Eski Venezüela Başsavcısı Díaz: “Maduro Hükümeti insan haklarını ihlal eden bir suç çetesi, yakında yargılanabilir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Venezüela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun önde gelen muhaliflerinden Luisa Ortega Díaz, Hugo Chávez’in eski takipçilerinden ve onun döneminden beri ülkede başsavcılık görevi yürütmüş bir isim. Şu sıralarda La Haye’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde, Maduro’yu tutuklatacak davaların görülmesi süreciyle meşgul. Díaz’a göre “Venezüela’da bir hükümet yok, bir suç çetesi ülkeyi yönetiyor.” Fransız haber sitesi Médiapart’ın Díaz’la yaptığı ve 15 Aralık 2018’de yayınladığı mülakatı Türkçe’ye Oğul Tuna çevirdi.

Luisa Ortega Díaz, Nicolás Maduro Hükûmeti’ni en çok sarsan muhaliflerden biri. 2007’de Venezüela Cumhuriyeti Başsavcılığı makamına getirilen Díaz, Chavist (Chavezci) iktidarın sacayaklarından biri olarak görülüyordu. 31 Mart 2017’de bu algı paramparça oldu. Díaz, yıllık raporunu sunarken “anayasal düzenden kopuş”u kınadı.

Bunun sebebi: Yüksek Adalet Divanı’nın (TSJ), yürütmenin elindeki Yüksek Mahkeme) Milli Meclis’i yetkilerinden ve milletvekillerinin dokunulmazlıklarından mahrum bırakma kararıydı. Mahkemenin geri adım atmasına karşılık; muhalefetin çoğunlukta olduğu Milli Meclis sessiz kaldı. Ülke ise Maduro’nun otoriterliğine karşı günlük sokak gösterilerine tanık oldu.

Luisa Ortega Díaz da keza 30 Temmuz 2017 tarihinde Kurucu Milli Meclis’in (ANC) seçimine karşı çıkmıştı. Savcılıktaki ekibiyle birlikte, en 125 kişinin ölümüne yol açan güvenlik güçlerine karşı durmuştu. 5 Ağustos’ta Kurucu Meclis’teki görevlerinden azledildi ve iki hafta sonra Kolombiya’ya sığındı.

Kendisini daima Venezüela’nın meşru başsavcısı olarak görüyor. Díaz, Venezüela’nın Sürgündeki Yüksek Adalet Divanı’nın gördüğü Odebrecht davasında Maduro’nun uzlaşı talebini de sunmuştu. Buna göre Mahkeme, Maduro’yu yolsuzluk sebebiyle 18 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırmıştı. Díaz, ayrıca ülkesindeki çeşitli insan hakları ihlallerini de La Haye’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (CPI) götürmüştü.

Maduro’ya bakacak olursak, eski başsavcının suçlamalarına çok ses çıkarmadı. Nisan 2018’de, Kolombiya’da bulunan Sürgündeki Yüksek Adalet Divanı’nda mevzubahis davalar görülürken, “Bogota’da yaşayan insanlarla vakit kaybetmek” istemediğini söylemişti. Ve şöyle demişti: “Bu insanlar kendilerini ABD Başkanı ilan edebilirler. […] Adaletten kaçtılar. Bir gün, Venezüela adaletinin eline düşecekler”.

Geçtiğimiz şubat, Uluslararası Ceza Mahkemesi, “Venezüela’da işlenmiş suçlar” hakkında bir “ön inceleme” başlattı. Maduristler tarafından hain olarak adlandırılan fakat yurtdışında saygı duyulan Luisa Ortega Díaz, “tiran”a karşı yorulmadan ok atmaya devam ediyor.

Médiapart: Bolivarcı Devrim’in tam olarak ne zaman, size göre, doğru yola varmadığını anladınız?

Luisa Ortega Díaz: Venezüela’nın Başsavcılık makamına geçtiğimden beri, yürütmenin, o dönem başta Hugo Chávez vardı, yurttaşlara karşı güvenlik politikasına karşıydım. Nicolás Maduro Venezüela’nın Devlet Başkanlığı makamına geldiğinde, bizim [yani savcılık makamının] yürütmeyle çok sayıda anlaşmazlığımız vardı.

Bu anlaşmazlıklar Ocak 2015’te iyice belirgin hâle geldi. Bu tarihlerde hâlen görevde bulunan Savunma Bakanı Vladimir Padrino López, yurttaşların güvenliğini militarize eden bir önerge yayınladı. Bu önergeyle aynı zamanda, Anayasa’ya aykırı olmasına rağmen, gösterilerde ateşli silah kullanılmasına izin veriliyordu. Bu hukuki belgenin değiştirilmesi çağrısında bulunduk ve medyayı harekete geçirdik.

Bunun sonuncunda da kendimi kimi çatışmaların içinde buldum. Devamında, 15 Haziran tarihinde, Bakan “Halkın Kurtuluşu için Operasyon” isimli bir güvenlik planını devreye soktu. Planın hedefi “toplumsal temizlik”ti. Operasyon kapsamında 505 Venezüelalı, güvenlik güçleri tarafından öldürüldü. Tüm bu cinayetleri araştırdım.

Bu soruşturmalar, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne ihbarda bulunmam için gerekli temeli oluşturdu. Sonrasında, 2016’da katliamlar meydana geldi. Barlovento Katliamı, Venezüela Ordusu’nun işlediği vahşi bir katliamdı. Öldürdükleri insanların organlarını kestiler. Bunlar birbirinden ayrık olgular değil, devletin izlediği kasıtlı bir politikanın sonucuydu. Savunma Bakanı, halka, sanki savaştaymışızcasına muamele etti.

“Hükümetten farklı düşünenler vatan haini, komplocu gibi görülüyor”

M: Bu yüzden mi “devlet terörü”nden bahsediyorsunuz?

LOD: Bu durumun bir başka adı yok. Ülkede herkesi itaat altına almak için uygulanan kontrol mekanizmaları var. Venezüela’da siyaset yapmak, muhalefet olmasını sağlamak mümkün değil. Hükümetten farklı düşünenler vatan haini, komplocu gibi görülüyor.

M: Hugo Chávez ve Nicolás Maduro arasında bir ayrım yapıyorsunuz. İki ismi ayrıştıran nedir?

LOD: Hugo Chávez’in projesi başlangıçta insani bir projeydi. Çoğumuz Venezüela’nın yaşadığı krize çözüm bulabileceğine inanıyorduk. Maalesef bu proje kademeli olarak rafa kaldırıldı. Bugün yaşamakta olduğumuz bu trajedi Hugo Chávez’in döneminde başladı. Venezüelalılar’dan Nicolás Maduro’ya oy vermelerini istemek, bana göre en zararlı şeydi.

M: Bazı eski siyasi tutuklular, göz altına alınma biçimlerini kınadılar; bunlar kimi zaman bir kişiye yönelik basit suçlamalar sonuncunda gerçekleşmişti. Tıpkı Kurucu Milli Meclis Başkanı Diosdado Cabello’nun başına geldiği gibi.

LOD: Görevim süresince yürütme, kaprislerine taviz vermeyeceğimi biliyordu. Bu sebeple de siyasetçilere karşı soruşturmaları askeri yargıya taşımayı seçtiler. Vakalar; başsavcılığa müdahalesi edilmeksizin ve bazı durumlarda yargıçların müdahalesi olmaksızın, doğrudan Yüksek Adalet Divanı’na taşındı. Siyasal polis [Bolivarcı İstihbarat Servisi (Sebin)] insanları hiçbir hukuki prosedüre başvurmadan hapse attı, başsavcı soruşturma başlatmayı reddetti.

M: Hükûmet baskısından bahsediyorsunuz fakat 2014’teki “Salida” hareketi boyunca başsavcı idiniz. Muhalif Leopoldo López’e karşı cezai işlemler uyguladınız.

LOD: Soruşturmayı ben yönetmedim, iki savcı tarafından yürütüldü. Benim yürütmenin emirlerine karşı geldiğim gibi, savcıların soruşturmalarında üstten gelen emre uygun hareket etmemesi için, savcılara sağlamlık kazandırma hedefiyle Milli Savcılık Okulu kurmuştum.

2017’de Yüksek Adalet Divanı, yardımcımı görevden aldı ve yerine Máduro’nun güvendiği birini getirdi. Bu kişinin girişini engelledim. Leopoldo López’i suçlayan savcının arabasının bagajında saklanarak içeri girdi. Bu doğrudan bir talimatın olabileceğini gösteriyor.

“Maduro’nun tutuklanması için çalışıyoruz”

M: Eski siyasi tutuklu Lorent Saleh, Katherine Harrington tarafından “La Tumba”da (“Mezar”, siyasal polisin elindeki bir hapishane) işkenceye uğradığını açıklamıştı. Ama Harrington 2017’de Yüksek Divan tarafından sizin yardımcınızın yerine atandı. Tüm bunlar gerçekleşirken başsavcılık makamındaydınız. Olanlara dair bilginiz var mıydı?

LOD: Bunların gerçekleştiğini bilmiyorum. Daima, tutukluların durumunu kontrol etmeye giden savcılarım olmuştur. 2016 sonundan itibaren cezaevlerine giremediler. Özgürlüğünden mahrum kalan insanların sağlık problemlerine dair haber alınca, hemen bir transfer emri verdim. Bu kişilerin sağlık durumunu tetkik etmek için doktorlar gönderdim. Bir savcı da tutuklularla nasıl olduklarına dair görüşmeye gitmişti ve bu görüşmeler polis memuru olmadan gerçeklemişti.

M: Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde Nicolás Maduro’nun insan haklarını ihlal etmesine dair bir soruşturma açılması teklifinin temelinde siz vardınız. Bir dava gerçekleşebilir mi?

LOD: Maduro, insan haklarını ihlal ediyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, bir ön inceleme başlattı. Sanırım Nicolás Maduro’yu insan hakları ihlali ve insanlığa karşı suç işlemekten mahkemeye verecek tüm şartlar sağlandı. Şimdi sıra Ceza Mahkemesi’nin delillerin kabul edilebilirliğine dair karar vermesinde.

M: Maduro’nun tutuklanması mümkün mü?

LOD: Maduro’nun çoktan özgürlüğünden mahrum kalması gerekirdi. Çoktan bir uluslararası yakalama emri çıkmalıydı. Şimdi bunun üzerinde çalışıyoruz. Önümüzdeki günlerde kovuşturma talebini uzatmak için La Haye’e döneceğim. Bu getirdiğimiz üçüncü ek belge olacak. Birincisi, Óscar Pérez ve grubu ile ilgiliydi [15 Ocak 2018’de vuruldular. Eski polis müfettişi olan Perez, Haziran 2017’de Yüksek Adalet Divanı ve İç İşleri Bakanı’na ateş açıp el bombası atmıştı.]; ikinci talep milletvekili Juan Requesens için [bugün siyasî tutuklu] ve üçüncüsü belediye meclisi üyesi Fernando Albán’ın cinayetiyle ilgiliydi [hapiste tutulurken ölmüştü].

M: Albán’ın ölümünün intihar olmadığına dair elinizde kanıt var mı?

LOD: Evet, var. Ve işkence gördüğünü, işkence altındayken öldüğünü gösteren diğer kanıtları da bekliyoruz. Albán’ın işkencecileri sonrasında bir intihar kurguladılar.

Türkiye ve diğer ülkelerle kurulan yolsuzluk ağı

M: Siz ayrıca yolsuzluğa da karşı çıkıyorsunuz, özellikle tüm Latin Amerika siyasetini sarsmış Odebrecht vakasıyla açığa çıkan yolsuzluk skandalına. Nicolás Maduro, 2013’teki başkanlık seçimlerini finanse etmek için Brezilya şirketinden gelen parayı kabul etmişti. Kurucu Meclis Başkanı Diosdado Cabello da Brezilyalı şirketten para elde etmişti. Bu engin yolsuzluk mekanizmasını tarif edebilir misiniz?

LOD: Nicolás Maduro ve Diosdado Cabello’nun bu işte tehlikeye atacak tüm kanıtlara sahibim. Fakat bu Maduro’nun Maduro olarak hareket ettiği tek olay değil. Gıda dağıtımında da, Claps [Hükûmetin ödenek sağladığı gıdaları dağıtan Yerel Tedarik Komiteleri] ile yolsuzluğa karıştı. Burada sadece Venezüela’da değil, Kolombiya’ya ya da Meksika’ya, hatta Türkiye’ye uzanan yolsuzluk ağları mevcut.

Türkiye’de, Nicolás Maduro altın, elmas ve diğer madeni kaynakların trafiğini içeren bir yolsuzluğa karışmış durumda. Madenler, Türkiye’ye özel uçaklarla gönderiliyor ve orda euro ile takas ediliyor. Nicolás Maduro ve suç çetesinin madencilikten ve petrol endüstrisinden elde ettiği tüm gelirler ceplerine giriyor, halkın iyiliği için kullanılmıyor. İşte bu yüzden açlık, ilaç yetersizliği, toplu taşıma eksikliği,hatalı elektrik sistemi, yetersiz su tedariki gibi sorunlar var…

M: Sizce, bu yolsuzluk iktidarın içinde kolektif biçimde mi örgütleniyor yoksa bunlar bireysel vakalar mı?

LOD: Bu örgütlü bir suç. Hepsi birbirini koruyor. Venezüela’da bir hükümet yok. Onun yerine bir suç çetesi mevcut.

M: Siz, kendiniz de bu yolsuzluk vakasına dolaylı olarak karışmaktan şüpheli konumdasınız. Diosdado Cabello, eşinizi savcılık içinde bir gasp ağı örgütlemekle suçluyor.

LOD: Bunlar eşimi ve beni, “tiran”la karşı karşıya geldiğimiz için gözden düşürmek adına yapılan başarısız hamleler.

M: Maduro iktidarının başka üyelerinin de muhalif saflara katılabileceğini düşünüyor musunuz?

LOD: Hükümetin içinde Nicolás Maduro’nun eylemlerini reddeden çok sayıda kişi var. Fakat çok korkuyorlar. Bastırıcı aygıt olağanüstü kuvvetli. Tıpkı kendilerini korumaya, silahlandırmaya ve karşı çıkan herkese saldırmaya çalışan suçlularda olduğu gibi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus