“Kolsuz Agop” (Kotoğyan) vefat etti: “Bu topraklarda yaşayan tüm insanları kardeşim olarak benimsedim”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türkiye’nin en önemli dermatologlarından biri olan “Kolsuz Agop” lakaplı Profesör Dr. Agop Kotoğyan 79 yaşında hayata gözlerini yumdu. Kotoğyan uzun süredir  İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tedavi görüyordu. Cenaze töreni 17 Şubat Cumartesi günü gerçekleşecek Kotoğyan’ın adına, mezunu olduğu  ve yıllarca çalıştığı İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde de 16 Şubat günü bir tören düzenlenecek.

“Akne Vulgaris Vakalarında İmmunolojik Araştırmalar” başlıklı teziyle profesör olarak atanan Kotoğyan, dünyanın bir çok ülkesinde dersler ve konferanslar verdi. Uluslarası tıp dergilerinde 300’ün üzerinde makalesi yayınlanan Kotoğyan, cilt hastalıkları üzerine yazılan Herpes Simpleks/Herpes Zoster ve Dermatoloji kitaplarının yazarları arasında yer alıyor.

0x0-kolsuz-agop-hayatini-kaybetti-1518508253838

“Kolsuz Agop”un hikayesi

Agop Kotoğyan, ilkokuldan mezun olduktan sonra  gümüş atölyesinde  çalışırken kolunu pres makinasına kaptırır. Hastaneye götürüldüğünde doktorların ‘Bu çocuk yaşamaz’ dediği Kotoğyan, günlerce komada kaldıktan sonra tekrar hayata döner. Götürüldüğü hastane, doğduğu, meslek hayatının 41 yılını geçerdiği ve hayata gözlerini yumduğu Cerrahpaşa Hastanesi’dir.

Bir çok ülkenin üniversitesinden gelen teklifleri reddeden Kotoğyan, konuyla ilgili şunları söylüyor: ‘’Evet doğrudur, ülkemde çok acı çektim. Sefaletin dibinde yaşadım. Doğrudur, dedemi, çocukluğumu, kolumu kaybettim. Ama yolumu kaybetmedim. Bu ülkede yaşayan milyonlarca insandan hiçbir zaman farklı olmadığımı düşündüm. Bu topraklarda yaşayan tüm insanları kardeşim olarak benimsedim. Bir ülkeyi sevmek demek, bu topraklarda geçirdiğin güzel ve iyi günleri sevmek demek değildir. İyi günde ve kötü günde burada olmak, vatanın yanında kalmak demektir yurt sevgisi. Boş başak dik, dolu başak ise eğiktir, derler. Ben hep eğik gezdim şu dünyada. Kibirden nefret ettim. Boş başaklar gibi diklenmedim, caka satmadım, her şeyi biliyorum demedim. Burnumun dikine gitmedim, bilginin ve bilimin ipine sarıldım. İşimi şansa bırakmadım. Çünkü, çok çalıştım ve boşluk bırakmadım.’’

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus