Kuzey Koreli kadınlar cinsel şiddetin boyutunu anlatıyor: “Bizi oyuncak olarak görüyorlar”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Kuzey Kore’de çalışan kadınlar için; hükümet yetkilileri, hapishane gardiyanları, sorgu memurları, polisler, askerler ve savcılar tarafından çeşitli şekillerde, fiziksel ve psikolojik tacize uğramak günlük hayatın bir parçası haline gelmiş durumda.

The Guardian’ın haberine göre, uluslararası kuruluşların yayınlanan son raporları Kuzey Koreli kadınların adeta bir cehennem hayatı yaşadığını ortaya koydu. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün yeni raporunda Kuzey Kore’de yetkililer tarafından yapılan suistimalin boyutlarını ortaya çıkarmak için Kim Jong-un’un 2011 yılında iktidara gelmesinden sonra Kuzey Kore’den kaçan 54 kişiyle röportaj yapıldı. Rapordaki öykülerin hazırlanması ve bir araya getirilmesi iki yıldan uzun sürdü.

Raporda güçlü konumda bulunan erkeklerin taciz söz konusu olduğunda cezasız kaldığı, bir gardiyan veya polis memurunun bir kadını ‘seçmesi’ durumunda o kadının, talep ne olursa olsun yerine getirmekten başka bir şansı olmadığı belirtiliyor.

Kuzey Kore’deki insan hakları ihlallerini belgeleyen Birleşmiş Milletler (BM), Kuzey Kore’deki 4 büyük siyasi cezaevinde  80 bin ile 200 bin arasında siyasi tutuklunun tutulduğunu düşünüyor. BM raporunda “imha, cinayet, köleleştirme, işkence, hapsetme, tecavüz, zorla kürtaj ve başka cinsel şiddet biçimleri; ırksal, dinsel, politik görüşlere bağlı olarak işkence, zorunlu göçler, kayıplar, bilerek uzun süreli açlığa sebep olma” gibi insanlık suçları detaylı olarak inceleniyor.

“Polis kadınları seks oyuncağı olarak görüyor”

Polisin, müfettişlerin ve askerin ağırlıklı olarak erkek olduğu ülkede, bu durum özellikle kadınları cinsel taciz gibi konularda açık hedef haline getiriyor. Başkan Kim, Kuzey Kore ekonomisinin gelişmesine daha fazla odaklanacağına söz verirken, birçok aile için hayati gelir kaynağı olan yasadışı ticaret biçimleri cinsel şiddetin en çok yaşandığı alanlardan biri.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün görüştüğü tüccarlardan biri olan Oh Jung-hee, pazar muhafızları ve polisin kadınları “seks oyuncağı” olarak gördüğü bir düzlemde cinsel tacizin kaçınılmaz olduğundan bahsediyor: “O kadar sık yaşanan bir şey ki, kimse bunun büyük bir olay olduğunu düşünmüyor. Bu durumdan üzüntü duyduğunuzu bile hissedemiyorsunuz. Ama biz de insanız ve hissediyoruz. Bazen geceleri hiçbir sebep yokken ağlamaya başlıyorsunuz ve nedenini bilmiyorsunuz.”

Görüşülen kadınlardan çoğu dayanmak zorunda kaldıkları istismarın normalleştiğini ve neredeyse kimsenin faillere karşı suç duyurusunda bulunmayı düşünmediğini ifade ediyor. Aralarından sadece bir tanesi davasını polise bildirirken, diğerleri polisin bu konuyla ilgili herhangi bir eylemde bulunmayacağını söylüyor.

İş bulmak ya da Kuzey Kore’den kurtulmak için Çin’e kaçmaya çalışan kadınlardan yakalananların çoğu cinsel tacize uğruyor. Çin polisi tarafından yakalandıktan sonra Kuzey Kore’ye geri gönderilen çiftçi Park-Young hee, sorgusu sırasında polisin ona çok yakın oturduğunu, kıyafetinin üstünden ve altından kendisine dokunduğunu ve farklı günlerde bir seferden fazla olmak üzere cinsel organını ellediğini anlatıyor. Park-Young hee, “O an hayatımın tehlikede olduğunu hissettim. Kaderim beni sorgulayan polisin elindeydi. Hatta o polisin sorduğu cinsel içerikli soruları yanıtlamaktan başka çarem yoktu” diyor.

Pyongyang’ın savunması: 2015’te sadece 5 kişi tecavüze uğradı

Kuzey Kore ise ülkede cinsel suç oranlarının düşük olduğunda ısrar ediyor. Pyongyang yönetimi, geçen sene BM’ye sunduğu raporda, 2011 yılında 7 kişinin ve 2015 yılında ise 5 kişinin tecavüze uğradığını açıkladı. Fakat İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporu farklı bir resim çiziyor. Eski mahkum olan 8 kadın, otoriteler tarafından “cinsel, fiziksel ve sözlü” tacize uğradıklarını söylüyor.

Bu rapordan sonra kimsenin, Kuzey Kore’de cinsel şiddetin yoğun şekilde yaşanmadığını söyleyemeyeceğini belirten İnsan Hakları İzleme Örgütü yöneticisi Kenneth Roth şöyle konuşuyor: “Bu yüzden ya savunmalarını değiştirmeleri ya da sorunu çözmeleri gerekiyor. Kim Jong-un bunu durdurabilirdi, anayasada mevcut yasaların uygulamaya geçirilmesini sağlayabilirdi.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus