Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Genel Sekreteri Fidan Ataselim: “Koronavirüs karantinası gerekçe gösterilerek kadınların yaşam hakkı ikinci plana atılamaz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın 11 Mart gecesi Türkiye’deki ilk koronavirüs vakasını açıklamasıyla yavaş yavaş başlayan bireysel karantina, kafe, bar ve bazı mağazaların da bir süreliğine kapanmasıyla hızl kazandı. Peki kadınlar ve erkeklerin 24 saati kapalı bir alanda birlikte geçirmesinin ne gibi sonuçları olabilir? Bu süreçte kadına şiddet oranları artar mı? Evde kalmanın ivedilikle tavsiye edildiği bu günlerde şiddete uğrayan kadınlar nasıl bir yol izlemeli? Bütün bunları Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Genel Sekreteri Fidan Ataselim’le konuştuk. 

Koronavirüs salgını son iki aydır dünyanın pek çok yerinde insanların hayatını kaybetmesine neden oldu. Türkiye’de de vaka ve ölüm sayısının artmasıyla, bireysel karantina uygulayanların sayısı özellikle son bir haftada artmış durumda. Evde birlikte yaşama hali geleneksel cinsiyet rollerinin yeniden üretilmesi açısından oldukça riskli ve kadınlar için zor bir durum. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin varlığına göre önlemler ve koruyucu tedbirlerin alınması gerektiğini belirten Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Genel Sekreteri Fidan Ataselim şunları söyledi: “Doğal afet, ekonomik kriz, savaş ve salgın gibi durumlardan en fazla etkilenenler kadınlar ve çocuklar oluyor, bu eşitsizliğin bir sonucu.”

“Bu süreçte devletin hiçbir kurumundan kadınlarla ilgili hiçbir kelime duyamadık”

KCDP verilerine göre, Türkiye’de 2019’da 474 kadın cinayeti işlendi. İşlenen bu kadın cinayetlerinin yüzde 60,91i ev içinde gerçekleşti. Ev içinde öldürülen bu kadınların büyük çoğunluğu da en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürüldü. Ataselim’e göre bu veriler göz önüne alındığında herkesin evde olduğu bu karantina günlerinde eğer yeterli önlemler alınmazsa bu oranlar artacak. Kadınlar şiddetten kaçmak için evden çıktıkları zaman başka bir yere gitme ve sığınma imkanına sahip ancak koronavirüslü ve karantinalı günlerde kadınların kendilerine yarattıkları bu imkanlar sınırlandırılmış oluyor. Bütün bunlar göz önüne alındığında kadınların yaşam hakkı ve diğer tüm hakları ikincil plana atılmayacak şekilde önlemler ve politikalar belirlenmesi gerekiyor.

Çin’de ve İtalya’da karantina süreci içerisinde kadına yönelik şiddet oranlarında ciddi oranda artış olduğunu belirten Ataselim, “İtalya/Roma Belediye Başkanı Virginia Raggi, şiddetle mücadele birimlerinin 24 saat boyunca çalışacağını açıkladı. Avusturya Adalet Bakanı Alma Zadic özel yasalar çıkaracaklarını söyledi. Bunlar kadınlar için artı bir mağduriyet ve hak kaybının yaşanmaması için alınan önlemler. Türkiye’de neyle karşılaşıyoruz? Farkındaysanız, bu süreçte devletin hiçbir kurumundan kadınlarla ilgili hiçbir kelime duyamadık. Kadınlar için acil durum planı neden yok? Kadınlar normal günlerde şiddete uğradıklarında adalete ulaşırken pek çok zorluk yaşarken, böyle zamanlarda kadınların potansiyel faillerle, şiddet uygulayan erkeklerle aynı yerde kalmak zorunda bırakıldığı durumlarla ilgili acil durum planı yapılmalı” dedi.

İkinci yargı paketi şiddete uğrayan kadınların yüreğini ağzına getirdi

Ataselim, kadınların gerekli gördükleri durumlarda 155 ve 183 gibi hatları arayıp 6284’ten yararlanmak istediklerini söylemelerini tavsiye etti. KCDP destek hattına gelen aramaların da arttığını belirten Ataselim hazırlanan ve geniş kapsamlı tahliyeleri içeren ikinci yargı paketinin gündeme gelmesiyle ilgili şunları söyledi: “Bütün kadınların ve katledilen kadınların ailelerinin yüreği ağzında, telefonlar susmuyor, ‘Bana şiddet uygulayan adam dışarı çıkacak mı’, ‘Kardeşimi öldüren katil serbest mi kalacak’ diye soruyorlar. Bu çok tehlikeli bir durum.” 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus