Dünyanın kişi başına en çok IŞİD üyesi çıkaran ülkesi: Trinidad ve Tobago

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Trinidad ve Tobago, Batı Hint Adaları içinde yer alan Trinidad ve Tobago adalarından oluşan bağımsız bir cumhuriyet. 1 milyon 300 bin kişinin yaşadığı adalar, nüfusuna oranla vatandaşları arasından IŞİD’e katılan sayısının en fazla olduğu ülke. Guardian gazetesinin haberine göre; , en az 70’i savaşçı olmak üzere 100’ü aşkın Trinidad ve Tobago vatandaşı Suriye’ye gitmek üzere ülkeyi terk etmiş. Bu sayıya eşler ve çocuklar da eklenince toplam sayı 400’ü aşıyor.

Nitekim internette tarama yaptığınızda, Türkiye medyasında da IŞİD’e katılmak üzere Suriye’ye geçmeye çalışırken gözaltına alınan Trinidad ve Tobago vatandaşlarına dair haberlere rastlıyorsunuz. Ayrıca Aralık 2017’de Türkiye de, Birleşmiş Milletler’in ilgili kararı uyarınca, IŞİD’in keskin nişancılarından biri olan ve aynı zamanda propaganda ekibinde yer alan yine Trinidad ve Tobago vatandaşı Shane Dominic Crawford’ı yaptırım amaçlı “IŞİD ve El Kaide ile Bağlantılı Gerçek Kişiler” listesine eklemişti.
Shane_Crawford

İslam Cemaati 1990’da darbe girişiminde bulunmuştu

Müslümanlığa geçip IŞİD’e katıldıktan sonra Abu Sa’d al-Trinidadi adını alan Crawford, 2011 yılında ülkesinin eski başbakanlarından Kamla Persad-Bissessar’a düzenlenen bir suikastle ilgili olarak 14 gün gözaltında kalmış.
Petrol ve doğalgaz zengini Trinidad ve Tobago’da nüfusun büyük bölümü Hristiyan, yaklaşık % 23’ü de Hindu. Müslümanlarsa nüfusun yüzde 6’sını oluşturuyor. 1990 yılında İslam Cemaati adlı örgüt üyesi 114 kişi darbe girişiminde bulunmuşlar ve Başbakan A.N.R. Robinson’ı işgal ettikleri parlamento binasında rehin almışlardı. 6 gün süren ve 24 kişinin yaşamına mal olan bu olay, İslam Cemaati üyelerinin af karşılığında teslim olmasıyla sona ermişti.
Guardian gazetesi, Suriye’de IŞİD saflarında ölen bir başka Trinidad ve Tobago vatandaşı, madalyalı boksör Tariq Abdul Haqq’ın, darbenin lideri Yasin Abu Bakr’ın oğlu Fuad Abu Bakr ile yakın arkadaş olduğunu yazıyor. Gazetenin muhabiri, imamlık yapan Fuad Ebu Bakr’ın bir vaazını da dinlemiş. Abu Bakr, Batılı ülkelerin IŞİD’i kafa kestiği için eleştirmeye hakkı olmadığını, zira Fransız devriminde giyotin kullanıldığını söylemiş. Darbe girişimi ertesinde İslam Cemaati’ne ait klinikler, okullar, fabrikalar hep yıkılmış ama babası gibi Fuad’ın da imamlık yaptığı camiye dokunulmamış.

IŞİD saflarında ölen madalyalı boksör Tariq Abdul Haqq
IŞİD saflarında ölen madalyalı boksör Tariq Abdul Haqq

“Dini gerekçeler bahane”

Fuad Ebu Bakr Guardian’a verdiği mülakatta IŞİD’e katılanları överken, ülkede çocuk evliliklerini yasaklayan yeni yasayı dinî haklara aykırı olduğu gerekçesiyle kınıyor ve bir Katolik devleti olarak Vatikan’ın, bir Yahudi devleti olarak da İsrail’in varlığını savunan Batılı ülkelerin IŞİD’in Halifeliğini tanımamasını riya olarak niteliyor.
Guardian’a West Indies Üniversitesi’nden antropolog Dylan Kerrigan da görüş vermiş. Ona göre dini gerekçeler bahane, Trinidadlılar’ın IŞİD’e katılmasının gerisinde bir aidiyet arayışı var. Ülkede çetelerin yaygınlaşmakta olduğuna dikkat çeken Kerrigan, IŞİD’in bir toplum yaratma ve maaş vaatlerinin, bir çoğu yakın zamanda din değiştirmiş olan genç erkeklere cazip geldiğini vurguluyor: “Çeteler size aile olur, rol modelleri sunar, sosyal bir düzen sağlar ve para, iktidar, kadın ve saygı sahibi olma arzunuzu karşılamayı vaat eder.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus