Prof. Adem Sözüer ile ceza kanunu açısından sosyal medyada nefret söylemi üzerine söyleşi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Son günlerde “Suriyeliler defolsun” hashtag’iyle sosyal medya üzerinden bir kampanya başlatıldı. Irkçı söylemler içeren bu ve benzeri kampanyalar sadece Türkiye’de değil; dünyada da popüler olmuş durumda. Geçtiğimiz pazar günü Almanya’nın Chemnitz kentinde kalabalık bir grup ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına karşı bir protesto gerçekleştirmişti.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Profesör Adem Sözüer, geçtiğimiz gün Twitter hesabından bir gönderi paylaştı. Biz de Adem Sözüer ile birlikte ırkçı söylemler üzerine konuştuk. Adem Sözüer de bu konu hakkında sadece Türkiye’de değil; dünyada da bu ırkçılığın popüler olduğunu ancak Twitter’da açılan bu tür içeriklerin internet kanununda erişimin engellemesi tedbirinin olduğunu söyledi. Sözüer, bu tedbirin de etkili olamadığını, sebebinin ise erişim kararlarını etkili bir şekilde uygulanmadığını söyledi.

Konuşmamızın satır başları şöyle:

“Avrupa Birliği, özellikle Almanya gibi ülkeler, sosyal medya şirketlerini, sosyal medya alanındaki nefret söylemine ilişkin olarak taşın altına ellerini koyması gerektiğini söylediler. Avrupa ülkelerinin şöyle bir düzenlemeleri var; sosyal medya şirketlerine, bu şirketleri bütünüyle temsil eden temsilcilik açmalarını söylediler. İkinci olarak bu denetimin bizzat sosyal medya şirketleri tarafından yapılması gerektiğini kabul eden ülkeler var çünkü bu pahalı bir şey.

Bu gelişmeler neden var? Meselenin bir tarafı ifade özgürlüğü öbür tarafı da toplumsal barış, nefret söylemine karşı toplumun bulunması veya bireysel korunma. Özellikle troll hesap denen hesaplarla, sistematik bir biçimde örgütlenme yapıldığında, belli nefret söylemi yapıldığında bu ciddi olarak toplumsal barış açısından ciddi tehdit oluşturuyor, o nedenle böyle önlemler alınıyor.

Bizim de şu andaki, evet buna ilişkin kanunlarımız var fakat sosyal medya özelliği nedeniyle bunlar etkili olarak uygulanamıyor. Diğer taraftan da sosyal medyayı yasaklamak gibi bir yola da gidilemiyor. Bu yüzden sosyal medyayla ilgili şirketleri de bu işin içine çeken bir arayış peşinde.

Hiçbir ülke bu tür ırkçı, faşizan söylemlere izin veremez. Bu söylemler aslında bu konularla ilgili elbette ki bir tartışma var, o tartışmanın sağlıklı bir biçimde yapılmasını engelliyor”.

Konuşmamızın devamını dinleyebilirsiniz:

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus