Ekonomi Tıkırında (26): Her şey çok güzel olacak mı?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ekonomi Tıkırında’nın 26. programında Sedat Pişirici, zamların gölgesinde ekonomi aktörlerinin güven seviyesini değerlendirdi.

Yayına hazırlayan: Cem Taylan

Merhaba efendim, hepinize iyi bir gün, iyi bir hafta, iyi bir ay dilerim.

Bugün 1 Temmuz 2019, yeni bir ay ve bugün itibariyle tükettiğiniz elektrik enerjisi, düne oranla yüzde 15 oranında zamlı. Çünkü Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, 1 Temmuz 2019 tarihinden itibaren geçerli olan elektrik piyasası tarifelerini belirleyen maliyet bileşenlerinde oluşan artışlar nedeniyle, görevli tedarik şirketlerinden elektrik enerjisi satın alan tüketicilerin tükettiği elektrik tarifelerinde vergi ve fonlar dahil %15 artışa gitti. Söz konusu artışta bir önceki tarife dönemine göre EÜAŞ toptan satış tarifeleriyle görevli tedarik şirketlerinin EÜAŞ harici alımlarına ilişkin maliyeti oluşturan piyasa takas fiyatlarında oluşan artışlar en önemli etkenler olmuş. Böyle diyor Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu. Bu kapsamda, 1 Temmuz itibariyle mesken abonelerince, yani oturduğunuz evlerde, 100 kilovat elektrik enerjisi için vergi ve fonlar dahil olmak üzere, 61 lira 80 kuruş ödeyeceksiniz. Yani bugünden itibaren düne göre %15 daha zamlı elektrik enerjisi tüketeceksiniz.

Esasen programı burada bitirmek gerekiyor ki ne biz ne de siz daha fazla elektrik harcamayalım, daha fazla elektrik enerjisine para ödemeyelim ama hayat işte, çıkmadık candan umut kesilmiyor.

Göstergelere bakalım her hafta pazartesi günü yaptığımız gibi. Büyümeye göz atalım, durumda bir değişiklik yok, ekonomimiz resesyonda, iki çeyrek üst üste küçüldük, durgunluk içinde enflasyon yaşıyoruz. Enflasyon ise mayıs ayında tüketici fiyatlarında yüzde 18,71, üretici fiyatlarında yüzde 28,71 oranında gelmiş idi. Gıda enflasyonumuz yüzde 28,44’tü.

Çarşamba günü enflasyonun haziran ayı verileri açıklanacak. Haziran enflasyonunda çarpıcı bir düşüş beklendiği söyleniyor. Bu yıllık enflasyonu da etkileyecek. Bu veriden etkilenecek olan bir kesim de emekliler ve memurlar çünkü emekliler ve memurlar maaşlarına ikinci altı aylık zammı haziran ayı enflasyonuna göre alacaklar.

İşsizlik verilerine baktığımızda en son mart ayı verisinin geldiğini görüyoruz, işsizlik oranımız %14,1. Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı memleketteki resmi işsiz sayısı, Mart 2019 itibariyle 4,5 milyon kişi, artı 44 bini de var.

Kişi başı yıllık gelirimiz 10.000 doların altında hala, 8500 dolar civarında. Gösterge faiz %19,25 seviyesinde, iç borcumuz 650 milyar liradan fazla, dış borcumuz 446 milyar dolar civarında. Dolar kuruna az önce baktım 5 lira 65 kuruştu, avro kuru 6 lira 40 kuruştu. Dolarda ve avroda bir düşüş var, %2 – %1,5 civarında. Bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Japonya’da Trump’la yaptığı görüşmede S-400’ler konusundaki belirsizliği giderdiğine bağlayanlar da var ama ben orada belirsizliğin giderildiğini düşünmeyenlerdenim. Ama her şeye ramen halkımızın gözü kurda, özellikle dolar kurunda. Bu nedenle hala bankalardaki mevduatın yarısı döviz.

Geçen hafta Türkiye İstatistik Kurumu, Ekonomik Güven Endeksi’nin haziran sonuçlarını açıkladı, Ekonomik Güven Endeksi 83,4 seviyesinde. Bu endeksin, hep söylüyorum, 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. Endeks mayıs ayında 77,5 idi. Haziranda %7,6 oranında arttı, 83,4 oldu. Yani burdan bakarsak bu endeksin muhatabı olan kişiler, kurumlar, tüketiciler, reel sektör, hizmet sektörü, perakende ticaret sektörü ve inşaat sektörü, mayıs ayına oranla ekonomiye daha bir güvenir durumdalar. Onların kalem kalem güven değerlerine baktığımız zaman gördüğümüz şu: Tüketici güven endeksi yükselmiş ama hala 57,6 değerinde. Reel kesim güven endeksi 99,6 değerinde, yani bu kadar borcu olan reel sektörümüz geleceğe güvenle, umutla bakmaya çok yaklaşmış durumda. Hizmet sektörünün güven endeksi de neredeyse 100’e yakın, yaklaşıyor, 85,4 değerinde, Perakende ticaret sektörü güven endeksi, reel kesim kadar yukarıda neredeyse, 93,2 değerinde. İnşaat sektörü yalnız, o hala yüzde 50,4 değerinde. 

Dediğim gibi, bu endeks değerinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor ama mayısta 77,5 olan genel endeks, haziranda 83,4 olmuş. İyimserliğe doğru yavaş yavaş gittiğini görüyoruz tüketicinin, reel kesimin, hizmet sektörünün, perakende ticaret sektörünün ve inşaat sektörünün. Çünkü onların endeks değerleri de haziranda bir önceki aya göre yükselmiş. 

İstanbul Sanayi Odası bugün Türkiye İmalat Satınalma Yöneticileri Endeksi verisini açıkladı. O veri de 47,9. Mayıs ayında 45,3’tü bu veri, yani nispi bir toparlanmaya işaret ediyor bir taraftan veri. Gel gelelim İstanbul Sanayi Odası şöyle yorumluyor bu nispi toparlanmayı: İmalat sektöründeki yavaşlama Temmuz 2018’den beri gözlenen en düşük oranda gerçekleşmiş. Toparlanmada yeni siparişlerideki yavaşlamanın son 14 ayın en ılımlı düzeyinde kaydedilmesi belirleyici olmuş. Yani yavaşlama var, yavaşlama devam ediyor ama yavaşlamanın hızı azalmış. Uluslararası pazarlarda talebin iyileştiğine yönelik sinyallerle birlikte yeni ihracat siparişleri şubat ayından beri ilk kez artmış ve toplam yeni siparişleri desteklemiş. Ikinci çeyreğin sonunda üretim ile istihdamdaki yavaşlama daha sınırlı ölçüde gerçekleşmiş, yeni siparişlerdeki yavaşlama daha düşük oranda gerçekleşmiş, yeni siparişlerdeki yavaşlamanın daha düşük oranda gerçekleşmesine bağlı olarak, imalatçıların satın alma faliyetlerindeki gerileme mayısa göre belirgin bir şekilde daha düşük oranda ve Nisan 2018’den beri en düşük hızda gerçekleşmiş.

İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat Satınalma Yöneticileri Endeksi verilerini yorumlarken bardağın boş tarafına değil, dolu tarafına bakıyor. Üyelerini motive etmek açısından da iyi yapıyor. Değerlendirmenin sonunda şöyle deniyor: Girdi stoklarındaki düşüş de önceki aya göre yavaşladı, hem girdi maliyetleri hem de nihayi ürün fiyatları enflasyonu haziranda hafif çapta azaldı. Türk Liras’ındaki değer kaybı maliyet yüklerini arttırmaya devam etti, ayrıca nihai ürün fiyatları da yükseldi. 

Efendim manzara bu, size aktardım özetle manzarayı. Bugün itibariyle elektriğiniz %15 zamlı. Türkiye ekonomisi resesyonda. Enflasyonumuz iki haneli. İşsizliğimiz 4,5 milyon resmi sayısında ama dediğim gibi o mart ayına ilişkin bir işsizlik oranı. Ekonomik güven endeksi verisine bakarsak, tüketicimiz, reel kesimimiz, hizmet sektörümüz, perakende ticaret sektörümüz ve inşaat sektörümüzün güveni yavaş yavaş yerine geliyor ama hala 100 seviyesinden düşük bir durumda. İmalat sektörümüzde satın alma yöneticiliği yapanların izlenimleri de, değerlendirmeleri o ki henüz arzu edilen hızda imalat sanayi sektörü canlanamıyorsa da, canlanma zeminine doğru yavaş yavaş ilerliyor. 

23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinden sonraki ekonomik manzara bu. Ha bu arada son bir haber, hükümet bugün, daha önce satışa çıkardığı, ihalesini yaptığı ama ihaleyi kazananın parayı yatıramadığı için ihalenin sonuçlanmadığı Milli Piyango satışını yeniden gerçekleştirmeye karar vermiş. Merkez Bankası’nın 40 milyar lirasını Hazine’ye aktarmak yetmemiş olmalı, hükümete daha para lazım, bu parayı bulabilmek için Milli Piyango’yu tekrar satışa çıkarıyor hükümet.

Dediğim gibi, 23 Haziran Istanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinden sonra Türkiye’nin ekonomik manzarası bu. Siz ne diyorsunuz bilmiyorum, ben de size soruyorum: Her şey çok güzel olacak mı?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus