Ekonomi Tıkırında (57): Felaket tellalları

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ekonomi Tıkırında‘nın 57. programında Sedat Pişirici, hükümetin koronavirüsün ekonomi üzerindeki etkilerini giderici adımlar atacağının açıklanması üzerine, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu değerlendirdi.

Yayına hazırlayan: Gökçe Çiçek Kösedağı

“Felaket tellallığı”, işlerin iyi gitmediği zamanlarda, işlerin iyi gitmemesinden sorumlu olanlar için, işlerin iyi gitmediğini söyleyenlere, yine o işlerin iyi gitmediğinden sorumlu olanlar tarafından yakıştırılan en elverişli suçlama kalıplarından biri. Bunun bir ötesi “vatan hainliği”. 

Hiç unutmuyorum 2001 krizi sırasında, o tarihte çalıştığım haber kanalında, fırlayan dolar kurunu an be an verir ve uzmanlarla gelişmeleri yorumlarken, patronun damadı haber merkezine dalıp “Durdurun yayını, söylemeyin bunları” diye basbas bağırmaya başlamıştı. “O kur bir kuruş yükseldikçe bizim borcumuz kaç lira oluyor haberiniz var mı” diye haber merkezinin ortasında zıp zıplıyordu. Ben söylemezsem dolar kurunun yükselmeyeceğini zannediyordu. Patrona söyledik, korumasını gönderip damadını aldırdı da canlı yayında bir rezaletten kurtulduk. 

Malumunuz memleket henüz bir ekonomik sıkıntıyı atlamamışken buna bir de virütik endişe eklendi. Dünyayı kasıp kavuran koronavirüs, Türkiye’de de tespit edildi. Esasen virüs etkisini daha önce ekonomi üzerinde göstermişti. Döviz kuru yükselmeye, borsa endeksi düşmeye başlamıştı. Bugün izlediyseniz eğer dolar 6.40’ı, euro 7,15’i gördü. Borsada çok ciddi bir düşüş var. 

Tam felaket tellalları halkı galeyana getiriyorlardı ki, hükümetin başı kıymetli cumhurbaşkanımızın, en az onun kadar değerli damadı Hazine ve Maliye Bakanı, bugün tivitırından şu açıklamaları yaptı: 

“Koronavirüs salgınının ekonomimize etkilerine karşı hazırlıklı hale gelmeyi öncelikli gündemimiz olarak belirlemiştik. Tüm kurumlarımız dünyada alınan önlemleri, ortaya konulan öngörüleri analiz etti. Olası senaryolara karşı kendi alanlarına ilişkin yol haritalarını hazırladı. Koronavirüs ile mücadelede olduğu gibi ekonomik etkileri ile mücadelede de sorun küresel, mücadele ulusaldır. Bu kapsamda, TOBB, TİM, DEİK, TESK, TÜSİAD, MÜSİAD, başta olmak üzere birçok STK’dan ve sektör temsilcilerinden sürece ilişkin değerlendirmeleri ve taleplerini aldık. Ülkemiz, böyle süreçleri çok rahat bir şekilde atlatmanın güvencesi konumunda olan; güçlü üretim altyapısına, düşük borçluluğa, kaliteli ve yetişmiş insan gücüne, ayrıca dinamik bir iç pazara sahiptir. Olası bir küresel türbülansa her zamankinden daha fazla hazır ve tedbirlidir. Milletimiz şunu çok iyi bilsin ki, atılacak adımlar Türkiye ekonomisi için olduğu kadar Türkiye ekonomisinin geleceği ve hedefleri için de bir koruma kalkanı olacaktır.  Üretim ve istihdamın sekteye uğramaması, iş gücü piyasamızın korunması süreçte birinci önceliğimizdir. Piyasaların likiditeye erişiminde en ufak aksaklık olmayacak şekilde önlemler alınmış ve alınacaktır. En fazla etkilenen sektörler öncelikli olmak üzere tüm sektörleri kapsayacak bir dizi destek ve önlem uygulanacaktır. Atılacak adımlar Sn. Cumhurbaşkanımız tarafından bu hafta açıklanacaktır. Ayrıca kurumlarımız da gerekli adımları hafta boyunca atacaktır. Bu tedbirler dinamik tedbirlerdir. Süreçler yakından takip edilecek ve gerekli noktada yeni tedbirler hızla uygulamaya sokulacaktır.”

Esasen ilk sinyali, 11 Mart’taki meclis grup toplantısında, sayın bakanın aynı zamanda AKP Genel Başkanı olan kayınpederi, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye inşallah bu sıkıntıyı herhangi bir kayıp vermeden atlatacaktır. Hiçbir virüs bizim tedbirlerimizden güçlü değildir” diyerek vermişti.

Tedbirleri görünce gücü hakkında bir fikrimiz olabilecek. Ama ondan önce, eğer felaket tellallığı sayılmayacaksa birkaç veriyi hatırlatmakta yarar var. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak

tivitırdan yaptığı açıklamada “Ülkemiz, böyle süreçleri çok rahat bir şekilde atlatmanın güvencesi konumunda olan; güçlü üretim altyapısına, düşük borçluluğa, kaliteli ve yetişmiş insan gücüne, ayrıca dinamik bir iç pazara sahiptir” diyor ya güçlü üretim altyapısında sıkıntı var gibi. 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) en son 13 Mart’ta, Ocak 2020’nin sanayi üretim verilerini açıkladı. Sanayi üretimi, aylık yüzde 0,2 oranında azalırken yıllık yüzde 7,9 oranında artmış. Ama sanayi üretimi Ocak 2019’da, Ocak 2018’e göre yüzde 7,4 oranında gerilemişti; ancak kendini toparlıyor gibi. 

Borçluluk da Berat Albayrak’ın iddia ettiği üzere düşük gibi durmuyor. Duruyorsa da kime göre düşük, neye göre düşük belli değil. Bakın memleketin toplam dış borcu 433,9 milyar dolar.

Vatandaşın bankalara ve finansman şirketlerine olan tüketici kredisi ve kredi kartı borçları 610 milyar lira. Bu borç düşükse amenna, diyecek bir şey yok. 

“Kaliteli ve yetişmiş insan gücü” işsizlikten kırılıyor! 10 Mart Salı günü TÜİK, Aralık 2019 işsizlik verilerini açıkladı. 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı, 2019 yılının aralık ayında, 2018 yılının aynı ayına göre 92 bin kişi artarak 4 milyon 394 bin kişi olmuş. İşsizlik oranı 0,2 puanlık artış ile %13,7. Tarım dışı işsizlik oranı 0,2 puanlık artış ile %15,8. Genç nüfusta işsizlik oranı %25, her dört gençten biri işsiz. Bir de “ücretsiz aile işçileri”miz var. Diyeceksiniz ki o ne? TÜİK’in işgücü istatistikleri ile birlikte yayınladığı “İşgücünün Genel Profili”ne göre Türkiye nüfusunun 32 milyon 52 bini işgücü içinde yer alıyor. Bunun 27 milyon 658 bini çalışıyor, 4 milyon 394 bini işsiz. Bir işi olanların 4 milyon 570 bini tarım, 5 milyon 699 bini sanayi, 1 milyon 496 bini inşaat, 15 milyon 893 bini ise hizmet sektöründe çalışıyor. Çalışanların 19 milyon 271 bini işçi-memur, 1 milyon 270 bini işveren, 4 milyon 557 bini kendi hesabına çalışıyor, 2 milyon 559 bini ise TÜİK tarafından “ücretsiz aile işçisi” olarak tanımlanıyor. Yani bildiğiniz, halk arasındaki söylenişiyle “ev kadını-ev kızı”. Ve en kötüsü, artık bir iş bulma ümidini yitirdiği için iş aramaktan vazgeçen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sayısı ise 838 bin. Bu sayı Kasım 2019’da 715 bindi. 

Dinamik iç pazara gelince… Şubat 2020’de TÜFE %12,37, gıda enflasyonu %10,58, ÜFE %9,26, eğitim giderlerinin enflasyonu %14,23, sağlık giderlerinin enflasyonu %13,58, ulaştırma giderlerinin enflasyonu %11,73. Dayanıksız tüketim malında %12,77, enerjide %12,34, dayanıklı tüketim malında %10,40, sermaye malında %9,55, ara malında %6,46 oranında bir enflasyon var. Gıda ürünlerindeki ÜFE ise %14,79. Eğer fiyat artışları, bu hayat pahalılığı dinamikliğin işareti ise evet iç pazar dinamik. 

Şubat 2020’de ekonomik güven endeksi değeri 97,5, tüketici güven endeksi değerini 57,3.TÜİK’e göre endeks değerlerinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma göre iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. 100’ün altındaki bu değerler dinamikliğin işareti ise evet iç pazar dinamik.

Demirel’e sormuşlar ya “Memleketin durumu nasıl” diye? O da cevap vermiş, “Tek kelime ile iyi, iki kelime ile iyi değil”. Mühim olan bir de sizin cevabınız efendim.

İyi günler…

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus