Türkiye ekonomisinde bol “rekor”lu günler

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Son dönemde Türkiye ekonomisini takip edenlerin en çok duyduğu kelimelerin başında “rekor” geliyor. Kırılan rekorlar nadiren olumlu olsa da genellikle ülke ekonomisi için olumsuz veriler. Tabii bu nokta şunu belirtmekte fayda var: Gelen verilerin bireyler, şirketler, yatırımcılar için taşıdıkları anlamlar farklı. Örneğin, döviz borcu olan şirket ile ihracat yapan bir şirketin aynı veriyi farklı tepki verebilir. Benzer şekilde, tasarrufunu TL mevduata yatıran biri ile dolara yatıran biri için de aynı durum söz konusu. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Yine de ülke ekonomisi söz konusu olunca olumlu ve olumsuz haberleri, rekorları sınıflandırabiliriz. Öncellikle son dönemde Türkiye ekonomisinin kırdığı olumlu rekorları hatırlayalım:

  • İhracat: İhracatta son 10 yılın Ekim ayı rekoru kırıldı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), verilerine göre ihracat, Ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,6 artarak 13 milyar 528 milyon dolar oldu. TL’nin değer kaybetmesi ve AB ülkelerinin ekonomilerinin güçlenmesi ihracattaki olumlu havanın en önemli nedenleri arasında.
  • Büyümede rekor beklentisi: İktidar tarafından gündeme getirilen ve ekonomistler tarafından da mümkün görülen 2017’nin üçüncü çeyreği büyümesinden yeni bir “rekor” çıkabilir. Büyümenin çift haneye çıkabileceğini iddia eden Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, üçüncü çeyrek büyüme rakamları açıklandığında, Türkiye’nin dünyada bir numara olacağını söyledi. Bu noktada büyüme verisinin hesaplamasındaki şüpheleri not etmeliyiz. Bir de 2016’nın üçüncü çeyreğinde büyümenin eksi gelmesinden ötürü baz etkisini de hesaba katmalıyız.
  • BİST100: Faizlerin, enflasyonun ve kurların yükseldiği bir dönemde BİST100’ün 115bini geçerek tarihi rekor kırdı. Küresel risk iştahının yüksek olması ve Türkiye’ye para girişinin devam etmesi ile açıklanan bu durumun devam edip etmeyeceğini zaman gösterecek. 17 Kasım Cuma itibariyle BİST100, 106bin seviyesine gerilemiş durumunda.

BİST100:

bist100
Şimdi de kırılan olumsuz rekorları hatırlayalım:

  • Euro/TL ve sepet kur: Rekor kelimesinin en çok kullanılmasının nedeni TL’nin euro ve dolar karşısında sürekli değer kaybetmesi. 4,60’ların üzerinde işlem görerek sürekli rekor tazeleyen Euro/TL ile 3,90’lara dayanan dolar/TL kuru, sepet kurunda yeni rekorları getirdi. Sepet kur 4,25’in üzerine çıktı. Hızla değer kaybeden TL’nin söz konusu kayıpları telafi edememesi önümüzdeki günlerde kayıpların fazlalaşma ihtimalini güçlendiriyor.

Euro/TL:

euroo

Sepet Kur:

sepet

  • Faiz: AKP iktidarının benimsediği “faiz sonuç değil, sebeptir” inanışı nedeniyle Merkez Bankası’nın (MB) faizleri yükseltememesi faizlerin yükselmediği anlamına gelmiyor. Türkiye’de 10 yıllık tahvillerin faizi, 17 Kasım Cuma günü yüzde 12,50 ile rekor seviyeye çıktı. 2 yıllık tahvillerin faizi de Mart 2009’dan bugüne en yüksek seviyesine ulaştı. (%13,82) Türkiye’nin çözmek için en çok zaman harcayacağı konuların başında geliyor.

2 Yıllık tahvil:

2 yıllık tahvil

10 yıllık tahvil:

10 yıllık tahvil

  • Enflasyon: Tüketici fiyatları (TÜFE), Ekim’de aylık bazda %2.08 arttı; yıllık enflasyon %11,90’a çıktı. Bu veri ile birlikte TÜFE 2008’den beri en yüksek seviyeye çıktı. Enflasyonda dokuz yılın rekoru kırılmış oldu. Enflasyondaki yükseliş trendinin en azından 2018’in ilk aylarına kadar devam edeceği öngörülüyor.

TUFE_1017 UFE_1017

  • Benzin ve motorin: Benzin ve motorinde ardı ardına gelen zamlar esasında enflasyonun yükselmesin önemli nedenlerinden biri. Farklı bir ifadeyle, enflasyonda kırılan rekorun içinde yer alıyo. Ancak yine de motorinin litre fiyatının 5 TL, benzinin de 5,5 TL’nin üzerine çıkması ayrı bir başlığı gerektiriyor. Dolar/TL’deki ve petroldeki yükseliş ilk olarak benzin ve motorin fiyatlarında yeni rekorları getirdi.

Kırılan tüm bu rekorlar ve daha fazlası ekonomide ciddi sonuçlar doğuruyor. İktidar güçlü büyümenin devam edeceğini, ihracatın rekor kırdığını söylerken diğer olumsuzlukların zaman içerisinde ortadan kaybolacağını iddia ediyor. TL’de yaşanan değer kaybını ise spekülatif ataklara bağlıyor. Buna karşın TL’deki değer kaybının devam etmesi durumunda enflasyon daha da yukarı gidecektir. Bu süreç MB’nı faiz artırımına mecbur bırakabilir. Bunun da ekonomiye farklı olumsuz etkileri olacaktır. Bir diğer seçenek de MB’nin ısrarla faiz artırımına gitmemesi. Lakin bu seçeneğin doğuracağı sonuçlar daha can acıtıcı olabilir.

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus