Ekonomi Tıkırında (58): Torba

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ekonomi Tıkırında’nın 58. bölümünde Sedat Pişirici, Türkiye İstatistik Kurumu’nun yaşlı nüfus ve işsizlik verileri ışığında, hükümetin koronavirüs salgınına karşı açıkladığı “ekonomik istikrar kalkanı” tedbirlerini değerlendirdi.

Yayına hazırlayan: Hazar Dost

İyi günler. 

Çin, Vuhan kentinde tuhaf bir zatürre vakası geliştiğini, 31 Aralık 2019 tarihinde duyurdu. 7 Ocak 2020’de de bunun “yeni bir virüs türü” olduğunu açıkladı. Türkiye’deki ilk koronavirüs vakasının tespiti ise Sağlık Bakanı tarafından 10 Mart 2020 tarihinde gece yarısı açıklandı. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisininin 11 Mart’taki meclis grup toplantısında, “Türkiye inşallah bu sıkıntıyı herhangi bir kayıp vermeden atlatacaktır. Temennimiz budur. Hiçbir virüs bizim tedbirlerimizden güçlü değildir” dedi. 

Çin, 11 Ocak 2020’de koronavirüsten ilk ölümü açıkladı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 17 Mart’ı 18 Mart’a bağlayan gece yarısı Türkiye’deki koronavirüsten ilk ölümü açıkladı. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 18 Mart 2020’de bakanlar kurulu üyeleri, kimi kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katılımıyla koronavirüs salgınına karşı alınacak tedbirlere ilişkin yaklaşık dört saat süren bir eşgüdüm toplantısının ardından önce, 65 yaş ve üzerindeki vatandaşlara ücretsiz maske ve kolonya dağıtılacağını, hazirandaki liselere geçiş sınavı ve üniversiteye giriş sınavının gelişmelere göre ertelenebileceğini, 20 bin öğretmenin atamasının yapıldığını duyurdu. Sonra “Ekonomik istikrar Kalkanı” tedbirlerini açıkladı. Erdoğan’ın açıklamasından anladığımız, bu 21 tedbirin koronavirüse karşı kalkan olacağı ve böylece ekonomide istikrar sağlanacağıydı. İnsan ilk duyunca “Tabii, bir hükümetin yapması gereken budur” diyor. Ama tedbirlere bakınca da şöyle bir irkilmeden edemiyor. Bakalım tedbirlere beraberce:

1- Perakende, AVM, demir-çelik, otomotiv, lojistik-ulaşım, sinema-tiyatro, konaklama, yiyecek-içecek, tekstil-konfeksiyon ve etkinlik-organizasyon sektörleri için muhtasar ve KDV tevkifati ile SGK primleri nisan, mayıs ve haziran ödemeleri altışar ay ertelendi.

2- Konaklama Vergisi kasım ayına kadar uygulanmayacak.

Bu ne şimdi? Tatile çıkmamız mı isteniyor? Hani evde kalacaktık?

 3- Otel kiralamalarına ilişkin irtifak hakkı bedelleri ve hasılat payı ödemeleri nisan, mayıs ve haziran ayları için altı ay süreyle ertelendi.

Turizm sezonu için otel kiralayanlar düşünülmüş. 

 4- İç havayolu taşımacılığında üç ay süreyle KDV oranı %18’den %1’e indirildi.

Konaklama vergisinin uygulanmayacağına benzer bir düzenleme daha! Belli ki “Evde kalın” sloganı hikaye. Hükümet tatile çıkmamızı istiyor. Uçağa binip otelde konaklayacak olanların sağa sola virüs bulaştirabileceklerini görmezden geliyorlar. Maksat ekonomik istikrar.

5- Koronavirüs salgınıyla ilgili tedbirlerden etkilendiği için nakit akışı bozulan firmaların bankalara olan kredi anapara ve faiz ödemeleri asgari üç ay ötelenecek ve gerektiğinde bunlara ilave finansman desteği sağlanacak.

Bugün üç kamu bankası bu işe soyundu. Ama özel bankaların ne yapacağı belli değil.

6- İhracattaki geçici yavaşlama sürecinde kapasite kullanım oranlarının korunması amacıyla ihracatçıya stok finansmani desteği verilecek.

7- Bu dönemde işlerinin olumsuz etkilendiğini beyan ederek talepte bulunan esnaf ve sanatkârların Halkbank’a olan kredi borçları, nisan, mayıs ve haziran anapara ve faiz ödemeleri üç ay süreyle ve faizsiz olarak ertelenecek.

Bu da bugün Halk Bankası tarafından açıklandı.

8- Kredi garanti fonu limiti 25 milyar liradan 50 milyar liraya çıkartılacak, kredilerde önceliği gelişmelerden olumsuz etkilendiği için likidite ihtiyaci oluşan ve teminat açığı bulunan firmalar ile KOBİ’lere verilecek.

9- Vatandaşlar için uygun ve avantajlı şartlarda sosyal amaçlı kredi paketleri devreye alınması teşvik edilecek.

Sosyal amaçlı ne demek bunu anlamış değilim. Ayrıca, bu düzenlemeden de henüz bir haber yok.

10- 500 bin liranın altındaki konutlarda kredilendirilebilir miktar yüzde 80’den yüzde 90’a çıkartılacak, asgari peşinat yüzde 10’a düşürülecek.

İşte koronavirüsün ekonomimizi istikrarsızlaştırmasını engelleyecek en önemli silah. Al bir ev, ekonomik istikrar sürsün. Virüs mü? Onu şimdilik karıştırma!

11- Virüsün yayılmasına karşı alınan tedbirlerin etkisiyle nisan, mayıs ve haziran aylarında temerrüde düşen firmaların kredi siciline “mücbir sebep” notu düşülmesi sağlanacak.

12- Stopaj gibi kaynağında yapılan kesintilerin ödemelerini içeren muhtasar beyannamelerin süreleri üç ay ertelenecek.

13- Asgari ücret desteği devam edecek. 

Kime? işverene.

14- Mevzuattaki esnek ve uzaktan çalışma modellerinin daha etkin hale getirilmesi temin edilecek.

Döndük yine “Evde Kal”a. Ama esnek ve uzaktan çalışırken ücretler ne olacak? O belli değil.

15- Kısa çalışma ödeneği devreye alınacak, bundan faydalanmak için gereken süreçler kolaylaştırılacak ve hızlandırılacak. Böylece faaliyetine ara veren işyerlerindeki işçilere geçici bir gelir desteği verilirken, işverenlerin de maliyeti azaltılmış olacak.

16- En düşük emekli maaşı 1.500 liraya yükseltilecek.

17- Emeklilerin bayram ikramiyesi nisan ayı başında ödenecek. Yine emeklilerin maaş promosyon ödemelerinin de, şubelere gitmelerine gerek kalmaksızın, doğrudan hesaplarına yatırılması sağlanacak.

18- Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın belirlediği kriterlere göre ihtiyaç sahibi ailelere yapılacak nakdi yardımlar için ilave 2 milyar liralik bir kaynak ayrılacak.

Yardımlar başladı mı? Henüz bilmiyoruz.

19- İstihdamdaki sürekliliği temin etmek amacıyla iki aylik telafi çalışma süresi dört aya çıkartılacak.

20- Küresel tedarik zincirlerindeki aksama ihtimaline karşı hem üretimde hem de perakende de belirlenen önceliklere göre alternatif kanallar geliştirilecek.

Nedir bu “alternatif kanallar”? Açıkçası bunu da ben de anlamadım.

21- Tek başına yaşayan 80 yaş üstü yaşlılar için sosyal hizmet ve evde sağlık hizmetlerinden oluşan periyodik takip programı devreye alınacak.

Türkiye’de 80 yaş üstü olup tek yaşayan kaç tane vatandaş vardır? Onu da bilmiyoruz.

Bakın efendim bu tedbirlerle aynı gün Türkiye İstatistik Kurumu da “Yaşlı Nüfus” olarak kabul edilen “65 ve daha yukarı yaştaki nüfus”un, Türkiye’deki sayısının

2019 yılı sonu itibariyle 7 milyon 550 bin 727 kişi olduğunu açıkladı. Yani hükümet, en az 7,5 milyon kişiye ücretsiz maske ve kolonya dağıtacak. Ki bir de ne görelim,  aynı hükümet dört gün sonra 65 ve üzeri yaştaki vatandaşlara sokağa çıkma yasağı koydu. Yasağa rağmen sokağa çıkana da 3150 lira para cezası var. Kabaca bir hesap ile 7,5 milyon yaşlıya bir maske bir de 200 santilitre limon kolonyası vermenin maliyeti 75 milyon lira. Ama onlari evde tutmanın maliyeti neredeyse sıfır. Üstelik ceza kesip para kazanma imkanı da var. Sokakta temas ve mesafeyi koruyamayanlar dahil genel olarak evde kalmak elbette doğru. Ama bu kararı alan ve destekleyen siyasi liderler 65 yaşın üzerindeyken karar ne kadar inandırıcıdır? Varın siz düşünün. Bu kararın bir tür “cadi avı”na dönüşmeyeceğini kim, nasıl garanti edelebilir?

Dünyadaki gelişmeler de gösteriyor ki insanları evde tutabilmek için yasaktan çok yoğun bilgilendirmeye ve dayanışmaya ihtiyaç var. Bu konudaki ilk görev de siyasi liderlere ve kanaat önderlerine düşüyor. Salgından ekonomik ve sosyal olarak en çok etkilenenlerle en önce ilgi gösterilmeli. Ne var ki yaslandığı seçmen kitlesini konsolide edebilmek için bulduğu her fırsatta muhaliflerini ötekileştiren ama asıl şimdi her fırsatta konuşması gerekirken sütre gerisine çekilen bir siyasi anlayıştan bunları beklemek pek mümkün görünmüyor.

Ülkemizde yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı %9. Yaşlı nüfusun %56’sı kadın %44’ü erkek. Memleketteki toplam 24 milyon 1940 haneden 5 milyon 629 bin 421’inde 65 ve daha yukarı yaşta en az bir fert bulunuyor. Ayrıca 1 milyon 373 bin 521 yaşlı tek başına yaşıyor. Bunların arasında 80 yaş üzeri kaç kişi var? Bunu bilemiyoruz.

Bir önemli husus da şu: Türkiye İstatistik Kurumu’nun “Yaşam Memnuniyeti Araştırması” sonuçlarına göre yaşlı nüfus içinde mutlu olduğunu beyan edenlerin orani %58,6. En önemli mutluluk kaynakları da %71,4 ile aileleri.

Türkiye’de genel bir sokağa çıkma yasağı ilan etmedikçe ya da gerçekten gerekli olanlar dışında vatandaşlarımızın sokağa çıkması engellenmedikçe koronavirüsün bütün sorumluluğu yaşlıların sırtına yüklenir. Türkiye istatistik Kurumu, bir sonraki yaşam memnuniyeti araştırmasında ne mutlu yaşlı ne de ailesini mutluluk kaynağı olarak gören yaşlı bulabilir.

Mesele bu kadarla kalsa yine iyi. Türkiye koronavirüs salgınına bir ekonomik krizi henüz atlatamamışken yakalandı ve tam da bu nedenle Türkiye İstatistik Kurumu’nun 20 Mart Cuma günü açıkladığı verilere göre ülkemiz 2019 yılını 4 milyon 469 bin işsiz ile geride bıraktı. 2019 yılında işsizlik oranı yüzde 13,7 oldu.

Ayrıntılar hoş değil: Tarım dışı işsizlik oranı %16. “Çalışma çağı” olarak nitelenen 15-64 yaş grubunda işsizlik oranı %14. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı %25,4. İstihdam edilenlerin %56,5’i hizmet sektöründe çalışıyor ki o hizmet sektörü bugün kahvesiyle, lokantasıyla AVM’deki mağazasıyla hizmet veremez durumda.

Öte yandan işgücünün genel profiline bakıldığında, 2019’u bir iş bulma ümidi olmadan geride bırakan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sayısının 627 bin, ev işleri ile meşgul olarak geride bırakan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sayısının ise 11 milyon 359 bin olduğunu görüyoruz. Türkiye İstatistik Kurumu, 2 milyon 902 bin kişiyi de “ücretsiz aile işçisi” olarak kaydediyor ki onlar da çok kullanılan bir tabirle “Ev kadını-ev kızı”.

Dünya ve Türkiye çok ciddi ve ölümcül bir salgının içinden geçiyor. Bu salgını ve geride bıraktığı ölüleri, “insanlık vebaya, koleraya, çiçek hastalığına ve hatta bildiğimiz gribe daha çok kurban verdi-veriyor” diye geçiştiremeyiz. Ekonomik durumu Türkiye’den çok çok daha kötü olan Arjantin’in devlet başkanı Alberto Fernandez, dün gece halkının karşısına çıkıp, “Ekonomiyi kurtarmak ile insanların hayatını kurtarmak arasında, ben hayatı kurtarmayı seçtim” dedi. Türkiye’nin devlet başkanı ise önceliğini ekonomiyi kurtarmaya vermiş görünüyor. Yoksa, partisinin meclise sürekli taşıdığı torba yasa tasarıları gibi ekonomik istikrar kalkanı oluşturacak torba tedbirlerin içine inşaatçıları ve turizmcileri de sıkıştırmazdı.

Lafa gelince hepimiz aynı gemideyiz ama icraata bakınca bir kısmımızın gemide bir kısmımızın torbada olduğu görülüyor. Sel gider kum kalır. Öyle ya da böyle bu virüsü de virüsü önemsemeyenleri de bana bulaşmayan virüs bin yıl yaşasın diyenleri de geride bırakırız.

Yeter ki siz şimdilik evde kalın. 

Sağlıklı kalın. 

Hoşça kalın.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus