İsviçre’deki küçük bir şirket iklim değişikliğini durdurabilir mi?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İsviçreli iki girişimci havadan ayırdıkları karbondioksidi satmaya çalışıyor. Eğer maliyetleri düşürebilirlerse, gerçekten dünyayı kurtarma ihtimalleri var gibi görünüyor.

Kaynak:  NY Times

Yaklaşık 100 yıl önce Almanya’da Carl Bosch isimli bir bilim insanı, bir grup mühendisle birlikte kimya alanında çığır açacak yeni bir yöntem buldu. Alman kimyager Fritz Haber havadan nitrojeni alıp, hidrojenle birleştirerek amonyak elde etmeyi başarmıştı. Fakat Haber’ın yöntemi uygulamada sınıfta kalıyordu çünkü ürettiği amonyağın kullanılabilmesi için yüksek sıcaklık ve basıncın sabit tutulması gerekliydi. Bosch ise bu yöntemi pazarda kullanabilmek için, sınırlı teknolojik kaynaklara rağmen geliştirmeye çalışıyordu.

Literatüre Haber-Bosch yöntemi olarak geçen bu çalışma, 1932’de Nobel Ödülü’ne layık görüldü. Bu yenilikçi buluş, amonyağı endüstriyel kullanıma açmıştı. Bu sayede dünya, ucuz ve bereketli bir gübreyle tanışmış oldu. Kimi tarihçilere göre bu, 20. yüzyılın en büyük buluşlarından biriydi. Çünkü Haber-Bosch yönteminin kullanılmaya başlanması dünya nüfusunun artmasında oldukça etkili olmuştu. Hayvanların ve bitkilerin hayatı için çok önemli olan azot, özellikle sentetik amonyağın üretilmesiyle birlikte endüstriyel bir önem kazandı. Azot endüstrisinin asıl amacı havadan azot üretmek değil, azotu havadan ayırıp işlemeye hazır hale getirmekti.

Sentetik amonyak yardımıyla üretilen gübre, tükenebilir kaynaklarla üretilen doğal gübreyle yarışa girdi ve kazandı. 

Bugüne geldiğimizde ise bu kez karbondioksit havadan ayrıştırılmaya çalışılıyor. Şimdilik ön planda olan ticari kaygılar olsa da, bu ayrıştırma yöntemi geliştirilebilirse gelecek nesillerin yaşamı için büyük bir anlam ifade edecek. Haber ve Bosch da azotu havadan ayrıştırma çalışmalarına başladıklarında insanların yaşamını kolaylaştırarak dünya nüfusunda bir artışa sebep olacaklarını tahmin etmişler miydi bilinmez ama asıl amaçları şüphesiz ki para kazanmaktı. Yine de sonunda daha yaşanılabilir bir dünyaya kavuşmamız için aracı oldular.

Şimdilik gazlı içeceklerde kabarcık…

Geçen ekim ayında, İsviçre merkezli Climeworks, Zürih’ten yaklaşık 30 dakika uzaklıktaki Hinwil isimli köyde, bir enerji üretim tesisinin çatısına bir çeşit güç jeneratörü kurdu. Bunlar, direct air capture makineleri denen, havadan içindeki karbondioksidi emen aletler. Karbondioksit emildikten sonra büyük tanklara depolanıyor ve borular yardımıyla Coca Cola olmak üzere yola çıkıyor. Evet, bildiğimiz Coca Cola. 

18 adet direct air capture makinesi, köye bir yıldan biraz daha uzun bir sürede yerleştirildi. Toplamda 1000 ton karbondioksit havadan emildi, bir kısmı Coca Cola şişelerinde kabarcık oldu, bir kısmı da yakınlardaki bir serada domates ve patlıcanları büyüttü.

Climework’ün bu girişimi dünyaya yepyeni bir şey sunuyor: Havadan ayrıştırdıkları karbondioksidi satmak istiyorlar!

Christoph Gebald ve Jan Wurzbacher bu fikirden ilk bahsettiğinde, bunun imkansız olduğu, başarsalar bile ekonomik olmayacağı yönünde eleştiriler almışlar. Günümüzde, Climework’ü eleştirenler bir bakıma haklı çıkmış durumda. Şirket, projesini hayata geçirebilmiş olmasına rağmen hâlâ kâr edebilmiş değil. Çünkü havadan karbondioksit ayrıştırmak için kurulan sistemin maliyeti çok yüksek. Firmanın şimdiki hedefi ise, bu maliyeti olabildiğince düşürmek.

Climework, elde ettiği karbondioksiti gazlı içecek fabrikalarına veya tarımsal üretim yapan yerlere satıyor ama seralar ve gazlı içecek sektörü global markette küçük bir yer kapladığı için kâr etmekte zorlanıyor. Aslına bakarsanız amaçları da zaten patlıcan yetiştirmek veya kola üretmek değil. Climework ve benzer çalışmalarda bulunan Carbon Engineering, bu buluşu gelecek 7 yıl içinde daha büyük kazanç sağlayabilecekleri firmalara satmayı planlıyor. Bazı Kanadalı firmalar, havadan ayrıştırılmış karbondioksidi endüstriyel enerji tesislerinde kullanmak için sıraya şimdiden girdi bile.

Günümüzde karbon salımı yılda 37 milyar ton. Bu şekilde giderse 2100’e kadar dünya genelinde sıcaklık en az 3 derece artacak gibi duruyor. İnsanlar için yaşanılır bir iklimin korunması için ülkelerin mevcut karbon salımlarını önemli oranda azaltmaları gerektiği yıllardır tüm ülkelerin gündeminde olmasına rağmen, önlem alan ülke sayısı hâlâ çok az. Son araştırmalara göre, yaşanılabilir gezegen için 2050’de karbon salımını neredeyse sıfıra indirmek gerekiyor. Bu kapsamda baktığımızda Climework’ün Zürih’te kurduğu sistemin 1000 tonluk karbondioksidi havadan ayırması okyanusu bir kovayla temizlemek gibi beyhude bir çaba gibi görünebilir fakat her şeyden önce bir fikir olarak çok önemli.

Asıl hedef iklim değişikliğiyle mücadele

Bu yöntem şüphesiz ki özel sektörde de kullanılacak. Ancak, bu yeni yöntemin asıl amacı iklim değişikliğiyle savaşmak. Bu da elde edilen karbondioksidin değerinin belirlenmesini zorlaştıran en önemli etken. Havadan karbondioksit ayrıştırılması işleminin topluma mal edilecek olması fiyatlandırma konusunda sorunlara yol açıyor. Bu da Climework’ün önündeki en büyük iki engelden biri.

Climework 2020’lerin ortasında tüm karbon salımını yüzde 1 kadar azaltabilmeyi planlıyor. Bunun önündeki diğer engel ise yüksek maliyetler. Maliyeti düşürmek imkansız görünse bile ölmekte olan resiflerin canlanacak olması, kıyı şeridinin temizlenmesi, daha temiz bir havaya sahip olma ihtimali dünyamız için çok önemli bir adım. 

Geçtiğimiz yüzyıldan bir şey öğrendiysek o da devletlerin çevreyi korumak için yeterince hızlı davranmadığı ve konu dünyamız olduğunda dahi hâlâ paranın konuştuğu. Bu açıdan, Climework gibi girişimcilerin çabaları çok önemli.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus