ABD’de akademik özgürlükler üzerine çalışan “barış akademisyeni”, çalışmasının konusu hâline geldi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlığıyla “Barış İçin Akademisyenler” tarafından yayınlanan basın bildirisi imzacılarından akademisyen Prof. Dr. Simten Coşar hakkında şu anda araştırmacılık yaptığı Cornell Üniversitesi’nde bir haber yapıldı. “Türk araştırmacı kendi çalışmasının konusu oldu” başlıklı Cornell Üniversitesi Mario Einaudi Merkezi’nde iletişim direktörü olan Jonathan Miller tarafından kaleme alınan yazıda Simten Coşar’ın yurt dışında akademik özgürlükler meselesinde çalışırken barış bildirisine imza atarak kendisinin de bu mücadelenin öznesine dönüşmesi süreci anlatılmakta.

Hükümet ile akademi arasındaki ilişkileri çalışan siyaset bilimci Coşar, resmi ideolojinin akademinin bağımsızlığını ve akademik özgürlükleri baltalayan birçok yöntemini bilmekte. Türkiye’de devlet ve entelektüeller üzerine doktora çalışmasını tamamlayan Coşar, Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde makaleler, kitaplar yazıyor, öğrenciler yetiştiriyor ve büyük ölçüde siyaset, medya ve akademi üzerine dersler veriyordu.

“Risk Altındaki Akademisyenler” uluslararası iletişim ağına da dahil olan Coşar, otoriter devletlerdeki meslektaşlarıyla dayanışma gösteriyorken Ocak 2016 itibariyle kendisi de bir nevi risk altına girmiş oldu. Coşar, “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı devletten Kürtlere karşı uygulanan şiddeti sonlandırmasını isteyen bildiriye imza atan 1128 akademisyen içerisinde yer aldı. Coşar, Cornell Üniversitesi’ndeki ofisinde bildirinin imzalandığı dönemi anımsayarak o dönemde kamusal alanda imzacıları terörist faaliyetler içerisine girmekle suçlayan bir kampanya başlatıldığını belirtti ve birden araştırma konusuna kendisinin de dahil oluverdiğini ve teorik düzeyde konuştuklarının kendi hayatında pratiğe döndüğünü ifade etti.

Üniversitelerde hızlıca soruşturma süreçlerinin başladığını belirten Coşar, bazı meslektaşlarının yalnızca görev yaptıkları üniversitelerin yürüttüğü soruşturmalara maruz kalmadığını, konu ile ilgili adli soruşturmaların da başlatıldığını ifade etti. Savaşın o kadar da olağan dışı olmadığı ülkelerde devlet şiddetinin de olağan dışı olmadığını belirten Coşar, barış bildirisinin otoriteyi rahatsız ettiğini ve bu yüzden saldırıya geçildiğini ifade etti. Sürecin ilk başında tutuklanma, işten atılma korkusu yaşadığını ve gelecekte ne olacağını tahmin edememenin verdiği huzursuzluğu hissettiğini anlatan Coşar, bu ruh halinin yaklaşık bir ay sürdüğünü ve bunun kendisini yoran ve yardımcı olmayan bir hal olduğunu belirtti. Bu insanı paralize eden ve tüketen halden bir nevi Türkiye’deki dayanışma ağına dahil olarak çıktığını ve yazmaya başladığını ifade eden Coşar, olayların yaşandığı dönemde Massachusetts Üniversitesi’nde akademik izinli olarak ABD’deki feminist akademisyenler üzerine bir projede çalışıyordu. Akademik izni bittikten sonra Türkiye’ye geri dönmeyi düşünen Coşar, Kanada’da misafir akademisyen olarak çalışmaya karar verdi.

Yurt dışına çıkış yasağı ile ilgili bir problem olmadığı için Türkiye’ye giriş çıkışta sorun yaşamayan Coşar, ülkedeki politik belirsizliğin onu akademik faaliyetlerine odaklanmaktan alıkoyduğunu ifade etti. Coşar, kış döneminden beri çalışmalarını Cornell Üniversitesi’nde sürdürüyor.

Cornell Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Enstitüsü direktörü Esra Akcan, baskıcı rejimlere muhalif söz söyleyen akademisyenlerin dünyanın her yerinde baskı altında olduğunu Cornell Üniversitesi’nin bu akademisyenler için uygun ve güvenli bir çalışma ortamı sunduğunu ifade etti ve 2004 yılından beri “Akademisyen Kurtarma Fonu Programı” kapsamında dört akademisyene ev sahipliği yaptıklarını belirtti.

2016 yılından beri Türkiye’deki üniversitelerden yaklaşık 6 bin akademisyen, araştırmacı ve öğretmen politik görüşleri sebebiyle işinden atıldı.

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus