Ekonomi Tıkırında (54): Densizler!

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ekonomi Tıkırında‘nın 54. programında Sedat Pişirici, Merkez Bankası ile Türkiye İstatistik Kurumu’nun Şubat 2020 güven endeksi verileri ışığında Türkiye ekonomisini değerlendirdi.

Yayına hazırlayan: Sahra Atilla

İyi günler, iyi haftalar.

19 Şubat Çarşamba günü, Türkiye’yi yöneten hükümetin başı, hükümetin icraatının birinci sorumlusu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, genel başkanı olduğu Adalet ve Kalkınma Partisi’nin meclis grup toplantısında konuşurken, “Ekonomi üzerinden bizi vurmaya çalışan densizler var” dedi ve ekledi: “Ekonomi bizim değişmez başlığımızdır. Ekonominin dinamiklerini güçlü tutmaya özen gösterdik. Son birbuçuk yılda tarihi bir mücadele veriyoruz. Bunu sınırötesindeki harekatlar kadar önemli addediyoruz. Bu saldırılar farklı yollarla devam etti. Aldığımız tedbirlerle kur saldırıları tuzağını bozduk ve tahribatı giderdik. Enflasyonu ve faizleri düşürme kararlılığımızı sürdürüyoruz. Merkez Bankası politika faizini yüzde 11,25’e kadar indirdi.  Bir dönem yüzde 40’ların telafuz edildiği faizler bugünlerde yüzde 8-10 civarında. Ocak ayında ekonomi güven endeksi artarken, satın alma endeksi yeniden 50 eşik değerinin üzerine çıktı.” 

Sabah saatlerindeki bu konuşmadan sonra, aynı gün saat 14.00’te Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizinin yüzde 10,75’e indirdiğini açıkladı. Önceki oran yüzde 11,25’ti. Para Politikası Kurulu, önceki başkan Murat Çetinkaya’nın faiz indirimi taleplerine direniyor diye Erdoğan tarafından görevden alınıp, yerine yardımcısı Murat Uysal’ın atanmasından sonra, o sırada yüzde 24 olan politika faizini, 2019 yılının temmuz, eylül, ekim ve aralık toplantıları ile Ocak 2020 toplantısında aldığı kararlarla yüzde 11,25’e kadar indirmişti. Şimdi açılışta da anlattığım gibi, Merkez Bankası açıklamasından önce Erdoğan, AKP TBMM  Grubu’nda yaptığı konuşmada “Enflasyonu ve faizleri düşürme kararlılığımızı sürdürüyoruz” dedi. 

Erdoğan, daha önce ocak ayındaki faiz indiriminden önce de partisinin “2019 Yılı Değerlendirme Toplantısı”nda konuşurken, “Faizin kademeli olarak aşağıya inmesi için adımları attık. ‘İnmesi gerekir’ dedik ve indi, iniyor. Bugün de yine bir açıklama yapılacak” demişti. Bağımsız Merkez Bankamızın Para Politikası Kurulu son toplantı sonrası yaptığı resmi açıklamanın bir yerinde şöyle dedi:

“Enflasyon beklentileri, iç talep koşulları ve üretici fiyatlarındaki gelişmelere bağlı olarak çekirdek enflasyon göstergelerinin eğilimleri ılımlı seyretmektedir.  Enflasyon başta olmak üzere makroekonomik göstergelerdeki iyileşme ülke risk primindeki düşüşü desteklemekte ve maliyet unsurları üzerindeki baskıların sınırlanmasına katkıda bulunmaktadır. Enflasyondaki seyrin yıl sonu tahminiyle büyük ölçüde uyumlu olduğu değerlendirilmektedir. Bu çerçevede kurul,  enflasyon görünümünü etkileyen tüm unsurları dikkate alarak,  politika faizinde daha ölçülü bir indirim yapılmasına karar vermiştir.”

Her faiz indirimi öncesi hükümetin başının faizler inecek açıklamasının ardından faizi indiren bağımsız Merkez Bankamızın bu açıklamanın sonundaki, “Kurul, enflasyon görünümünü etkileyen tüm unsurları dikkate alarak, politika faizinde daha ölçülü bir indirim yapılmasına karar vermiştir” açıklamasına inanmak ya da inanmamak size kalmış. Ama bir not, o gün bu açıklamanın ardından, aynı zamanda Medyascope programcısı olan ekonomist Prof. Yalçın Karatepe dedi ki “Bu açıklamanın bu kısmının anlamı, mecburen indirim yapacaktık ama verilere bakınca ancak bu kadarını yapabildik”.

Efendim, velev ki bu iktidarın ekonomi politikası doğru. Peki şuna ne demeli?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 20 Şubat Perşembe günü, tüketici güven endeksinin Şubat 2020 değerini 57,3 olduğunu açıkladı. Bu değer ocak ayında 58,8’di. Buna göre tüketici güveni, ocaktan şubata yüzde 2,7 oranında azaldı. TÜİK’in bu endeks verilerini açıkladığı metinlerin altında şöyle bir bilgi notu da yazıyor: “Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu gösteriyor.” Endeks değeri 57,3 olduğuna göre, demek ki neymiş, tüketici güvenmiyormuş.

Endeksin kırılımlarına bakıldığında ortaya çıkan değerler şöyle:

Gelecek 12 aylık döneme ilişkin hanenin maddi durum beklentisi endeksi ocak ayında 79,5 iken, şubat ayında yüzde 3,4 oranında azalarak 76,8 olmuş.

Gelecek 12 aylık döneme ilişkin genel ekonomik durum beklentisi endeksi ocak ayında 77,4 iken, şubat ayında yüzde 1,9 oranında azalarak 75,9 olmuş.

Gelecek 12 aylık döneme ilişkin işsiz sayısı beklentisi endeksi ocak ayında 56,8 iken şubat ayında yüzde 5,3 oranında azalarak 53,8 olmuş.

Gelecek 12 aylık döneme ilişkin tasarruf etme ihtimali endeksi ocak ayında 21,6 iken, şubat ayında yüzde 4,2 oranında artarak 22,5 olmuş. Artmış ama ancak 22,5 olabilmiş! 

Öte yandan, tüketicinin  gelecek 12 aylık dönemde konut satın alma veya inşa ettirme beklentisinin endeksi 7,6 .

Gelecek 12 aylık dönemde otomobil satın alma beklentisinin endeks değeri 10,2 çıkmış.

Bunların hepsi TÜİK’in verileri. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ne diyordu partisinin meclis grup toplantısında, “Ocak ayında ekonomi güven endeksi artarken, satın alma endeksi yeniden 50 eşik değerinin üzerine çıktı.” O zaman bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

Bugün daha da enteresan bir durumla karşılaştık. Önce Merkez Bankası, şubat ayına ilişkin İktisadi Yönelim İstatistikleri ve Reel Kesim Güven Endeksi verilerini açıkladı. Reel kesimin, yani şirketlerin ekonomiye duyduğu güven, şubatta, ocak ayına göre 2,8 puan artarak 104,1 seviyesinden 106,9’a yükselmiş. Buradan bakınca şahane. Bu yükselişte, gelecek üç aydaki üretim hacmi, gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı, mevcut toplam sipariş miktarı, sabit sermaye yatırım harcaması, gelecek üç aydaki toplam istihdam miktarı, son üç aydaki toplam sipariş miktarına ilişkin değerlendirmeler etkili olmuş.

Bu alanlardaki değerlendirmeleri, şirketlerin, reel kesimin ekonomiye duyulan güveni artırmış. Ancak, genel gidişat ve mevcut mamul mal stokuna ilişkin değerlendirmeler, endekste azalış yönünde etkili olmuş. Yani Merkez Bankası’nın bu çalışmasına katılan reel sektör temsilcisi, şirket temsilcisi, içinde bulunduğu sanayi dalındaki genel gidişat konusunda, bir önceki aya kıyasla daha iyimser olduğunu belirtmiş, bunların oranı yüzde 14,5’a gerilemiş. İçinde bulunduğu sanayi dalındaki genel gidişatın aynı kaldığını belirtenlerin oranı yüzde 74,4’e gerilemiş, içinde bulunduğu sanayi dalındaki genel gidişat konusunda daha kötümser olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 11,1’e yükselmiş. 

Özetle, reel kesimin, şirketlerin, ekonomiye duyduğu güven, bir taraftan bakılırsa Merkez Bankası anketine göre yükselmiş ama aynı güveni gösteren reel sektör şirket temsilcileri genel gidişat konusunda pek o kadar memnun, umutlu ve iyimser görünmüyor. Öte yandan Merkez Bankası’nın yine bu çalışma sonucu paylaştığı verilere göre, imalat sanayii genelinde kapasite kullanım oranı da bir önceki aya göre 0,5 puan artarak yüzde 76 seviyesinde gerçekleşmiş. 

Bugün yine Merkez Bankası’yla aynı sıralarda TÜİK de sektörel güven endekslerinin Şubat 2020 verilerini açıkladı. Güven endeksi, hizmet sektöründe yüzde 3,4 oranında yükselip 98,5 olmuş, perakende ticaret sektöründe yüzde 2 oranında azalıp 102,9 olmuş, inşaat sektöründe yüzde 5,7 oranında azalarak 74,5 olmuş. Burada da yazmış TÜİK, “Sektörel güven endeksleri 100’den büyük olduğunda sektörün mevcut ve gelecek döneme ilişkin iyimserliğini, 100’den küçük olduğunda ise kötümserliğini gösteriyor”

TÜİK’in şubat ayı sektörel güven endeksleri verilerine ilişkin değerlendirmesinde inşaat sektöründeki girişimcilerin yüzde 64,8’i, faaliyetlerini kısıtlayan en az bir temel faktör bulunduğunu belirtmişler. Bu “bir temel faktör”ün öne çıkanı ise yüzde 42,1 ile finansman sorunları. Onu yüzde 34,7 ile talep takip ediyor.

Yine TÜİK’in 2019 yılının tamamına ilişkin “Yapı İzin İstatistikleri” de belediyeler tarafından verilen yapı ruhsatlarının 2019 yılında, 2018’e göre, bina sayısı açısından yüzde 48,3 oranında, bina yüzölçümü açısından yüzde 52,4 oranında, bina değeri açısından yüzde 43,8 oranında, daire sayısı açısından da yüzde 53,9 oranında azaldığını gösteriyor.

Neyin inip, neyin çıktığı açıkça ortada. Bunları açıklayan da Türkiye İstatistik Kurumu. Hayat pahalılığı almış yürümüş, işsizlik almış yürümüş, döviz kuru fırlamış gitmiş… Buna sebep olanlar sütten çıkmış ak kaşık, olan biteni anlatan, vatandaşı uyaran densiz… İnsanın canı da buna sıkılıyor sayın seyirciler! 

İyi günler. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus