İşte “Ailem Güvende” operasyonunda tutuklanan Nedime Erdoğan’ın hikâyesi

İSTANBUL (Medyascope, Kaos GL) – Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği’nden Nedime Erdoğan, “Ailem Güvende” operasyonu kapsamında tutuklandı. Kaos GL, Erdoğan’ın yıllara yayılan mücadele ve yaşam hikâyesini yayımladı.

“Ailem Güvende” operasyonunda tutuklanan Nedime Erdoğan’ın hikâyesi: Bir anne, evladını ölüme terk etmediği için cezaevinde
“Ailem Güvende” operasyonunda tutuklanan Nedime Erdoğan’ın hikâyesi

“Ailem Güvende” operasyonunda tutuklanan Nedime Erdoğan, Sincan Cezaevi’ne gönderildi. KaosGL.org, Nedime Erdoğan’ın hikâyesini okurları ile paylaştı. İşte Nedime Erdoğan’ın hikâyesi.

“Siyasi iktidarın dayattığı tekçi aile modeli, gerçek hayatlarımızı yok sayıyor”

Erdoğan, “Gökkuşağı Aile Grubu” ismiyle 2010’dan beri faaliyetlerini sürdüren ve 24 Ekim 2019’da dernekleşen Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği’nin (GALADER) üyesi.

Yıllar boyunca evladının ve diğer tüm LGBTİ+’ların haklarını savunmak amacıyla “Başka bir aile mümkün” diyerek yorulmadan mücadele eden Erdoğan, KaosGL.org okurları için kaleme aldığı “Çocuklarımız tehdit değil onurlu insanlardır” başlıklı yazısında “aileyi koruma” iddiasıyla dile getirilen politik saldırıların aslında aileleri daha da kırılgan hâle getirdiğini söyledi:

“‘Aileyi koruma’ iddiasıyla dile getirilen bu politik saldırılar, aslında ailelerimizi korumak bir yana, daha da kırılgan hale getirmektedir. Çocuklarımız hedef gösterildiğinde, biz ebeveynler de toplumda dışlanıyor, yalnızlaştırılıyor ve adeta “istenmeyen aile” konumuna itiliyoruz. Oysa aile, çocuklarımızla kurduğumuz sevgi ve dayanışma bağından ibarettir. Siyasi iktidarın dayattığı tekçi aile modeli, gerçek hayatlarımızı yok sayıyor.”

“Tehdit olan, devletin en üst makamlarından yükselen nefret dilidir”

Erdoğan, aile denilen kavramın tek tipleştirilmesine karşı çıkarak nefret söylemlerinin LGBTİ+ evlatları yalnızlaştırdığını ve ebeveynleri ise potansiyel düşman olarak konumlandırdığını belirtti:

“Biz Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği olarak biliyoruz ki bu tür söylemler planlıdır. İktidar, yıllardır farklı yaşam biçimlerini düşmanlaştırmakta, toplumsal çeşitliliği “tehdit” olarak kodlamakta ve aileyi tek tip bir kalıba sıkıştırmaya çalışmaktadır. Oysa bizler, aile dediğimiz kavramın tek tip olmadığını, aksine farklılıklarımızla güçlendiğini biliyoruz. Çocuklarımız tehdit değildir. Tehdit olan, onların varlığını yok sayan, eğitimden sağlığa, hukuktan medyaya her alanda haklarını gasp eden politikalardır. Tehdit olan, devletin en üst makamlarından yükselen nefret dilidir. Bu nefret söylemleri, çocuklarımızı yalnızlaştırmakta, biz ebeveynleri ise potansiyel düşman olarak konumlandırmaktadır.”

LGBTİ+’ların tehdit olarak görülmesinin, en temel yaşam hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizler, çocuklarını yalnızca sevmekle kalmayan, aynı zamanda onların haklarını savunan ebeveynleriz. Evlatlarımızı bastırmaya, değiştirmeye ya da yok etmeye çalışmıyoruz. Onların özgürce, eşit yurttaşlar olarak yaşayabilmesi için mücadele ediyoruz. Çünkü evlatlarımız, bu toplumun özgür, yaratıcı, onurlu bireyleridir. LGBTİ+ çocuklarımızı “tehdit” olarak görmek, onların en temel yaşam hakkına saldırıdır. Biz biliyoruz ki çocuklarımızın varlığı bir tehlike değil, yaşamın en güçlü hakikatidir. Onların varlığı, toplumsal barış ve demokrasi için bir zenginliktir.”

“Bugün sesimizi yükseltmezsek, yarın çocuklarımızın sesi tamamen kısılabilir”

“Yası bile tutulamayan LGBTİ+’lar” başlıklı yazısında ise Erdoğan, LGBTİ+ mücadelesinin neden herkesi ilgilendiren bir özgürlük mücadelesi olduğunu şöyle aktardı:

“En kenarda görülen LGBTİ+ alanı aslında hepimizin en ortak alanı! Neden mi? Ne coğrafyaya ne etnik kökene, ne ideolojiye, ne inanca, ne sosyal sınıfa, ne aileye ne de devletin tutumuna bağlı olan, bu dünyada bazı insanların sadece ve sadece varoluşlarıyla ilgili bir mesele olduğu için. Yani hepimizin bir meselesi ve hepimizin bir parçası. LGBTİ+’ları egemen şiddeti en ağır biçimde yaşayan grup olarak düşünürsek bir binanın en alt katında bulundukları metaforunu kullanabiliriz. Eğer sağlam olmayan bir binanın zemin katını sağlamlaştırırsak, bu binanın üst katlarını da daha sağlam bir hale getirecektir. LGBTİ+’ların özgürleşmesi hepimizi özgürleştirecek derken demek istediğimiz aslında bu.”

Erdoğan, 2025’de KaosGL.org için kaleme aldığı “LGBTİ+ çocuklarımız hedefte: Medeni Kanun ve Ceza Kanunu değişiklik teklifi ne anlama geliyor?” yazısında şunları yazdı:

“Bizler, çocuklarımızın eşit ve onurlu bireyler olarak yaşaması için var gücümüzle direneceğiz. Unutmayalım: Sessiz kalmak, bu ayrımcı politikaların onaylanması anlamına gelir. Bugün sesimizi yükseltmezsek, yarın çocuklarımızın sesi tamamen kısılabilir. Onların geleceğini korumak için dayanışma içinde olmaktan başka bir çaremiz yok.”

Nedime Erdoğan’ın tüm LGBTİ+’ları bir anne olarak kucaklayışını, 21 Şubat 2025’te tutuklanan KaosGL.org Genel Yayın Yönetmeni ve Gazeteci Yıldız Tar için kaleme aldığı mektubu anlatıyor:

“Bir ebeveyn olarak, bir annenin gözünden baktığımda, senin cesaretin bana ilham veriyor. Çocuklarımızın hak ettiği eşit, adil ve özgür bir dünyayı kurabilmek için gösterdiğin çaba, bizim de yüreğimize güç veriyor. Seni susturabileceklerini sananlar bilmeli ki, senin sesin artık yalnızca sana ait değil; sen, bizlerin de sesi oldun. Aileler olarak biz buradayız ve senin mücadelen bizim de mücadelemiz. Biliyoruz ki haklı olan asla yalnız değildir. Bugün seni demir parmaklıkların ardına koymaya çalışanlar, aslında kimsenin vicdanına zincir vuramayacaklarını görecekler. Senin gözlerindeki ışık, umudun ta kendisi. Ve biz o umudu büyütmeye devam edeceğiz. Dayan sevgili Yıldız, çünkü biz buradayız. Senin güçlü kalemin, vicdanın ve cesaretin hepimize rehber olmaya devam edecek. Seni en kısa zamanda özgürce kucaklayacağımız günün umuduyla, sevgiyle kucaklıyorum.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş