Hakkında “FETÖ’ye yardım” davası açılan Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik: “Zekeriya Öz bugün nasıl yargılanıyorsa, onlar da öyle yargılanacak”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik hakkında yürütülen “FETÖ’ye yardım” soruşturması tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Çelik hakkında iddianame düzenlendi.

İddianamede, Celal Çelik’in FETÖ’den kapatılan Yargıçlar ve Savcılar Birliği’ne (YARSAV) 17 bin lira bağış yaptığı, YARSAV’ın FETÖ’den ceza alan eski başkanı ile 417 telefon irtibatının olduğu kaydedildi. Yine Çelik’in çok sayıda FETÖ’den işlem görmüş kişiyle irtibatının olduğu belirtildi. 7 Şubat MİT krizi sürecinde de Çelik’in Güneydoğu gazileriyle birlikte Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı suç duyurusu “FETÖ’nün emellerine hizmet ettiği” gerekçesiyle iddianamede yer aldı. Çelik, Ağır Ceza’da yargılanacak.

Dava hakkında ilk kez Medyascope’a konuşan Celal Çelik, “Ben şu anda mümkün olduğunca her yerde konuşacağım. Hodri meydan diyeceğim. Davalar yetmez, tankınızla topunuzla gelin diyeceğim” dedi.

“Hiçbir hukuk düzleminde böyle bir rezalet olmaz”

İddianamede suç olduğu belirtilen faaliyetlerin hiçbirinin hukuki zemini olmadığını dile getiren Çelik, “Digiturk üyeliğini iptal etmek hangi gerekçeyle FETÖ üyeliğine gerekçe gösterilebilir. Benimle ilgili iddialar şunlar: Digiturk üyeliğini iptal etmek, YARSAV’a para bağışında bulunmak, 15 kişiyle telefon görüşmesi yapmak ve Güneydoğu gazileri adına Oslo görüşmeleri öncesinde bir şikayet dilekçesi sunmak. Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir hukuk düzleminde böyle bir rezelet olmaz” dedi.

“Bu iddiaları FETÖ’yle ilişki olarak değerlendirmek ancak ahlaksızlık olabilir”

Çelik, hakkındaki suçlamalara şu sözlerle yanıt verdi: 

“Digiturk’ün iptali ile ilgili CHP net bir tavır aldı o dönemde. Ben CHP üyesiyim, Kemal Kılıçdaroğlu’nun baş avukatıyım. O dönem genel başkanımız, ’17-25 Aralık yolsuzluk gerçekliğini haber yapan televizyon kanalları Digiturk platformundan hiçbir yargı kararı olmadan çıkarıldığı için Digiturk aboneliklerimizi iptal edelim’ demişti. O aşamada ben de genel başkanın baş avukatı olmam sebebiye protestoya katılarak iptal ettim. Bunu FETÖ’yle ilişki olarak değerlendirmek ancak ahlaksızlık olabilir.

“Gazilerle birlikte verilmiş bir şikayet dilekçesini bile örgüte yardım kapsamında değerlendirme cüreti göstermişler”

Çelik, Güneydoğu gazileriyle birlikte Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı suç duyurusunun iddianamede yer almasına sert tepki gösterdi. Çelik “Oslo görüşmelerinde Güneydoğu gazileri için bir dilekçe hazırlıyorum, onların talebi üzerine. Oslo görüşmelerindeki rezaletleri biliyorsunuz, işlenen suçları biliyorsunuz. O anlamda bir suç duyurusu metni hazırlıyorum. Onlarla birlikte, biz bu dilekçeyi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunuyoruz. Gazilerle birlikte verilmiş bir şikayet dilekçesini bile örgüte yardım kapsamında değerlendirme cüreti göstermişler. Havuz medyası da bunun üzerine atlıyor” diye konuştu.

“MİT’in bütçesini eleştirmek FETÖ propagandasına yorulabilir mi?”

İddianamede, Celal Çelik’in 19 Ekim 2013 tarihinde Twitter üzerinden “MİT’in bütçesi 1 milyar 58 milyon olarak belirlenmiş! Bu kadar uçuk rakamın nedeni acaba ne?! El Kaide’ye yardım iddiası ile birlikte…” diye bir tweet paylaştığı, bu tweetin henüz MİT TIR’ları durdurulmadan önce atıldığı, Çelik’in bu tweetle MİT’in terör örgütlerine silah gönderdiği algısını oluşturacak şekilde paylaşımda bulunduğu kaydedildi. Çelik bu iddialara şöyle yanıt verdi:

“Bana ait olmayan bir Twitter hesabından yapılmış bir paylaşım ve içeriğine katılıyorum. El Kaide’ye yardım iddiası gündeme geldi mi? Geldi. MİT’in bütçesi eleştirildi mi? Eleştirildi. Bunları genel başkanımız defalarca kez kürsüden dile getirdi. Bunları siz FETÖ propagandasına yorabilir misiniz?”

“İddianamede bir tane doğru var o da benim FETÖ üyesi olmadığım”

Çelik iddianamenin kendini akladığını söyleyerek, “’Baş çalan’ söylemini kullanmışım. Bunu genel başkanımız defalarca kez dile getirdi. Bunun FETÖ’yle ne alakası var. Bu iddianamede doğru olan bir tane tespit var. O da benim FETÖ üyesi olmadığımdır. Bunu iddianame söylüyor” dedi.

“10 yıllık telefon görüşmelerimi çıkarıp, içinden 10-15 kişi bulabilmişlerse bu bir onur meselesidir”

İddianamede yer alan telefon tapelerine ilişkin ise Çelik şunları söyledi:

“15-20 kişiyle telefonda görüşmüş olmak. O görüşmelerdeki kimi insanlar FETÖ’yle hiç alakası olmadığı gibi, FETÖ’nün mağduru olmuş insanlar. Ben 13 yıl hâkimlik yaptım. YARSAV yöneticiliği, başkan yardımcılığı, saymanlığı yaptım. Bir hâkimin kendi meslek grubundan olan insanlarla telefon görüşmesi yapması kadar doğal bir şey olamaz. Ben hâkimlik yaptığım ve YARSAV yöneticisi olduğum dönemlerde binlerce hâkim ve savcıyla telefon görüşmesi yapmışım. 10 yıllık görüşmelerimi çıkarıp, içinden 10-15 kişi bulabilmişlerse bu bir onur meselesidir.”

“Aynı yerde çalıştığım insanlarla telefon görüşmelerim iddianameye girdi”

Çelik yakın çalışma arkadaşlarıyla yaptığı telefon görüşmelerinin iddianamede yer almasına ilişkin olarak da şöyle konuştu: “Yargıtay’da tetkik hâkimliği yaptığım süreçte aynı dairede çalıştığım bir arkadaşla görüşmelerimi kanıt olarak sunmuşlar. Böyle bir şeyden, biri sorumlu tutulabilir mi? Bu kişinin FETÖ ile irtibatının olduğuna ilişkin hiçbir delil yokken hem de. Kırıkkale’de görev yaptığım süreçte aynı yerde görev yaptığım bir savcı beni aramış, bunu da yazmışlar. Isparta’da görev yaparken katibim beni aramış, sonradan bu kişinin FETÖ’cü olduğu açığa çıkmış. Ben nereden bilebilirim bu kişinin FETÖ’cü olduğunu. YARSAV yönetim kurulundaki arkadaşlar beni aramış, YARSAV başkanı beni aramış, görüşmüşüz.”

“FETÖ’nün siyasi ayağı tartışmaları üzerine dava açıldı. Talimat bizzat Recep Tayyip Erdoğan tarafından verildi”

Çelik, bu davanın FETÖ’nün siyasi ayağının tartışılmaya başlandığı günlerde açılmış olmasının tesadüf olmadığını söyleyerek, “Bunu yapma gerekçeleri genel başkanımızın birkaç haftadır dile getirdiği ve haftaya grup toplantısında FETÖ’nün siyasi ayağını, AKP ile ilişkilerini, Recep Tayyip Erdoğan ile ilişkilerini ortaya koyacağını söylemesi. Hemen düğmeye basıldı, talimat bizzat Recep Tayyip Erdoğan tarafından verildi” dedi.

“İstanbul’daki Pelikan grubunun yargı üzerindeki baskısıyla soruşturmayı yürüten başsavcı vekili, böylesine düzmece bir davayı açtı”

Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İstanbul’daki Pelikan grubunun yargı üzerindeki baskısıyla soruşturmayı yürüten başsavcı vekili, baskıyla böylesine düzmece bir davayı açmış durumda. Ben bunu burada bırakmayacağım. Hodri meydan diyorum. Ben geçmişimden gurur duyan bir insanım. Benim FETÖ ile hiçbir bağımı bulamazlar. Ben bu yüzden hâkimlik mesleğimden istifa etmiş bir insanım. Seküler bir yaşama inanan, sosyalist bir babanın oğluyum. Benim ismimi hiç kimse böyle bir yapıyla yan yana getiremez. Getirenin hukuken canını okurum. Ben bunun hesabını onlardan soracağım.

“Bu soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcıları baskı altında”

Bu soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcılarını anlıyorum. Korkuyorlar. Baskı altındalar. Ya onurlarıyla bu mesleği yapacaklar ya da istifa edecekler. Ben onurumu tercih ederek istifa etmiştim. O yolu onlara öneririm. Gelecekte çoçuklarından utanacakları davranışları yapmak zorunda kalmamalılar.”

“Bu hukuksuzlukların hesabını ülkeyi despotça yöneten Recep Tayyip Erdoğan’dan hukuk önünde soracağım”

Bu sürecin hukuken hesabını soracağını belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben bunların hesabını soracağım, savcılarından da soracağım, hakiminden de soracağım, özellikle bu ülkeyi despotça yöneten Recep Tayyip Erdoğan’dan soracağım. Bana yaşattıkları bu hukuksuzlukların hesabını onlardan hukuk düzleminde soracağım. Hukuk üç günlük, beş günlük bir şey değildir. Bu devran dönecek, o zaman hukuken hesabını çok ağır şekilde verecekler. Zekeriya Öz nasıl yargılanıyorsa hukuk önünde, bize bu hukuksuzlukları yapanlar da aynı pozisyonun tadını alacak.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus