Joseph Nye: “Yumuşak güce karşı bilişim savaşları”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“Yumuşak güç” (soft power) kavramını geliştiren Harvard Üniversitesi öğretim üyesi, Amerikalı siyasetbilimci Joseph S. Nye’nin www.project-syndicate.org‘ta 9 Mayıs 2017’de çıkan yazısını İlker Kocael çevirdi.

80 yaşındaki Joseph Nye, ABD Savunma Bakan yardımcılığı ve Ulusal İstihbarat Komitesi Başkanlığı da yaptı
80 yaşındaki Joseph Nye, ABD Savunma Bakan yardımcılığı ve Ulusal İstihbarat Komitesi Başkanlığı da yaptı

Başkan Vladimir Putin’in yumuşak güç kavramını yanlış anladığını göz önünde bulundurursak, Rusya’nın 2016 ABD seçimlerine dahli ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un kampanya sunucularına yönelik düzenlediği saldırı iddiası kimseyi şaşırtmamalı. 2012’de yeniden seçilmesinin arefesinde, Putin bir Moskova gazetesine verdiği demeçte “yumuşak güç; güç kullanmadan, bilişim ve diğer etkileme araçlarının kullanımı ile dış politikada hedeflenen amaca ulaşmak için başvurulan araçlar ve metotlar bütünüdür” demişti.
Kremlin’in bakış açısına göre, komşu ülkelerde gerçekleşen renkli devrimler ve Arap Baharı, ABD’nin yeni hibrit savaş tekniği olarak kullandığı yumuşak gücün örnekleriydi. Yumuşak güç kavramı Rusya 2013 Dış Politika Belgesi’nde yer buldu; ve 2016 Mart’ında Rus Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov bu türden dış tehlikelere “geleneksel yöntemlerle yanıt vermenin imkânsız” olduğunu, karşılığın aynı hibrit yöntemlerle verilmesi gerektiğini ifade etti.
Yumuşak güç nedir? Bazıları bunun askeri güç dışındaki tüm eylemleri kapsadığını düşünür; ancak bu yanlıştır. Yumuşak güç, elde etmek istediğiniz şeyi zor tehdidi ya da ödül vaadi yerine çekim gücü ve ikna yoluyla elde etmektir.
Yumuşak güç iyi ya da kötü olmak zorunda değildir. Değer yargıları; bir eylemin amaçları, araçları ve sonuçlarına bağlıdır. Silah doğrultmak yerine zihinlere nüfuz etmenin illa ki daha iyi bir şey olduğu söylenemez (özne, zihinsel süreçte fiziksel süreçte olduğundan genellikle daha özerk olabilse de). Usame bin Ladin 2001 Eylül’ünde uçağı Dünya Ticaret Merkezi’ne süren adamları ne tehdit etti ne de onlara para verdi: kötülük yapma fikri ile onları kendisine çekmişti.
Çekime dayalı yumuşak güç saldırı amacıyla da kullanılabilir. Çok eskiden beri ülkeler, çekim yarışında başarı kazanma yolunda kamu diplomasisi ve kamu yayıncılığı –“kalpleri ve zihinleri kazanmak için girişilen mücadele”- için milyarlarca dolar harcadılar. Marshall Planı ve Amerika’nın Sesi gibi yumuşak güç enstrümanları Soğuk Savaş’ın sonucunu belirlemede etkili oldu.
Soğuk Savaş sonrasında Rus elitleri; Avrupa Birliği ve NATO genişlemelerinin, Batı’nın demokrasiye destek çabalarının Rusya’yı izole ve tehdit etmek üzere tasarlandığına inandı. Buna yanıt olarak ise, gelenekçilik ideolojisi, devlet egemenliği ve ulusal istisnacılığı öne çıkartan bir Rus yumuşak gücü geliştirmeye çalıştılar. Bunun Başbakan Victor Orbán’ın “liberal olmayan demokrasiyi” övdüğü Macaristan’da ses getirdiğini, etkisinin Orta Asya’nın Rusya’ya sınırı olan yoksul ülkelerindeki diyasporaya uzandığını, Batı Avrupa’daki sağ popülist hareketlere kadar sirayet ettiğini söyleyebiliriz.
Bilişim savaşı; rakipleri güçsüz kılma yolunda saldırı amacıyla kullanılabilir; buna da “olumsuz yumuşak güç” denebilir. Başkalarının değerlerine saldırarak, bir aktör başka bir aktörün nispi çekiciliğini, dolayısıyla nispi yumuşak gücünü aşağı çekebilir.

Kimin hikayesi kazanıyor?

Sivil toplumdaki aktörler, çok uluslu şirketlerin marka değerinin “karalama kampanyaları” yoluyla zarar görebileceğini iyi biliyor. Elimizdeki veriler, 2015’te Ruslar Amerikan seçimlerine müdahil olmaya başladıklarında, amaçlarının ABD’de işleyen demokratik süreci karalamak ve sürece duyulan güveni sarsmak olduğunu gösteriyor. Putin’i öven Donald Trump’ın seçilmesi ise cabası.
Şimdi, Avrupa demokrasilerinin iç işlerine yönelik Rus müdahalesi Rusya’nın tehdit olarak algıladığı -ve Batı sert gücünün vücuda gelmiş hâli olarak düşünebileceğimiz- NATO’nun çekiciliğini tırpanlama amacı güdüyor. 19. yüzyılda, Avrupa’da üstünlüğü ele geçirme mücadelesi kimin ordusunun kazandığı üzerinden şekillenirken bugün aynı zamanda kimin hikâyesinin kazandığı da önem arz ediyor.
Bilişim savaşları yumuşak gücün çok ötesine geçiyor ve bu yeni bir şey değil. Fikirlerin ve seçim süreçlerinin doğrudan maddi harcama yoluyla manipüle edilmesinin uzun bir tarihi var; örneğin Hitler ve Stalin radyo saldırıları konusunda öncü olarak görülebilir. Ancak propaganda kokan bu türden yayınları öne çıkarmak bazı kitleler nezdinde inandırıcılığın, dolayısıyla da çekim gücünün -yani yumuşak gücün- yitimine sebep oluyor.
Uluslararası siyasetin inandırıcılık yarışı oyununa dönüşmesi ile birlikte, öğrenciler ve genç liderler arasında kişisel ilişkiler gelişimini destekleyen değişim programları çoğu zaman yumuşak güç üretiminde çok daha etkili. 1960’larda, yayıncı Edward R. Murrow, uluslararası iletişimin en önemli parçasının on binlerce kilometre boyunca uzanan elektronik aksamlar değil, yüzyüze temas olduğunu söylüyordu.

Paralı trol orduları

Peki “arkadaşların” bir tık ötede olduğu, sahte arkadaşların kolaylıkla üretilebildiği ve sahte haberlerin paralı troller ve botlar yardımıyla oluşturulup yayılabildiği günümüz sosyal medya dünyasında işler nasıl yürüyor? Rusya bu teknikleri mükemmel bir şekilde geliştirdi.
Russia Today ya da Sputnik gibi resmî kamu diplomasisi araçlarına ek olarak; Rusya paralı trol orduları ve botlar kullanarak yalan bilgi üretiyor, daha sonra da bu bilgileri sanki doğruymuş gibi yayıyor. 2016’da Rus ordu istihbaratı bir adım daha ileri giderek Demokratik Ulusal Komite’nin özel ağına sızarak bilgi çaldı, bu bilgiyi yayınlayarak başkan adayı Hillary Clinton’ın aleyhine kullandı.
Bilişim savaşları yeni olmasa da, siber teknoloji bunu daha ucuz, hızlı ve yaygın hâle getiriyor. Aynı zamanda bunun tespit edilmesi de çok zor ve failler suçlamaları kolaylıkla reddedebilir. Rus bilişim savaşı tahrip etme açısından, 2016 ABD başkanlık seçimlerini etkileyerek bir anlamda başarılı olsa da; yumuşak güç oluşturma konusunda başarısız oldu. Londra merkezli Portland Danışmanlık Şirketi yayımladığı “Yumuşak Güç 30” listesinde Rusya’yı yirmi yedinci sıraya yerleştirdi.
Finlandiya’da bulunan Uluslararası Sorunlar Enstitüsü, 2016’da Rus propagandasının Batı ana akım medyasında çok az etkisinin bulunduğunu ve bu etkinin gerçek bir siyaset değişikliğine yol açmadığını saptadı. Ayrıca Şikago Küresel Sorunlar Konseyi de aralık ayında; Rusya’nın Amerikalılar nezdindeki popülaritesinin Soğuk Savaş’ın devam ettiği 1986 yılından bu güne en düşük düzeyde olduğunu açıkladı.
İronik bir biçimde, Trump bonusundan faydalanmak bir tarafa, Rusya’nın yürüttüğü bilişim savaşı Amerika’da Rusya’nın yumuşak gücünü büyük ölçüde baltalayarak ABD başkanına da ayak bağı oldu. Bazı uzmanların da işaret ettiği gibi, “yalanlar seline” en iyi yanıt, yalanlara tek tek yanıt vermemek, ancak yalan üretim sürecinin çarpıklığını sürekli ortaya koymak. Macron’un zaferi de gösterdi ki 2017 Avrupa seçimleri bu ifşalar yoluyla daha sağlıklı bir hâl alabilir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus