İSTANBUL (Medyascope) – Bir seçim günü üzerinden Türkiye’nin siyasi ve toplumsal hallerini kara mizahla anlatan Necmi Sancak imzalı “Bekle Bizi Brüksel”, Altın Portakal Film Festivali’nde izleyiciyle buluştu.
Bir seçim günü. Yerel değil, genel seçim. İki arkadaş bir uçağa biner ve uçağı kaçırır. Uçaktaki yolculardan birini arayan bir grup kenar mahalle sakini, muhtarı ve esnafıyla kaybolan kişiyle mahallenin ötekisine hesap sormaktadır. Televizyon ekranlarında biri sunucu beş kişi seçim sonuçlarının açıklanmasına doğru değerlendirme adı altında hamaset ötesi bir manzara sergilemekte. Üç mekânda dolanan kamera bir seçim günü üzerinden Türkiye’nin hallerini ortaya koyuyor.
63. kez sinemaseverlerle buluşan Altın Portakal Film Festivali’nde ulusal uzun metraj film yarışması kategorisinde yarışan 12 filmden biri olan Bekle Bizi Brüksel filminden söz ediyoruz. Yönetmenliğini ve senaristliğini Necmi Sancak’ın yaptığı film AKM Aspendos Salonu’nda izleyici ve jüri karşısına çıkıyor.
Film peşinen oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor. Başrolde Caner Cindoruk var. Uçak kaçıran iki arkadaştan Sacit’i canlandırıyor. Deniz Işın, Hande Doğandemir, Menderes Samancılar, Ali Seçkiner Alıcı, Hüseyin Avni Danyal, Sermet Yeşil ve Can Bartu Arslan dikkat çeken diğer oyuncular. Filmin vefa değerini yükseltip anıtsal bir değer katan bir yönü de Zihni Göktay’ın oyuncu kadrosunda yer alması. Bu yıl 5 Temmuz’da vefat eden Göktay’ı muhtemelen son filminde izliyoruz.

Bir kara mizah örneği
Türk sinemasının son dönemlerde memleket ahvalinden haber vermeyip taşradaki aile miras meselelerine, baba-oğul hesaplaşmalarına dönmesinin aksine Bekle Bizi Brüksel deyim yerindeyse hem havada hem karada Türkiye’nin meselesini anlatıyor. Mahalle kahvesinde, uçakta ve televizyon stüdyosunda konuşanlar neden sorusuna kişisel bir hikâye üzerinden değil sistem ve sistemin kişilere yükledikleri roller üzerinden cevap veriyor.
Kamera sokağa da iniyor. Ama pek az. Sokağı ilk gördüğümüzde akışında bir hayat olduğunu sanıyoruz. Vakit ilerledikçe ve biraz da karanlık çökünce siyah bayraklı muhaliflerin sloganları duyuluyor. Mahalle kahvesi, kaybolan genci aramaya ve mahallenin ötekisi Aslı’dan bunu sormaya devam ediyor.
Bu arada mahallede Brüksel’in ne kadar uzak olduğunu bilmeyenlerin de olduğunu diyaloglarla görürüz.
Televizyon stüdyosunda yer yer muvazaaya dönüşen bir tartışma sürüyor. Dört “yorumcudan” ikisi muhalif diğer ikisi iktidarı destekliyor. Konuşmacıların içinde farklı çizgileri savunan iki arkadaş yer alıyor. Biri sosyal medyada yaptığı anketlerle düşüncesini savunuyor. Diğer sandık sonuçlarıyla. İş bir yerde tartışmadan çıkıp vatan, millet, bayrak, İstiklâl Marşı, Mehmet Akif savunusuna kadar varıyor.
Uçağın kaçırılmasıyla ilgili yorumlar da dikkat çekici. Muhalif olmayan yorumcu her nasılsa uçaktaki yolcuların listesine ulaşmıştır. Yolcuların isimlerine göre öne sürdüğü tahminler Türkiye’nin ötekileştirme hallerine dair bir başka çarpıcı örneği ortaya koyar.

Sacit’in Brüksel bildirisi
Uçak “korsanlarına” dönüp baktığımızda orada Sacit’in amaçlarına yönelik bildirisini okuruz. Batı dünyasını eleştiren bu nutukta uçağın rotasının Brüksel olduğu duyurulur. Yolculuğun devamında bu kaçırılma olayına yolcuların adeta ayak uydurdukları görülür. Hatta Brüksel ile ilgili projeleri olan birileri bile ortaya çıkar. Uçak görevlilerinin yardım isteği geri çevrilir.
Türkiye’nin kendini konuşan bu hallerine müdahale Türk toplumunun tanıdığı bir güçten gelir. Uçak kaçıranlara dair gelen dosya ise bizlere Cevat Fehmi Başkut’un Buzlar Çözülmeden eserinde yaptığı deliliğe övgüyü bir kez daha hatırlatır.
Bekle Bizi Brüksel, hikâyesiyle ve yüksek mizahıyla başarılı bir film. Türkiye’ye ait meselelere baktığı mekânlar açısında da durduğu yerin altını çiziyor. Caner Cindoruk’un başarılı oyunculuğu ve temaya uygun müziğiyle alkışı hak ediyor.
Gösterim sonrası yönetmen Necmi Sancak ve film ekibinin katılımıyla gerçekleşen söyleşiye de festivali takip edenler büyük ilgi gösterdi.








