Hrant Dink davasında 12 yıl sonra ilk kez mahkeme huzurunda ifade veren dönemin İstanbul Valisi Güler: “Trabzon Emniyeti ve İstihbarat Daire Başkanlığı bilgi vermediği için Dink’e koruma verilmedi”

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin davanın 92. duruşması bugün yapıldı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya tutuksuz yargılanan dönemin Trabzon İl Jandarma Alay Komutanı Ali Öz ve İstanbul Emniyet İstihbarat Şubesi eski Müdürü Ahmet İlhan Güler katıldı. Dink ailesini ise avukatlar Hakan Bakırcıoğlu, Sebu Aslangil, Hülya Deveci ve Emel Ataktürk Sevimli temsil etti. 

Duruşma başlamadan önce, dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler’in tanık olarak dinleneceği bilindiğinden duruşma salonunun bulunduğu kat ve koridorda, adliyede görevli sivil polislerin devriye gezerek önlem aldığı görüldü. Güler, duruşma başlamadan önce salonun yan tarafında bulunan bir kalem odasında bekletildi. Duruşma başlayınca da yanındaki korumalarla birlikte salona geçti ve 2007’deki cinayetten sonra ilk kez mahkemenin huzuruna çıktı. 

Güler, yemin ettirildikten sonra cinayetle ilgili TBMM Araştırma Komisyonu ve başka değişik kuruluşlara daha önce bilgi verdiğini söyledi. Güler, bu girizgâhtan sonra 2004’te Hrant Dink’in Sabiha Gökçen ile ilgili yazısının infiale dönüştüğünü söyledi ve “Basın organlarının değişik açıklamaları oldu ve akabinde dönemin patriği Mutafyan çeşitli sıkıntılar oluştuğu söyledi. Bunun üzerine Hrant Dink’in yargılandığı davada Emniyet gerekli tedbirleri aldı” dedi. 

İstihbarat birimleri teklif etmediği için koruma verilmedi”

Güler, cinayetin tasarlanması aşamasında Trabzon Emniyeti’nin 11 ay boyunca yürüttüğü soruşturmayı anımsattı ve şunları söyledi:

“Bununla ilgili cinayet sonrasında bilgim oldu. Konuyla ilgili İstanbul Emniyeti’ne bir yazının geldiği, Emniyet Müdürlüğü’ne 20 yazının gittiğini biliyoruz. İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Emniyet Müdürlüğü’nün bilgi sahibi olmadığını biliyoruz. Normalde çok önemli durumlarda bilgi verilir. Bu konuda bilgi verilmedi. Kendisinin koruma talebi yok. Koruma yönetmeliğinin gerekli hükümleri gereğince istihbarat birimlerince bir teklif yapılmamış.”

Valilikteki görüşme

Güler, ardından Hrant Dink’in Sabiha Gökçen yazısı nedeniyle İstanbul Valiliği’ne çağrılıp uyarıldığı toplantıya değindi ve şunları söyledi:

“Hrant Dink’in ölümünden bir hafta önce Agos’ta başlattığı bir yazı dizisi var. O yazı dizisinde vali yardımcısının odasında yapılan bir görüşmeden bahsedilir. Sanki ölümünden bir hafta önce Valiliğe çağrılmış gibi bir kanaat oluştu kamuoyunda. Haber ile ilgili kendisinden bilgi alınan, haberin kaynağının sorulduğu, hassasiyetin paylaşıldığı ve Ermeni toplumunun endişelerinin aktarıldığı bir toplantıdır. Görüşmeyi yapan kişi azınlıklardan sorumlu vali yardımcısıdır. Tehdit, baskı yoktur. Aradan geçen zamanda bir beyanı da olmamıştır.”

Baskı ve tehdit değil, hassasiyet paylaştık”

Ardından Dink ailesi avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu, Güler’e bir dizi soru sordu. Bakırcıoğlu’nun ilk sorusu Valilikteki görüşme ile ilgiliydi. Soruşturma aşamasında alınan ifadelere göre Valilikteki görüşmenin MİT’in talebiyle gerçekleştiğini anımsatan Bakırcıoğlu, dönemin MİT İstanbul Bölge Başkanı Hüseyin Kubilay Günay’ın kendisinden ne talep ettiğini sordu. Güler, şunları söyledi:

“Vali Yardımcısı Ergun Güngör’ün bana böyle bir görüşme talebi var dediğini hatırlıyorum, başka detayı hatırlamıyorum. Haberle ilgili bilgiyi nereden aldığı, kamuoyunda infiale neden olan konuların Ermeni cemaati üzerinde sıkıntılar yarattığını, basın özgürlüğü çerçevesinde yaptığı bu haberin yanlış anlaşılabileceği ifade edildi. Baskı, tehdit söz konu değildir. Bu konuda aradan geçen zaman içinde şikâyetlerini bildirebilirdi. Vali yardımcısı azınlıklardan sorumlu olduğu için onun odasında yapılmasının uygun olduğuna karar verilmişti. Öldürülmesiyle ilgisi yoktur. Aba altından sopa göstermek gibi bir durum değildir.”

Kendisiyle ilgili ayrıntı önemli değil

Bakırcıoğlu, Vali Yardımcısı Ergun Güngör’ün bu konuda Güler’in talimat verdiğini söylediğini hatırlattı. Güler, bunun önemli bir ayrıntı olmadığını söyleyerek, “15 sene öncesi olduğu için ben, Ergun Güngör’ün beni bilgilendirdiğini hatırlıyorum” dedi. Bakırcıoğlu, Genelkurmay Başkanlığı’nın MİT’i aradığını anımsattığında da “Benim tasarrufumda değil. Beni ilgilendirmez” dedi. Güler, görüşmeden sonra İçişleri Bakanlığı’na bilgi vermediğini iddia etti. Bakırcıoğlu, Vali Yardımcısı Ergun Güngör’ün ifadesinde, Dink’in Valiliğe getirdiği haberle ilgili belgelerin bir kopyasını Güler’e verdiğini anımsattı. Güler ise, kendisine herhangi bir belge verilmediğini söyledi. 

Dink’in koruma talep etmediğine kanaat getirdim”

Bakırcıoğlu, Güler’e Dink’e koruma verilmemesiyle ilgili sorular da yöneltti. Güler, Dink böyle bir talepte bulunmadığı yönünde kanaat getirdiğini söyledi ve şunları söyledi:

“Emniyet’ten teklif geldiğinde koruma tedbiri verilirdi. Trabzon istihbarat birimleri bu bilgileri aldıysa niçin bu bilgiler İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne intikal etmemiştir? Etseydi gereği yapılırdı. 2003’ten bu yana Emniyet İstanbul’da çok önemli işler yaptı. Yeterli bilgi gelseydi gerekli önemli alacak dirayette insanlardır.”

Bunun üzerine Bakırcıoğlu, aynı dönemde yazar Orhan Pamuk’a talep etmemiş olmasına karşın koruma sağlandığını hatırlattı. Güler de Mutafyan’ın yazısı üzerine Ermenilere ait okullar, kurumlar ve Agos gazetesinin de içinde yer aldığı bölgede önlem alındığını öne sürdü. 

Cerrah’ı savundu

Bakırcıoğlu’nun sorularının bitmesinin ardından tutuksuz yargılanan dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın avukatı soru sormak için söz aldı. Cerrah’ın avukatı da müvekkilini koruma sağlanmamasına ilişkin suçlamadan aklamak için sorular yöneltti. Güler, bu sorularla ilgili, “Bir vali sorumluluğumla Celalettin Cerrah’ın en ufak bir ihmali olmadığını düşünüyorum. Ahmet İlhan Güler de görevini yerine getirmiştir” dedi.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar