterilmesiydi. Beytna Kolektif ve Ayvalık Tabiat Platformu iş birliğiyle düzenlenen gösterimlerde Nesime Karateke’nin Seva ve Sheida Kiran’ın Gitmedik Buradayız filmleri seyirciyle buluştu.

Seva, depremin ağır yıkıma uğrattığı Antakya’da yas ve hayata yeniden tutunma çabasının izini sürerken, Gitmedik Buradayız Antakya’nın Dikmece köyünde yaşayan Meryem’in, ailesinin ve köylülerin zeytinliklerini ve yaşam alanlarını koruma mücadelesini takip ediyor.

Gösterimlerin ardından yapılan buluşmada Meryem Olğar, deprem sonrasında Dikmece’de yaşananları ve zeytinliklerini korumak için verdikleri mücadeleyi telefonuyla kaydettiğini anlattı. Kayıtların gelecek kuşaklara kalmasını ve yaşadıklarının daha geniş bir kitleye ulaşmasını istediğini söyledi. Beytna Kolektif’ten Necati Sönmez ise depremden sonra Antakya’da kalan ve geri dönen insanların kentlerine ve topraklarına bağlılığına dikkat çekti.

Drakula İstanbul’da yeniden perdede

Festival, güncel filmlerin yanında Türkiye sinema tarihinden yeniden seyirciyle buluşan yapımlara da yer verdi. Sinematek/Sinema Evi tarafından 2025’te restore edilen Drakula İstanbul’da, “Sinematek ile” bölümü kapsamında gösterildi.

Gösterim öncesinde yazar Şaziye Karlıklı ile restorasyon sürecini yöneten Ahmet Hızarcı bir söyleşi gerçekleştirdi. Hızarcı, filmin dönemine göre sinematografi, görüntü ve ses kullanımındaki farklılıklara dikkat çekerken restorasyonun ardından filmin yeniden dolaşıma girmesinden söz etti.

Festivalin mekânlarından Vural Sineması da bu yıl ayrı bir önem taşıyor. Seyir Derneği ile Ayvalık Belediyesi’nin yürüttüğü “Ayvalık’ta Bir Sinema” projesi kapsamında yeniden işlevlendirilen tarihi sinemanın, yalnızca festival haftasında değil yıl boyunca gösterim ve kültür-sanat etkinliklerine ev sahipliği yapması hedefleniyor.

Hafta sonu programı

Festivalin son üç gününde dünya festivallerinden gelen uzun metrajların yanı sıra Türkiye’den kısa filmler de gösteriliyor.

Bugün (18 Eylül Cuma), açılışta ödül alan Melik Kuru’nun İsimsiz Eserler Mezarlığı saat 15.00’te gösterilecek. Akşam programında ise Caner Kaya’nın Bulutsuzluk Özlemi’nin hikâyesini anlattığı Yaşamaya Mecbursun! belgeselinin perşembe günkü gösteriminin ardından, Bulutsuzluk Özlemi bu akşam saat 20.30’da Pür Cunda’da sahne alacak.

19 Eylül Cumartesi programında hafta içinde kaçırılan bazı filmlerin tekrar gösterimleri de yer alıyor. Animasyon Demir Çocuk (Iron Boy) ve Türkiye sinemasından En Güzel Cenaze Şarkıları, hafta sonu programında gösterilecek filmler arasında.

Cumartesi saat 16.00’da ASKEV’de düzenlenecek “Cesur ve Yeni Kısalar” söyleşisinde ise Senem Erdine’nin moderatörlüğünde yeni kuşak kısa filmler ve bu alandaki farklı sinema dilleri konuşulacak.

Festivalin son günü 20 Eylül Pazar’ın belgesel programında sanatçı Nancy Atakan’a eşlik eden İki Boşluk Arasında filmi de gösterilecek.

Çocuk seyirciler için de Yeni Mahalle Düğün Alanı’nda bir çocuk şenliği düzenlenecek; ardından Cesur Kedi Moxy açık havada gösterilecek.

14 Eylül’de başlayan Ayvalık Uluslararası Film Festivali, yedi gün boyunca farklı kuşaklardan ve coğrafyalardan filmleri Ayvalık’ın çeşitli mekânlarına taşıdı. Festival, kısa filmlerden belgesellere, yeni Türkiye sinemasından restore edilmiş filmlere uzanan programıyla 20 Eylül Pazar günü sona erecek.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş