Çorlu tren kazası davası ertelendi, aileler tepkili: “Adalet, hâkimlerin vicdanıyla hareket etmek zorundadır”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 8 Temmuz 2018’de meydana gelen, 25 kişinin yaşamını yitirdiği, 341 kişinin yaralandığı tren kazasına ilişkin dava, Çorlu Halk Eğitim Merkezi’nde kurulan mahkeme salonunda görüldü. Ara kararını açıklayan mahkeme, bir kez daha sanıkların tutuklanmasının reddine karar verip duruşmayı dört ay sonraya erteledi. 

Kazada yakınlarını kaybeden aileler, davanın avukatları ve duruşmayı izlemek için gelen vatandaşlar ilçedeki Santral Park’ta buluşup “Hak, hukuk, adalet; kaza değil cinayet” sloganı atarak Çorlu Halk Eğitim Merkezi’ne yürüdü. Grup merkezin önüne vardığında, aileler adına kazada kızı Bihter Bilgin’i, iki kız kardeşini ve yeğenini kaybeden Zeliha Bilgin konuştu. Bilgin, “Tek istediğimiz, en alt kademeden en üst kademeye kadar ihmal zincirinde kimin ihmali varsa yargılanması. Kimse korunmasın” dedi.

Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen davanın dördüncü duruşması, mahkeme başkanının, sanık Turgut Kurt’a davanın gidişatına yönelik kimi belgeleri sormasıyla başladı. Sanık Kurt, sorunlu menfezlerin bakım programına alınma yetkisinin kimde olduğuna dair soruyu “2018’de imzaladığım mahal belgesinde kazalı menfez yoktu. Mühendislerimiz orada bir olumsuzluk görmemişler” diye yanıtladı. Ardından Kurt’un avukatı Ersin Argus söz aldı: “Müvekkilimin bütün menfezleri kontrol etmesi mümkün değil. Mahal listesindeki eksiklikleri değiştirme yetkisi bölge müdüründe. İlk duruşmada da söylediğim gibi TCDD bünyesinde olan menfez ve köprülerin yüzde 90’ı uygun değil.”

Avukat beyanlarının ardından, bir öndeki duruşmaya katılmayan ya da ifade vermeyen müştekilerin dinlenmesine devam edildi. Kazayı yaşayan yolculardan Coşkun Yıldız, kazadan sonra bir kadının vagonlarda hırsızlık yaptığını öne sürüp “Biz üst üste yığılmıştık. 45 yaşlarında sarışın bir kadın vagonlara üç dört kez girip çıktı. Yaralıların eşyalarını çıkardı, yanımda ölmüş bir kadının da kulağından küpelerini aldı” dedi.

11 yaşındaki Gülsüm: “Benim babamı kim öldürdü?”

Kazada TCDD’de güvenlik görevlisi olarak çalışan babası Seyfi Erbil’i kaybeden 11 yaşındaki Gölgem Gülsüm Erbil, “Orada dört kişi oturuyor rahat rahat. Biz niye ağlıyoruz? 25 kişiyi öldüren kimdi? Biz her gün psikoloğa gidiyoruz. Sizin o yaşta babanız öldü mü? Ölmedi! Bu insanlar ihmal etmiş; yaralanan var, ölen var. Benim babamı kim öldürdü?” diye sordu.

Kazada yaşamını yitiren Oğuz Arda Sel’in babaannesi, Hakan Sel’in de annesi olan Remziye Sel ise şöyle konuştu: “Oğlumla torunumu kaybettim. O gün beni ziyarete geldiler, günümüz çok güzel geçti, onları yolculadım, iki saat sonra ölüleri geldi. Ben ilkokul mezunu olduğum halde bu ihmali görüyorum, bildiğim şeyi kabullenemiyorum. Bakanından, bilirkişisinden, mühendisinden, hepsinden şikayetçiyim. Bu dört kişiyle bu iş olmaz. Buraya gerçek suçlular gelsin. Sonuna kadar müdahilim bu davaya.”

Kazada iki kızını ve iki torununu kaybeden Remzi Güvenç ise üzüntüden konuşamadı. Kazada kardeşi Bihter Bilgin’i, bir yeğenini ve iki teyzesini kaybeden Batuhan Bilgin de birkaç cümle ancak kurabildi. Bihter Bilgin’in annesi Zeliha Bilgin, “22 yaşındaki oğlum, 65 yaşındaki babam üzüntüden kendini ifade edemiyor. Annemle babamın bütün hayatları bitti. Oğlum okulunu dondurdu. İki yetimimiz kaldı. Bu davanın kısa bir zamanda sonuçlanmasını istiyoruz. Biz bu ülkede adalete güvenmek istiyoruz” dedi.

Oğuz Arda Sel’in dedesi Mehmet Öz, “Bu olaydan dolayı eşim üzüntüden hastalandı. Beyin ameliyatı geçirdi” dedi ve mahkeme heyetine “Gerçek bilirkişileri nasıl tespit edeceğiz?” diye sordu.

Avukatların talepleri ve savcının mütalaasından sonra ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıkların tutuklanması talebinin reddine, sanıkların adli kontrol tedbirlerinin devamına, tanıkların dinlenmesinin reddine, 2020 yılı bilirkişi listelerinin istenmesine karar verdi. Dava, 21 Nisan 2020’ye ertelendi. 

Mahkeme önünde açıklama yapan aileler karara tepkiliydi. Bu davanın takipçisi olmaktan vazgeçmeyeceklerini söyleyen Mehmet Öz, “Yukarıdan gelen emirle mahkeme görülmez. Adalet hâkimlerin vicdanıyla hareket etmek zorundadır” diyerek isyan etti. 

Ne olmuştu?

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 8 Temmuz 2018’de meydana gelen, 25 kişinin yaşamını yitirdiği tren kazasıyla ilgili “asıl kusurlu” bulunan TCDD personeli Turgut Kurt, Özkan Polat, Celaleddin Çabuk ve  Çetin Yıldırım’a “taksirli ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçlamasıyla ikişer yıldan 15’er yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı. Davanın 3 Temmuz 2019’da Çorlu Adalet Sarayı Konferans Salonu’nda yapılmak istenen ilk duruşmasında bazı aileler, “Salon küçük” denilerek içeri alınmamıştı. Ailelerin mahkeme salonu önündeki protestosuna polis müdahale etmiş, duruşma başladıktan kısa bir süre sonra da mahkeme heyeti davadan çekilmişti. Davanın ikinci ve üçüncü duruşmaları ise 10-11 Eylül 2019’da Çorlu Halk Eğitim Merkezi’ndeki 600 kişilik salonda görülmüştü. Mahkeme heyeti, üçüncü duruşmanın sonunda TCDD’nin son 50 yıllık bakım onarım işlemlerinin istenmesine ve yeniden bilirkişi keşfi yapılmasına karar vermişti. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus