Ekonomi Tıkırında (56): Demokrasi karın doyurur

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ekonomi Tıkırında’nın 56. programında Sedat Pişirici, Türkiye ekonomisinin mevcut durumundan hareketle demokrasinin karın doyurup doyurmayacağını değerlendirdi.

Yayına hazırlayan: Edanur Tanış

İyi günler. 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) geçen hafta, 3 Mart Salı günü, şubat ayı enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre tüketici fiyatları enflasyonu yüzde 12,37, gıda fiyatları enflasyonu yüzde 10,58, üretici fiyatları enflasyonu yüzde 9,26 çıktı. Bu oranlar geçen ay, ocak ayında, sırasıyla 12, 15, 9 ve 8,84’tü. Yıllık en yüksek enflasyon artışı yüzde 40,15’le alkollü içecekler ve tütünde, yüzde 16,44’le çeşitli mal ve hizmetlerde, yüzde 15,31’le konutta. Ancak yine yıllık bazda hayatımızı en çok ilgilendiren üç alanda, eğitim giderlerinin enflasyonu yüzde 14,23, sağlık giderlerinin enflasyonu yüzde 13,8 ulaştırma giderlerinin enflasyonu yüzde 11,73. Gıda enflasyonu yıllık yüzde 10,58 dedik ya gıda enflasyonu aylık bazda ise yüzde 2,33’le enflasyonu aylık en yüksek artan grup. Şubat 2020’de enflasyon sepetindeki 418 maddeden 146’sının ortalama fiyatı düşmüş, 24’ünün ortalama fiyatı değişmemiş ama 248’inin ortalama fiyatı yükselmiş. 

Üretici fiyatları enflasyonu Şubat 2020’de bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,26 oranında arttı demiştim. Ayrıntılar daha da tatsız. Sanayinin dört ana sektöründe yıllık üretici fiyatları enflasyonu  gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 19,24, madencilik ve taş ocakçılığında 12,26,  imalatta yüzde 8,52, elektrik ve su temininde yüzde 5,27. Bunun bir de ana sanayi gruplarına göre enflasyonu var. Yıllık üretici fiyatları enflasyonu, dayanıksız tüketim malında yüzde 12,77; aldığınız hemen hemen her şey dayanıksız tüketim malına giriyor. Enerjide yüzde 12,34, dayanıklı tüketim malında yani buzdolabında, çamaşır makinesinde, televizyonda, mobilyada yüzde 10,40, sermaye malında yüzde 9,55, ara malında yüzde 6,46, üretici fiyatlarında yıllık enflasyon. Üretici fiyatları sektörlere göre incelendiğinde yıllık en yüksek artış yüzde 51,88’le tütün ürünlerinde, yüzde 20’yle temel eczacılık ürünlerinde, yüzde 19,96’yla metal cevherlerinde. Gıda ürünlerindeki üretici fiyatları enflasyonuysa yüzde 14,79, siz deyin ki yüzde 15. 

Bunlar enflasyon. Peki enflasyon dışındaki diğer temel ekonomik verilerde durum ne? En yeni açıklananı büyüme. 2019 yılında Türkiye 0,9, binde 9 büyüdü. Neden? Çünkü onun öncesinde 2018’in dördüncü çeyreğinde, 2019’un birinci ve ikinci çeyreğinde Türkiye ekonomisi küçülmüştü. Diğer bir veri işsizlik. En son açıklanananı Kasım 2019 verisi. Türkiye’de Kasım 2019 itibariyle bir önceki yıla göre işsizlik yüzde 13,3 oranında artmış, TÜİK’in verdiği resmi bilgiye göre 4 milyon 308 bin işsiz insanımız var memlekette. Bunların 1 milyon 160 biniyse bir yıl ve daha fazla süredir işsiz. Daha fenası, 715 bin işsizimiz artık bir iş bulmaktan umudunu kestiği için iş aramıyor. 

Bir diğer veri sanayi üretimi. Aralık 2019’da aylık yüzde 1,9, yıllık yüzde 8,6 oranında artmış. Kıpırdıyor işler ama güven endeksleri de önemli. TÜİK en son, ekonomik güven endeksinin Şubat 2020 verilerini açıkladı. Endeksin değeri 97,5. Bu değer Ocak ayında 97,1’di. Endeks değerinde 0,5 oranında artış reel kesimden imalat sanayinden ve hizmet sektörü güven endekslerindeki artıştan kaynaklanmış. TÜİK’e göre ekonomik güven endeksinin yüzden büyük olması ekonomide iyimserliğe, küçük olması ekonomide kötümserliğe işaret. Yukarıda da dedim, en azından sanayide işler kıpırdıyor, bu nedenle ekonomik güven endeksi de kötümserlikten ziyade iyimserliğe yakın duruyor ancak tüketici hala kötümser. TÜİK en son tüketici güven endeksini de yayımladı. Endeksin Şubat 2020 değeri 57,3. Ocak ayında bu değer 58,8’di bir miktar gerileme var, yüzde 2,7 oranında. Deminki durum burası için de geçerli, yani TÜİK’in söylediği güven endeksinin yüzden büyük olması iyimserliği, küçük olması kötümserliği gösteriyor. Tüketicinin güven endeksi Şubat 2020’de 57,3. Bir başka değer Türkiye’nin risk primi (CDS). Bu prim 382. Neydi CDS? Ülkenin risk primi ne kadar yüksekse riskiniz o kadar fazla. Ne kadar riskliyseniz borç bulmak için satmaya çalıştığınız devlet tahviline o kadar faiz veriyorsunuz. O yüksek faiz nedeniyle ya borç bulamıyorsunuz ya da kısa vadede ekonominin çarkını döndürebilmek için yüksek faizle borçlanıyorsunuz. Bu durumda da doğmamış çocuğun sırtına borç yüklemiş, ülkenin geleceğini ipotek altına almış oluyorsunuz.

Diyorsanız ki boş konuşma başkasının risk primi ne onu söyle, onu da söyleyeyim efendim. En fenası Arjantin, risk primi 7 bin 177. Ama hemen dibimizdeki Yunanistan’ın risk primi 186. Hatırlarsanız Avrupa Birliği’nin (AB) yardımıyla batmaktan kutulmuştu. Şu sıralar kornavirüs kriziyle uğraşan Çin ve İran’dan sonra üçüncü ülke İtalya’nın risk primi 164, Brezilya’nınki çoğu zaman Türkiye’yle aynı gösterilir, Rusya’nın keza, 110. Portekiz ve İspanya 55’lerde. Japonya 26, Almanya 12,5. Türkiye 382. 

Borç demişken son olarak bir de borç durumumuza bir göz atalım. Türkiye’nin toplam borcu 433,9 milyar dolar, yaklaşık 434 milyar dolar. Bu dış borcun 96,4 milyar doları merkezi yönetime ait; hükümete, devlete. Özel sektörün dış borcuysa 337,5 milyar dolar. Vatandaşın borcu ne? Elbette vatandaşın cebinde değil elimiz, bilemiyoruz vatandaşın borcu ne kadar ama şuradan bir şey kestirebiliriz; bankalara ve finansman şirketlerine olan tüketici kredisi ve kredi kartı borcu 610 milyar lira düzeyinde. Bu borçlar ödenir mi? 7 Mart’ta Cumartesi günü Merkez Bankası karşılıklara ilişkin bir basın duyurusu yayınladı. Bunlar bankaların Merkez Bankası’nda tutması gereken paralar, zorunlu karşılıklar. Teknik kısmını ayıklarsak Merkez Bankası iki şey söylüyor: Bir, son dönemde tüketici kredilerindeki belirgin artışın büyüme kompozisyonu, enflasyon ve dış denge üzerinde yaratabileceği etkilerle yabancı para nakti kredilerin erken kapatılması-bu demin söylediğimiz dış borç-veya vadesinden önce yapılandırılması amacıyla kullandırılan Türk Lirası kredilerinin kredi büyümesinde yol açtığı artış dikkate alınarak mevcut zorunlu karşılık düzenlemesinde bazı değişiklikler yapılmasına karar verilmiştir. İki, yeni uygulamanın kredi arzının tüketiminden ziyade sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek verimli ve üretim odaklı sektörlere yönlendirilmesine, cari işlemler dengesinin olumlu etkilenmesine ve finansal istikrarın desteklenmesine katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir. 

Şurayı bir daha okumak isterim: “Yeni uygulamanın kredi arzının tüketiminden ziyade sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek…” Bunun anlamı şu: Krizin darbesini yemiş tüketicini biraz olsun rahatlamasına, döviz borcu olanın da biraz olsun ferahlamasına izin vermek istemiyorlar. Kredi faizindeki düşüşe rağmen siyasi iklim yüzünden iş dünyası da yatırıma soğuk. Çarenin temel demokratik değerler olduğunu bir türlü göremiyorlar. 

Nedir bu temel demokratik değerler? Sayalım: hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü, insan haklarına saygı, anayasal güvence altına alınmış kadın-erkek eşitliği, anayasal güvence altına alınmış örgütlenme hakkı, anayasal güvence altına alınmış protesto hakkı, anayasal güvence altına alınmış çalışma hakkı, anayasal güvence altına alınmış kaliteli eğitim, eğitimde fırsat eşitliği, parti içi demokrasiyi öne çıkaran siyasi partiler yasası, bağımsız yargı denetiminde bağımsız ve güvenilir bir seçim sistemi, seçim sonuçlarına saygı, güçler ayrılığına dayalı demokratik bir yönetim, hesap veren yönetim, hesap veren devlet, hesap veren hükümet. 

Tarihin bu anında Türkiye Cumhuriyeti’nde sorulması gereken sorulardan biri şu: demokrasi karın doyurur mu? Demokrasi sayesinde, ödediğin verginin her kuruşunun hesabını sorabilirsen, düne kadar tarımda kendi kendine yeten bu ülkede gıda enflasyonunun neden patladığının, sebzenin meyvenin neden el yaktığının, etin kıymanın yanına neden uğrayamadığının hesabını sorabilirsen, neden işini kaybettiğinin hesabını sorabilirsen, neden bir iş bulamadığının hesabını sorabilirsen, devletin, hükümetin, iktidarıyla muhalefetiyle siyasetin sana hesap vermesini sağlayabilirsen, herkese ve her şeye karşı hakkını hukukunu savunabilir başkasının da hakkını ve hukukunu savunmasını gözetebilirsen demokrasi karın doyurur kardeşim. 

İyi günler.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus