Partilerin aday listeleri üzerine düşünceler

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Yayına hazırlayan: Şükran Şençekiçer

Merhaba, iyi günler. Henüz tam iyileşebilmiş değilim, onun için sesim hâlâ sorunlu ; dün yapmak istediğim bu yayını bugün ancak yapabiliyorum. Partilerin milletvekili aday listeleri hakkında bazı izlenimlerimi, görüşlerimi aktarmak istiyorum. Eski zamanlarda bunları önüme dizer ve yazı yazardım gazetelerde. Bayağı geniş yazardım. Bu sefer aynı heyecanı duymadık. Çünkü malum, yeni sistemle beraber Meclis’in önemi bayağı bir azalıyor. Dolayısıyla esas olarak odaklandığımız husus cumhurbaşkanlığı, aslına bakacak olursak başkanlık seçimi. Ama yine de tabii ki burada milletvekili listelerinin ve seçilecek kişilerin belli bir anlamı var. Sayı arttı. 600’e çıktı. Dolayısıyla incelenecek daha çok kişi var. Ama burada tabii bir diğer husus ittifakların olması. Parti ittifakları var, bir de örtülü ittifaklar var. Yani şöyle: Cumhur İttifakı’nda MHP ve AKP var, ama BBP adı olmadan ittifakın içerisinde. Onun adayları AKP listelerinde. Aynı şekilde Millet İttifakı üç partili : CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi. Ama Demokrat Parti’nin bazı isimleri de İYİ Parti listelerinde yer alıyor. Böyle garip bir durumla karşı karşıyayız. Onun dışında HDP ve başka partiler var ; ama en önemli olanı, iki ittifak ve HDP tabii ki. HDP’nin barajı geçip geçmeyeceği meselesi hâlâ –her seçimde olduğu gibi– bu seçimde de önümüzde duruyor.

HDP listelerinde sosyalist sol farkı

HDP demişken, önce HDP’yle başlayayım : HDP listeleri üzerine çok yazıldı çizildi ; ama şunu öncelikle vurgulamak lazım: Ankara’da Veli Saçılık, İstanbul’da Ahmet Şık gibi isimlerin –ki bunlar Kürt hareketinden gelen isimler değil, ama Türkiye’de soldan gelen, değişik mesleklerden, ama adlarıyla beraber bir direnişin akla geldiği isimler– bu anlamda onların HDP listesinden girmeleri HDP’ye herhalde en azından sol eğilimli kesimlerden daha fazla yönelimi getirecektir. Onun dışında HDP’nin listesinde, Kürt hareketinden olmayan, soldan çok sayıda isim var. Ve bunların bayağı bir kısmı da seçilecek yerlerde, özellikle büyükşehirlerde.
Daha önceki dönemde bu konuda çok yazıp çizmiştim ve çok da tepki almıştım; açıkçası Kürt hareketinin Türkiye’deki sosyalist sola listelerde en azından bu kadar yer açıp açmaması meselesinde bence biraz abartmışlar, biraz değil fazlasıyla abartmışlar diyeyim. Çünkü kendini solda gören birisi olarak benim bile adını duymadığım birtakım partiler ve kurumların içerisinden, yine adlarını pek duymadığım ya da çok fazla duymadığımız bazı isimlerin barajı aşma durumunda –ki bana göre barajı aşacak HDP– seçilecekler. İstanbul’da, İzmir’de, Adana’da, başka yerlerde de var. Böyle çok sayıda isim var. Bunun nasıl bir katkısı olacak? Açıkçası çok bilmiyorum. Yani oylara nasıl bir katkısı olacak? Çok bilmiyorum.
Ancak HDP’deki kişilerle konuştuğumuz zaman, şöyle bir açıklama yapıyorlar: Bu hareketler, bu gruplar bize en zor dönemlerimizde yardım etmiş, bizim yanımızda durmuş kişiler, hareketler. Bir nevi vefa meselesi var. Bu bir perspektif. Ama seçim realitesine baktığımız zaman, bir de bıçak sırtında olduğu söylenen bir baraj meselesi ortadayken, bana açıkçası çok isabetli tercihlermiş gibi gelmiyor bunlar. Tabii ki HDP’deki bütün isimlerin Kürt olması, Kürt hareketinden gelmesi gerekmiyor; ama mesela bir önceki dönemde girmiş olan isimlere bakarsak; Sırrı Süreyya Önder, Filiz Kerestecioğlu gibi isimler gerçekten hem bulundukları yerlerde belli bir ağırlıkları olan isimlerdi, hem de HDP milletvekili olarak çok etkili bir şekilde rol oynadılar. Buradaki bazı isimlerin tam bunu yapabileceğine emin değilim.
Bu noktada Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun Kocaeli’nde birinci sıradan aday gösterilmesinin de çok önemli olduğunu düşünüyorum — pozitif anlamda. Ömer Faruk Gergerlioğlu eski Mazlum-Der başkanı, doktor ve ihraç edildi. Batman’da kendine zar zor bir iş buldu; ama bütün bu süreçte, özellikle 15 Temmuz sonrası yaşanan hak ihlalleri konusunda tek başına, gerçekten tek başına çok ciddi bir uğraş vermiş saygın bir insan hakları aktivisti. O anlamda HDP’nin Ömer Faruk Gergerlioğlu’na böyle sahip çıkmasının önemli olduğunu düşünüyorum.
Onun dışında bildiğimiz bazı isimler var, giremeyen bazı isimler var. Ama HDP her hâlükârda bu seçime bence güçlü bir şekilde girecek. En önemli kozlarından birisi de bence –her sefer olduğu gibi– bu sefer da kadın ağırlığı. Listelerdeki kadın ağırlığı, seçilecek yerlerdeki ve toplam olarak baktığımız zaman kadın oranı anlamında HDP gerçekten yine ön sırada yer alıyor.

CHP’de SP kontenjanı

Bence bu seçim listelerinin en çarpıcı olayı CHP’nin hem Saadet Partisi’yle ittifak yapması, Saadet Partisi’nin kendi listesiyle çıkması, ama bazı Saadet Partili isimlerin CHP listelerinden aday gösterilmesi. İstanbul’da Prof. Emre Bağce var. Yine İstanbul’da yine Prof. Cihangir İslam var. Onun dışında Konya’da, Kayseri’de, başka yerlerde de var. Toplam 6 kişi yanlış hatırlamıyorsam. Ama özellikle Emre Bağce ve Cihangir İslam olayının çok anlamlı olduğunu düşünüyorum. Şöyle de bir husus var: Bunlar Saadet Partisi’yle yakın olan, onun içerisinde yer almış kişiler. Ancak ikisi de, özellikle Cihangir İslam CHP’den de pekâlâ, Saadet Partisi üzerinden olmadan da aday gösterilebilirdi. Emre Bağce de aynı şekilde, hatta daha ileri giderek Cihangir İslam’ın pekâlâ HDP’den de aday gösterilebileceğini düşünüyorum. O da biliyorsunuz, profesör, tıp doktoru ve KHK’yla işinden uzaklaştırılmış bir kişi.
CHP listeleri üzerine çok kıyamet koparıldı. Buradaki husus şu: Mesela bir AKP’yle kıyasladığımızda –AKP listeleri sızmadı, çünkü AKP listelerini Tayyip Erdoğan tek başına belirliyor– CHP’de birtakım mekanizmalar var ve bu mekanizmaların belli aşamalarında isimler sızdı. Dolayısıyla CHP önseçim yapamadı bu sefer. Ama yine de bu iç demokrasi mekanizmalarını işlettiği için erkenden aday listeleri konusunda bayağı bir silkelendi. Bunu vurgulamak lazım. Çok isim dışlandı.
Yeni isimler var. Burada tek tek isimleri söyleyerek çok fazla polemiklere dahil olmak istemiyorum; ama açıkçası bunların normal olduğunu düşünüyorum. Her partide birtakım milletvekilleri yeniden gösterilmiyor, bazıları gösteriliyor. Buradan hareketle çok büyük teoriler geliştiriliyor. “CHP kendini merkeze taşıyor”, “CHP solu tasfiye ediyor” falan gibi. Bunların acele yapılmış yorumlar olduğunu düşünüyorum. Haklılık payları yer yer olabilir; ama çok abartılı olduğunu düşünüyorum. CHP yine kendini her seçimde, her kongrede olduğu gibi, CHP kendi içerisindeki meselelerle çok fazla uğraşan bir parti.
CHP konusunda çok fazla isim telaffuz etmek istemiyorum; ama özellikle birisini vurgulamam lazım: Yüksel Taşkın. En son kongrede Bilim Kurulu’na da girdi, Parti Meclisi’ne girdi, Marmara Üniversitesi’nden KHK ile atılmış bir profesör. Bizim de Medyascope’ta çok sık konuk ettiğimiz, benim şahsen yıllardır arkadaşım olan bir isim. Arkadaşlığın ötesinde Yüksel Taşkın’ın İstanbul’da 18. sıraya konulmasının çok abes olduğunu söylemek istiyorum –ki kendisiyle beraber yönetime bu kongrede girmiş olan Fethi Açıkel ve Yunus Emre gibi diğer akademisyenlerin yine İstanbul’da çok seçilebilecek yerlere girdiği düşünülürse– hâlâ nasıl olup da bunun olduğunu açıkçası anlamıyorum, anlam veremiyorum. Bunu özellikle vurgulamak isterim.

MHP’ye ilgi yok, İyi Parti’ye çok

Bu seçimde en az merak edilen parti herhalde MHP. Zaten Devlet Bahçeli de seçim kampanyasını bugün hastanede Alaattin Çakıcı’yı ziyaret ederek başlattı. MHP kendisinin propagandası yerine Cumhur İttifakı’nın ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın propagandasını öne çıkartan bir parti görünümünde. Listeler o anlamda çok fazla önem taşımıyor. Zaten MHP’nin her seçiminde olan bir şey. Bayağı sayıda milletvekili dışarıda tutulur, yeni birtakım isimler gelir, bir zamanlar dışlanmış bazı isimler yeniden sokulur gibi, bunların mantıklarını çok fazla çözmek mümkün değil. Büyük ölçüde Devlet Bahçeli’nin birtakım kıstaslarıyla yapılan listeler bunlar. Çok fazla üzerinde durmayı gerektirdiğini açıkçası sanmıyorum.
İYİ Parti’de baktığımız zaman ilginç bir şey oldu. Burada Yusuf Halaçoğlu’nun Kayseri’den aday gösterilmek istendiği, kendisinin Ankara ya da İzmir istediği –ki kişisel nedenleri var– ama Kayseri’nin dayatıldığı, onun üzerine de kendisinin aday gösterilmediği. Şimdi bu ilginç bir olay, şundan ilginç bir olay bence: Kayseri’de 10 milletvekili var. İYİ Parti gerçekten ciddi bir çıkış yapacaksa Kayseri’de en az 1 milletvekilini alması gerekir. Çünkü Kayseri Türkiye’de milliyetçi-muhafazakâr düşüncenin en etkili olduğu şehirlerden birisi. Genellikle AKP önde gidiyor, ama MHP’nin de hep belli bir gücü var. Dolayısıyla burada İYİ Parti’nin milletvekili çıkarma ihtimali bence var — eğer İYİ Parti hakikaten dendiği gibi arkasına bir rüzgâr aldıysa. Dolayısıyla kendisinin bunu kabul etmemiş olmasını yadırgadım.
Bir diğer husus da şu: Partinin kurmaylarından Koray Aydın Trabzon milletvekiliydi MHP’de, biliyorsunuz. O Trabzon’dan değil Ankara’dan oldu. Ümit Özdağ Gaziantep milletvekiliydi, o da İstanbul’dan oldu. İstenseydi pekâlâ, bu partinin başından itibaren, ilk andan itibaren bu hareketin içerisinde yer alan Yusuf Halaçoğlu’na da pekâlâ Ankara veya İzmir’den bir yer bulunabilirdi. Bu ilginç bir husus. Bir diğeri de Gençlik Kolları Başkanı listeler üzerinden –ki kendisi Medyascope’ta diğer gençlik kolları temsilcileriyle açık oturuma katılmıştı, bayağı da çarpıcı bir performans sergilemişti– kendisi kötü bir yerden gösterildiği için adaylıktan çekildi. Ardından Gençlik Kolları başkanlığını da bıraktı. Onu da ilginç bir not olarak düşmek lazım.
Bir bütün olarak baktığımızda aslında İYİ Parti’nin listesi, yeni kurulmuş bir parti olarak baktığınızda güçlü bir liste. Hem MHP kökenliler var, hem merkez sağda değişik dönemlerde ANAP ya da Doğruyol’da görev yapmış isimler var. Bir de benim için sürpriz olan, çok eski arkadaşım Mehmet Tezkan var. Onun nasıl oraya dahil olduğunu açıkçası tam anlayamadım. Kendisine sorma fırsatım da olmadı, ilk fırsatta soracağım.

AKP’den güçlü liste ama krizi çözmeye yeterli değil

AK Parti’ye gelecek olursak ; çok kişi dışlandı, ama dışlanır diye düşündüğümüz bazı isimler de kaldı. Benim açımdan, açıkçası konmaz diye düşündüğüm bazı isimleri Erdoğan koymuş. Baktığımız zaman aslında özellikle listelerin ön sıralarına Erdoğan elindeki en iddialı isimleri yerleştirmiş. Son seçimde de böyle yapmıştı. Bayağı bir özen göstermiş, bunu görüyoruz. Aslında güçlü bir liste olduğu söylenebilir. Ama bence AKP’nin yaşadığı, yaşamakta olduğu krizi aşabilecek bir liste değil.
Bu listede tabii Bülent Arınç’ın oğlu Mücahit Arınç’ın aday gösterilmiş olmasına ayrı bir parantez açmak lazım. Bu AKP’nin küskünleri diyebileceğimiz kesimlere yönelik bir mesaj. Onu vurgulamak lazım. Zaten Arınç son dönemde tercihini Abdullah Gül’den değil Tayyip Erdoğan’dan yana yaptığını belirtmişti. Bunun sonucunda bu çıkmışa benziyor.
AKP listelerinde tabii bir de BBP olayı var. Orada Başkan Mustafa Destici dışında seçilecek yerlere kimse konmamış ve partinin bazı isimleri bu anlamda şikâyetçi olmuşlar, bir nevi kazan kaldırmışlar. Tabii bunun bir haber değeri var, ama çok da anlamlı bir şey değil. Çünkü BBP zaten artık çoktan miadını doldurmuş bir parti. Muhsin Yazıcıoğlu adıyla gidiyordu sağlığında, yaşarken. Vefatının ardından da Muhsin Yazıcıoğlu’nun efsanesi üzerinden yol alan bir partiydi. Dolayısıyla bir tek genel başkanın seçilecek yerden konulmasını çok da fazla yadırgamamak lazım. Herhalde bu seçimden sonra da artık BBP varlığını sürdürür mü bilmiyorum, ama AK Parti’yle iç içe geçmiş olur.

SP’nin alacağı oy

Evet, atladığım bir parti yok diye düşünüyorum — barajı aşma ihtimali olanlar içerisinden. Saadet Partisi’ne bakacak olursak: Saadet Partisi’nin listesi Milli Görüş listesi. O anlamda çok şaşırtıcı bir şey yok. Esas önemli olan, Saadet Partisi’nin bu ittifakla beraber CHP listesinden girebilecek isimlere ek olarak Meclis’e kendi listelerinden milletvekili sokup sokamayacakları meselesi. Bu gerçekten çok ilginç olacak. Bunu beklemek ilginç olacak. Geleneksel olarak güçlü oldukları –mesela Konya’da, Erzurum’da, Trabzon başta olmak üzere Karadeniz’in bazı illerinde– milletvekillikleri kazanabilecekler mi? Millet İttifakı içerisinde de Saadet Partisi’ne oy verecek olan kişiler, acaba Saadet Partisi listesinden milletvekili yollayabilecekler mi? Bunun, şöyle söyleyeyim, imkânsıza yakın bir zorlukta olduğunu şu aşamada söylemek mümkün. Ancak Saadet Partisi’nin bu seçimde alacağı oyun ittifak nedeniyle son seçimlerde aldığı oylardan yüksek olacağı da muhakkak.
Evet, yine sesimden dolayı biraz sorunlu bir yayın oldu ama, söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus