Carl Bildt: “Suriye’nin yeniden inşası için 1 trilyon dolar gerekebilir, Rusya bunun küçük bir kısmını dahi ödemeye niyetli değil”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

1991-94 arası İsveç’te başbakanlık, 2006-2014 arası ise dışişleri bakanlığı yapan Carl Bildt, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler’de üst düzey görevler üstlendi. Bildt’in 23 Ağustos 2018’de project-syndicate.org‘ta çıkan yazısını Okan Yücel çevirdi.

Carl Bildt

Suriye Devlet Başkanı Esad ve sponsorları İran ile Rusya, önceden muhaliflerin elinde olan pek çok bölgenin artık rejimin eline geçtiğini ilan ettiler. Artık Esad 7 yıl süren kıyımın ardından zaferini kutlamaya hazırlanıyor gibi görünüyor. Avrupalılar için bu zafer kaçınılmaz olarak bir boşluk meydana getirecek.
Ani ve şüpheli bir dönüşümün ardından, Rusya Devlet Başkanı Putin Suriye’deki katliamlardan kaçan milyonlarca mültecinin kaderleri hakkında endişeli olduğunu iddia ediyor. Kısa zaman önce Merkel ile yaptığı toplantıda Putin, AB’nin Suriye’nin yeniden inşasında rol alacağını umduğunu, bunun yerinden edilen insanların ülkelerine dönmeye başlamalarına yardım edebileceğini belirtti. Ve son haftalarda Rus diplomatlar da aynı mesajları Avrupa başkentlerine iletiyorlar.

İran ve Rusya savaşın seyrini değiştirdi

Esad ülke topraklarının çok büyük kısmını kontrol altına aldığını ilan ettiğine göre, şüphe yok ki Suriye savaşı artık sona ermeye yakın. Ancak bu sonuç kaçınılmaz değildi. Tam tersi, bir noktada Suriye ordusu yıkılmak üzereydi. İran destekli militanlar ve Rusya’nın hava yardımları sayesinde Esad işin seyrini değiştirebildi.
Bu arada ABD’nin “ılımlı” silahlı gruplar yaratma çabası da (PKK’nın Suriye kolu olan YPG’nin Türkiye’nin sınırını kontrol etmesi hariç) fazla sonuç vermedi. Geriye kalan tek şey ise El Nusra’nın İdlib’i çevreleyen kalıntılarını parçalamak ve YPG ile Esad arasındaki bölgede bir yerleşim alanı oluşturmak için arabuluculuk yapmak.
Esad korkunç bir maliyete rağmen hayatta kaldı. Suriye nüfusunun yarısından fazlası ya içsel sebeplerden dolayı yerlerinden edildi veya Avrupa’ya yakın ülkelere kaçmaya zorlandı. Suriye’nin çoğu altyapı tesisleri – toplu konutlardan hastanelere kadar– harabeye döndü. Esad’ı politik bir çözüme yönlendirmek için uygulanan yaptırımların başarısız olmasından ve çatışmalara doğrudan veya dolaylı verilen yardımlar yüzünden ülkenin ekonomisinin paramparça olduğunu belirtmeye dahi gerek yok.
Başka hiçbir ülke bu yüzyılda insan yaşamı ve fiziksel yıkım konusunda böyle bir tecrübe yaşamadı. Hiç şüphe yok ki bu trajedinin sorumluları Esad rejimi ve onun sponsorluğunu üstlenen İran ile Rusya. Elbette ki terörizme karşı savaştıklarını söyleyecekler; sanki bu hiç ayrım yapmadan gerçekleştirdikleri sivil ölümleri ve acımasız yöntemleri için bir mazeretmiş gibi. Ama gelecek kuşaklar Levant bölgesinde son 7 yıldır yaşanan terörün gerçek kaynağının ne olduğunu bilecekler.

Yeniden yapılanmanın maliyeti

Suriye’yi yeniden inşa etmenin maliyetleri için yapılan tahminler büyük çaplı farklılıklar gösteriyor. 2017 yılında Dünya Bankası’nın yaptığı hesaplamalarına göre bunun bedeli 225 milyar dolar civarında olacak. Daha yeni araştırmalar tahmini 400 milyar dolara yaklaştırıyor. Diğerleri ise 1 trilyon dolar gibi bir sayı telaffuz ediyorlar ki bu hesaplamaların hiçbirine savaş yüzünden hayatlarını kaybeden insanlar dâhil değil.
Avrupa’nın Putin’i cezbetmesi de gösteriyor ki Rusya bu faturanın küçük bir kısmını dahi ödemeye niyetli değil. Görünen o ki Kremlin attığı bombalarla yıktığı şehirleri yeniden yaşanabilir hale getirmek gibi bir görevi olduğunu düşünmüyor.
ABD de bu yardıma hevesli değil. Geçen hafta Trump yönetimi IŞİD’den kurtarılan Rakka ve diğer bölgeleri yeniden inşa etmekte kullanılacak 230 milyon dolarlık bir fonu iptal etti. Şu anda kendileri yerine Suudi Arabistan’ın bu hesabı kapatacağını umuyorlar. Bu yaklaşımın akıllıca olup olmadığını zaman gösterecek.
Putin’in Suriyeli mültecilerin durumu için aniden Avrupalı devletler ile görüşmeye başlaması da ABD’nin geri adım atmasının açık bir sonucu. Bombaları komşularına düşerken ve insanları kaçmaya zorlarken onları hiç önemsemiyordu. Ama şimdi Avrupa’nın da Esad’a yardım etmesini istediğine göre biraz merhamet bulmuş.


Esad’ın tutumu

Ancak henüz Esad’ın yerlerinden edilenlerin geri dönmesini isteyip istemediği bile yeterince açık değil. Bilakis, yeniden inşa sürecini kullanarak, ülkesindeki etnik ve politik kompozisyonları, kendi azınlık mezhebi olan Nusayrîleri daha güvenli kılmak adına kullanacakmış gibi görünüyor. Buna bağlı olarak çıkan yeni yasa mültecilere, hükümet mallarına el koymadan önce, bu malların kendilerine ait olduğunu beyan etmeleri için yalnızca bir yıl tanıyor. Diğer bürokratik şartlar da Suriye yönetimine istemedikleri kişilerin yeniden ülkeye girişine izin vermemelerini sağlayacak şekilde dizayn ediliyor gibi görünüyor.
Dahası, Esad yeniden inşa sürecinde Avrupalı firmaları hoş karşılamayacağını açıkça beyan etti. Bunun yerine öncelik Rus firmalara verilecek gibi. Net bir şekilde rejim, kendisine gelebilecek her türlü yardımdan faydalanmaya hazırlanıyor. Bütün bu sebeplerden dolayı, Avrupalıların yapması gereken son şey parayı direkt olarak Esad’a teslim etmek. Bundan çok daha iyi olan opsiyon ise ülkelerine dönebilecek, ve bunun için de istekli olan bireylere ve onların ailelerine direkt olarak finansal destek sağlamak.
Aynı zamanda rejim güçleri ve muhalifler arasında güvenilir bir politik çözüme ulaşılmadan AB de uygulanmakta olan yaptırımları kaldırmamalı. Soru ise böyle bir çözümün olası olup olmadığıdır. Şu ana kadar getirilen her türlü gerçekçi öneri Esad’ın güçlü konumda bulunma ısrarlarından dolayı ziyan oldu.
Esad şu anda bir ülkenin yıkıntısını yönettiğini hatırlarsa iyi yapar. Silahlar sustuğunda bile rejimi güvende olmayacak. Suriye’yi yeniden ayağa kaldırmaktaki yetersizliği, tıpkı sekiz sene önce yapmayı reddettiği politik reformlar gibi, onu kırılgan halde bırakacak. Avrupa’nın Esad’ı bu iklimden kurtarmada herhangi bir çıkarı yok. Suriye’ye yardım gerçekçi bir politik çözümü beklemek zorunda. Esad rejiminin yol açtığı yıkımın ardından, ilerisi için başka bir yol yok.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus