Kemal Sunal 19 yıldır yok: Tatlı Dillim’den Propaganda’ya “Kemal Sunal”

Hababam Sınıfı, Salako, İnek Şaban, Salak Milyoner, Köyden İndim Şehire, Tosun Paşa gibi onlarca filme imzasını atmış olan sinema dünyasının usta sanatçısı Kemal Sunal’ın 19. ölüm yıldönümü.

Türk sinemasının sevilen oyuncusu Ali Kemal Sunal, yolculuklarda sürekli kara yolunu tercih etti, hava ve deniz yoluyla yolculuktan korktuğunu daima dile getirdi. Hayatı boyunca yenemediği uçak korkusu 3 Temmuz 2000 tarihinde hayatını kaybetmesine neden oldu. Sunal, Balalayka filminin çekimleri için bindiği Trabzon uçağında kalp krizi geçirip 3 Temmuz 2000 tarihinde hayatını kaybetti. 3 Temmuz günü herkesin üzüntüyle karşıladığı bu haberi basın, Kemal Sunal’ın evinin önünden canlı yayınlarla insanlara duyurdu.

Eski dostu Zeki Alasya, Kemal Sunal’ın ölümü ve uçak korkusuyla ilgili şunları söylüyordu: “Kimseleri filmin çekileceği yere otobüsle gitmek sıkıntısında bırakmamak için kendini zorlayarak bindi o uçağa, imkanı yok binmez.” 

Son Ders: “Dört senelik maratonu 27 senede bitirdim” 

İstanbul Küçükpazar semtinde 10 Kasım 1944 tarihinde Malatyalı bir ailenin çocuğu olarak doğan Sunal’ın babası Migros’tan emekli Mustafa, annesi Saime Sunal’dır. Kemal Sunal’ın doğum günü, Atatürk’ün ölüm yıldönümüne denk gelen 10 Kasım’dı. Sunal, “Atam’ın vefat ettiği günde doğum günü kutlayamam, sevinemem, gülemem; 11 Kasım doğum günümdür” demişti. 

Sunal ailesinin en büyük çocuğu olan oyuncu, ilkokulu Mimar Sinan İlkokulu’nda okuyup Vefa Lisesi‘nden mezun oldu. Sunal, Vefa Lisesi’ni 11 yılda tamamlamasını şu sözlerle açıkladı: “Bu benim tembelliğimden, salaklığımdan ileri gelen bir şey değildi. 15-20 kişilik bir grubumuz vardı. Beraber geçiyorduk, beraber kalıyorduk. Anlaşmış bir gruptu. Bir nevi haylazlıktı tabii…” 

Ailesinin ekonomik durumu iyi olmadığı için eğitim hayatı boyunca çalışmak zorunda kalan Sunal, 8-9 Mayıs 1985 tarihlerinde Ses dergisinde iki bölüm halinde yayımlanan röportajında “Ekonomik durumumuz iyi değildi. Babam Migros’tan emeklidir. Yaz tatillerinde ayakkabı, kitap parasına yardımcı olmak için çalışırdım. Mesela elektrikçi yanında çıraklık yaptım” demişti. 

Sanatçı, Marmara Üniversitesi Gazetecilik Bölümüne başladı fakat devam edemedi. Kemal Sunal, 1972-1973 tarihinde Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nun Ankara turnesi sırasında eşi Gül Sunal ile tanıştı ve 1975’in Nisan ayında Beyoğlu Evlendirme Dairesi’nde evlendiler. Bu evlilikten Ali ve Ezo isimli iki çocukları oldu. 

12 Eylül döneminde yarım bıraktığı Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünü, yaklaşık 15 yıl sonra, 1995 yılında bitirdi. “Son Ders” isimli mezuniyet konuşmasında Sunal, “Dört senelik maraton bitti. Ama benimki biraz zor bitti. Dört senelik maratonu ben 27 senede bitirdim. Zaten ben bunu hep yapıyorum. Ortaokul ve liseyi de 11 senede bitirdim. Ama ne yapayım, okumayı çok seviyorum, ayrılmak istemiyorum” diyen Kemal Sunal, yüksek lisansını “TV ve Sinemada Kemal Sunal Güldürüsü” isimli teziyle yaptı. 

Haksızlıkların karşısında duran “Gülen Adam” 

Kemal Sunal oynadığı karakterlerle Türk sinemasına damga vurmayı başarmış bir oyuncuydu. Sunal, tiyatro ile sanat hayatına başladı fakat Ertem Eğilmez’in kendisini fark etmesiyle sinema sektörüne yöneldi. Sunal 1972 yılında rol aldığı, Tatlı Dillim filmi ile sinemaya geçti. 

İzleyiciler tarafından Kemal Sunal’ın bu kadar benimsenmesinin asıl nedeni her zaman toplumun kalbine dokunan, “Gülen Adam” olarak sinema perdesine yansımış olmasıydı. Oynadığı film ve dizilerde Sunal genellikle haksızlıkların karşısında duran, saflığı yüzünden başına sürekli bela alan karakterleri canlandırıyordu. 

Kemal Sunal filmlerde dönemin şartlarını anlatabilen bir oyuncuydu. Yaşanan sosyolojik, sosyoekonomik ve siyasi gelişmeleri beyaz perdeye yansıtması, filmlerini ölümsüz kıldı. Bu filmlerinde Sunal, Bekçiler Kralı’nda görev yaptığı mahallede vatandaşa eziyet eden, bakkala, manava uyarılarda bulunan Bekçi Şaban’ı, İbo ile Güllüşah’ta başlık parası olmadığı için sevdiği kızla evlenemeyen fakir bir köylüyü, Şark Bülbülü’nde başlık parası için İstanbul’a gelen ve “Şaban Ballıses” adıyla ünlü bir türkücü olan Şaban’ı, Zübük’te milletvekili İbrahim Zübükzade adlı mesleğinden ihraç edilmiş bir siyasetçiyi oynadı. 

Hababam Sınıfı’nın İnek Şaban’ı

Kemal Sunal, 82 filmde oynamasına rağmen akıllara kazınan karakteri şüphesiz ki İnek Şaban oldu. 1975 yılında aynı adlı romandan uyarlanan filmde Kemal Sunal “İnek Şaban” karakteriyle karşımıza çıktı. 6-B sınıfının 323 numaralı öğrencisi olan İnek Şaban, çocuksu ve sakar bir karakterdi. Arkadaşları tarafından hep “İnek” şakalarına maruz kalan Şaban, Türk sinema tarihinin ikonları arasında yer aldı. Hababam Sınıfı serisinden ayrı olarak 1978 yılında İnek Şaban adlı bir film çekildi. Filmin ardından Kemal Sunal, birçok filmde “Şaban” adlı karakteri canlandırdı.

“Kemal, hadi gel bi kahve içelim”

Kemal Sunal’ın eşi Gül Sunal, oyuncunun 70. yaşına özel bir kitap çıkardı. Gül Sunal, kitapta Kemal Sunal ile geçen 27, Kemal Sunal’sız geçen 14 yılı anlattı. Sunal 2014 yılında çıkardığı kitabı anlatırken, kahve sözcüğüne yükledikleri anlamdan da bahsediyor:

“Aslında ikimiz de kahve sevmezdik. Söyleyemediklerimizin yerine geçerdi. Araya giren duygusal ayrılıkların son bulması dileğiydi. Vazgeçememek, kıyamamak, pişman olmak, kavuşmak demekti. Evimizdeki sıcaklığı korumak demekti…Sonuçta bizi hep korudu bu sihirli cümle…” 

Kızı Ezo Sunal ise annesinin yazdığı kitabı üç dört ayda okuduğunu ve kitabın psikolojisini çok zorladığını söylüyordu. 

Gül Sunal kitabında Sunal ailesinin bilinmeyen birçok anısına yer verdi. Bunlardan biri de oğlu Ali Sunal’ın annesine okuldan geldikten sonra “Neden Cüneyt Arkın’la evlenmedin?” sorusuydu. Gül Sunal bu anısını şöyle anlattı: “’İneğin çocuğu’ diye çok dalga geçiyorlardı. Bitişiğimizde lise var, sürekli Kemal ile arkamızdan “Mö mö” diye bağırıyorlardı. Kemal bozulmazdı ama çocuklar içerliyormuş demek ki… Bir gün Ali okuldan geldi, çantasını yere attı, ‘Hepsi senin suçun’ dedi… Anlamadım. ‘Cüneyt Arkın ile evlenebilirdin’ dedi. Ona “Bakkal Gazi” diyordu. O güçlü ya, o yüzden onunla evlenmemi istiyordu.” 

Ali Sunal daha sonra Posta gazetesine verdiği röportajda, Cüneyt Arkın’ı güçlü biri olarak gördüğünü ve bu yüzden bu soruyu sorduğunu belirtti ve “Babamın insanları güldürerek ne kadar kutsal ve değerli bir şey yaptığının idrakine vardığımdan beri ne kadar şanslı bir adam olduğumu biliyorum” dedi. 

Baba oğul, Propaganda adlı filmde birlikte kamera karşısına geçmişti.

Son oynadığı film: Propaganda 

Konusunu 1948 yılında yaşanan gerçek bir olaydan alan Propaganda, siyasi otoritenin emriyle tel örgüsüyle ikiye bölünen köyde yaşananları ele alıyor. Yine toplumsal bir konuya değinen filmde Kemal Sunal, Mehdi karakteriyle karşımıza çıktı. Sinan Çetin’in yönettiği Propaganda, Kemal Sunal’ın son filmi olmasınını yanı sıra, oğlu Ali Sunal ile birlikte oynadığı ilk ve son filmi oldu. 

Kemal Sunal her ne kadar okullarını geç bitirmiş de olsa eğitime çok önem veriyordu. Şu sözüyle de altını çizmişti: 

Türkiye’nin okuyan insana ihtiyacı var, okumayana değil. Bunu bildiğim için devamlı okuyorum.”

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar