Hiç var olmamış İranlı yazar, Amerikan medyasında İran ile gerilimi nasıl tırmandırdı?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“Haşmet Alavi” adını Google’da aratınca karşınıza 30 bin takipçisi olan bir Twitter hesabı, detaylı bir LinkedIn sayfası, Forbes dahil birçok önemli haber sitesinde yer alan yazar profili ve İran karşıtı onlarca makale çıkacaktır. Tüm platformlarda kendini “eşit haklar uğruna savaşan tutkulu bir İran’lı aktivist” olarak tanımlayan bu kişi, ilk bakışta İran ve Ortadoğu üzerine yazan bir uzman olarak görünebilir. Ancak ABD’de yayın yapan haber sitesi The Intercept’e göre bu profil, İran İslam Cumhuriyeti’ni yıkmayı amaçlayan Halkın Mücahitleri Örgütü’nün (HMÖ) yarattığı, aslında hiç var olmamış sanal bir kişilik.

Hikayeye sondan başlayalım. 2018 yılında Donald Trump, daha önce İran’la imzalanan nükleer anlaşmayı feshetmenin ve medyaya karşı verdiği savaşı kazanmanın yollarını arıyordu. Beyaz Saray, nükleer anlaşmanın İran’ın askeri bütçesini artırdığını iddia ederken, Washington Post ise bu iddianın kaynağını soruyordu. Bunun üzerine Beyaz Saray, iddiasını doğrulamak ve nükleer anlaşmadan çekilme kararını haklı çıkarmak için Haşmet Alavi adlı bir yazarın Forbes’ta yayınlanan makalesini kanıt olarak gösterdi.

Alavi, yarı-resmi İran hükümeti kaynaklarına dayandırdığı söz konusu makalesinde, ABD-İran arasındaki nükleer anlaşmanın Ruhani hükümetinin askeri bütçesini artırdığını iddia ediyor, Trump yönetimini “İran’a karşı ‘yatıştırma’ politikalarını sona erdirdiği” için överken, Avrupa’yı ise “İran halkının iradesine karşı duran ‘katil mollalar’ rejiminin yanında durmakla” suçluyordu.

Geçen birkaç yıl boyunca Forbes, The Hill, The Daily Caller, The Federalist ve Suudi Arabistan’ın el-Arabiya İngilizce gibi dünya çapında takip edilen birçok internet sitesinde, Haşmet Alavi imzalı İran karşıtı onlarca makale yayınlandı. Bu makalelerin odağında İran rejimine ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’ye yönelik kışkırtıcı suçlamalar yer alıyordu.

Haşmet Alavi adına 2014 yılında açılan Twitter hesabının birçok gazeteci ve ABD’nin tanınmış muhafazakâr siyasetçileri de dahil 30 binin üzerine takipçisi vardı. Ancak bu hesap, birkaç gün önce Twitter tarafından askıya alındı. Benzer şekilde Forbes da Alavi imzalı makaleleri internet sitesinden kaldırdı. Üstelik Alavi’nin LinkedIn profiline de ulaşılamıyor.

“Halkın Mücahitleri Örgütü, sosyal medya üzerinden İran’a karşı operasyon yürütüyor”

Bunun sebebi ise The Intercept’in Alavi karakteri hakkında yaptığı ayrıntılı soruşturma. Hasan Heyrani adlı eski HMÖ üyesinin açıklamalarına dayandırılan haberde, Alavi karakterinin HMÖ tarafından yürütülen bir kara propaganda operasyonu olduğu iddia ediliyor. Heyrani’ye göre Alavi gerçek bir insan değil, aksine HMÖ’nün siyasi kanadından bir grup insan tarafından yaratılan hayali bir karakter. İddialara göre örgütün bu sahte yazar ile yapmaya çalıştığı şey ise “İran’a dair üretilen online söylemleri belirleme ve şekillendirme.” The Intercept’e konuşan eski HMÖ üyesi Reza Sadeghi bu iddiayı şöyle dile getiriyor: “İran’da ve yabancı basında yaymak üzere yalan haberler üretiyorduk. Facebook ve Twitter gibi platformlar ile bu operasyonlarımız daha da yoğunlaştı.”

The Intercept’in ulaştığı Forbes, Daily Caller ve Diplomat gibi haber sitelerinin editörleri, Alavi’nin makalelerini bir Gmail hesabı üzerinden gönderdiğini ancak kendisiyle hiçbir zaman birebir tanışmadıklarını ve konuşmadıklarını söylüyorlar. Bu yayınların sözcülerine göre Alavi, yayınlanan hiçbir makalesi için telif ücreti de almadı. Oysa Alavi, 2017 ile 2018 yılları arasında yalnızca Forbes için İran karşıtı 61 ayrı makale kaleme aldı.

HMÖ’nün lobicilik faaliyetleri

Halkın Mücahitleri Örgütü İran İslam Cumhuriyeti’ni yıkmayı amaçlayan en tartışmalı gruplardan biri. Bugün yoğunluklu olarak politik aktivizm ve lobicilikle meşgul olmasına rağmen, örgütün bir şiddet geçmişi de var.

1965’te İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’ye karşı mücadele etmek için kurulan bu solcu yapılanma, İslam Devrimi’ne katıldı ancak kurucu lideri Mesud Recavi’nin cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmasının engellenmesiyle Humeyni ile arası bozuldu. Bu gerilim, kısa süre içinde silahlı çatışmaya dönüştü. Örgüte bağlı silahlı militanlar, İran’ın yeni yöneticilerini hedef almaya başlayınca marjinalleşti ve Irak’a kaçtı. Saddam Hüseyin’in de desteğiyle sınıra yakın bölgedeki Eşref Kampı’na yerleşti ve burayı Irak-İran Savaşı’nda Tahran’a karşı bir üs olarak kullandı. Örgüt mensupları, Irak topraklarında bulundukları süre boyunca yalnızca Saddam Hüseyin’den değil, Suudi Arabistan istihbaratından da yoğun maddi ve lojistik destek aldı.

Örgüt, 1997’den beri ABD’nin terör örgütü listesinde yer alıyordu ancak diplomatik anlaşmaların ardından, 2012 yılında Obama yönetimi tarafından terör örgütü listesinden çıkarıldı. Bununla birlikte örgüt mensuplarının çoğunluğu Arnavutluk’a yerleşti.

2012 yılına kadar ABD’nin terör örgütü listesinden çıkmaya odaklanan örgüt, takip eden yıllarda ABD ile İran arasındaki nükleer diplomasiye müdahale etmeye, 2015’ten sonra ise direkt olarak nükleer anlaşmaya saldırmaya çalıştı.

Örgüt uzun süredir Vaşington yönetimini İran’da yönetim değişikliğine teşvik etmeye, kendisini ise yönetime alternatif olarak sunmaya çalışıyor. Alavi imzalı makaleler de örgütün amaçları doğrultusunda şekilleniyor. Forbes’ta yayınlanan ve İran’da rejim değişikliği yaşanması için uluslararası destek çağrısında bulunulan bir makalede şu ifadeler kullanılıyor: “İran’daki ‘reformist’ illüzyonu bir kenara bırakmanın vakti geldi. İran Ulusal Direniş Konseyi Başkanı Meryem Recavi, İran’ın dünyanın her yanında binlerce önemli destekçiye sahip, tek gerçekçi alternatifidir.”

Örgütün İran’a karşı sosyal medya platformlarında yürüttüğü operasyonlar, Al Jazeera’nın 2018 tarihli “Listening Post” (Dinleme Merkezi) adlı belgeseline de konu olmuştu.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus