OHAL’in akademik özgürlüğe indirdiği darbe

Bilim Akademisi, 2016-2017 Akademik Özgürlükler Raporu’nu yayınladı. 2011 yılında akademisyenler tarafından kurulmuş olan sivil toplum kuruluşu Bilim Akademisi’nin raporu, akademik özgürlükler konusunda ciddi bir endişe duyulduğunu ortaya koyuyor. Raporda, 20 Temmuz 2016’dan beri Olağanüstü Hâl yönetimi altında bulunan Türkiye’de haklı bir dava söz konusu olsa da adil yargılama ilkelerine uyulmadığı için adalete güvenin sarsıldığı belirtiliyor. Rapora göre bu ortam, bilimin ilerlemesine ciddi anlamda sekte vuruyor.

1476888374 (1)

“Akademik özerklik Anayasal güvence altındadır”

Raporda akademik özgürlük ve özerkliğin anayasal güvence altında olduğu; olağanüstü uygulamaların, olağanüstü hâlin konusuyla ilintili ve orantılı olması gerektiği anlatılıyor. Suç teşkil edecek durumların adli makamlar tarafından yargılanması gerektiği ve suç işlediği kesinleşene kadar herkesin masum olduğu hatırlatılıyor.

Bilim Akademisi, OHAL sonrası akademik özgürlüklere vurulan darbeyi, KHK’lar ile kapatılan üniversiteler ve uzaklaştırılan akademisyenler ile, üniversite özerkliğine kurumsal ve kalıcı müdahaleler olarak iki başlık altında incelemiş.

Rapora göre; geçtiğimiz Temmuz ayında yayınlanan KHK ile 15 üniversite kapatıldı, bugüne kadar yayınlanan tüm KHK’larla 5644 akademisyen işinden edildi. Bu sayı, üniversite çalışanları dahil edildiğinde 7800 kişiyi buluyor.

“Akademisyenlerin suça teşvik bulunmayan bir dilekçe imzalaması suç değildir”

Akademisyenlerden bir bölümünün ifade özgürlüklerini kullandıkları için ihraç edilmiş olması raporda eleştirilen durumlardan biri. Barış İçin Akademisyenler oluşumundan akademisyenlerin imzaladıkları bildiri için işten atılmalarına değinilen raporda şöyle deniyor: “Kullanılan ifadeler hoş görülmese, kışkırtıcı veya rahatsız edici bulunsa da, içeriğinde suça teşvik bulunmadığı sürece bir dilekçe imzalamak Türk hukuku uyarınca bir suç oluşturmaz. (…)Anayasal devlet düzenini yıkmak niyeti olan örgütler ile demokratik muhalefet hakkını kullanan kişilerin eş tutulması, terör örgütleri ile mücadeleyi ne yazık ki zayıflatmakta, inandırıcılığını azaltmaktadır.”

Bilim Akademisi raporunda ayrıca, son yıllarda kurulan üniversitelerde yapılan istihdamlar, liyakat esasına dayanmamakla eleştiriliyor. Son 15 yılda 120 üniversitenin kurulduğu, fakat bu üniversitelere yetecek kadronun yetiştirilmemiş olması sebebiyle, büyümenin çarpık yapılanmaları ve kayırmacılığa dayalı bir istihdamı beraberinde getirmiş olduğu anlatılıyor.

bogazici-universitesi-rektorunu-artik-cumhurbaskani-atayacak1477789418-900

“Rektörlük seçimi geleneğinden vazgeçildi”

Raporda değerlendirilen bir diğer konu, geçtiğimiz bir yılda üniversite özerkliğine yapılan kalıcı müdahaleler. OHAL öncesi Meclis’te reddedilmiş olan, rektörlük seçimlerinin kaldırılıp rektörlerin atama usulü ile belirlenmesine ilişkin önergenin içeriği, darbe girişimi sonrası çıkarılan bir KHK ile yasalaşmıştı. Boğaziçi Üniversitesi’nde Gülay Barbarosoğlu, çok yüksek katılım olan rektörlük seçiminde yüzde 86 oy almasına rağmen, rektörlüğe başka bir akademisyen atanmıştı. Rapor üniversitelerde artık rektörlük seçimleri geleneğinden tamamen vazgeçildiğinin de altını çiziyor.

Raporda, bir bilim kurumu olarak TÜBİTAK’ın herkese eşit mesafede durmaktan uzaklaştırıldığı anlatılıyor. Projelerde yer alan ve desteklenen veya TÜBİTAK’tan burs alan akademisyenlerin fişlendiği, bursların açıklama yapılmadan kesildiği belirtilen rapora göre, danışmanı “sakıncalı” görünen kişilere başka biriyle çalışmaları için resmi olmayan uyarılar yapılıyor.

“Beyin göçü dalgası kaçınılmaz”

Raporda, İngilizce versiyonunda 4,5 milyonun üzerinde makale barından Wikipedia’ya erişimin engellenmiş olduğu da hatırlatılıyor. Ayrıca Jean Monnet burs programının durdurulması ve Creative Europe işbirliğinden çıkılması gibi durumlar yüzünden uluslararası işbirliği imkanlarının kısıtlandığına dikkat çekiliyor.

Rapor, özerkliği elinden alınmış, akademik özgürlüğü kısıtlanmış bu üniversite ortamıyla ilgili ciddi bir uyarıda bulunuyor: “Var olan ortamda Türkiye’nin genç ve yetenekli araştırmacıları ülkemize çekmesi ve burada verimli olmalarını sağlaması çok zorlaşmaktadır. Yeni bir beyin göçü dalgasının yaşanması kaçınılmazdır.”

Raporun tamamını okumak için tıklayınız.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar