Almanya’nın koronavirüsle mücadelesinin önemli isimlerinden Virolog Christian Drosten: “Vaka sayısını azaltacak önlemler almazsak salgınla başa çıkamayız”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Alman virolog Christian Drosten, koronavirüsle mücadelede Berlin hükümetinin danışmanlarından biri ve Almanya’nın salgınla mücadele etmek için geliştirdiği politikalarda önemli rol oynuyor. Drosten’in Zeit Online’a 21 Mart günü krizin ne kadar süreceği ve hayatımızı nasıl değiştirebileceği ile ilgili verdiği mülakatın çevirisini paylaşıyoruz.

Christian Drosten

 “Vakaları tespit etmekte her geçen gün zorlanıyoruz”

Zeit Online (ZO): Bildiğimiz anlamdaki yaşam şu an değişiyor. Bu sizi endişelendiriyor mu?

Christian Drosten: Pek çok insan gibi ben de içinde bulunduğumuz durumu kabullenemiyorum. Umarım ki salgın beni ve ailemi etkilemez. Ancak bana ve yakınlarıma sıçrama ihtimali hiç de az değil. İçinde bulunduğumuz yeni gerçekliği reddeden başka insanlar da var.

ZO: Almanya’daki insanlar sizin söylediklerinizi yakından takip ediyorlar ve söylediğiniz sözlerin toplum nezdinde bir ağırlığı var. Bu sizde nasıl bir etki oluşturuyor?

Drosten: Üzerimde biraz yük oluşturmaya başladığını ifade etmeliyim. Ben bir siyasetçi değil, bilim adamıyım. Bildiğim şeyleri açıklamak beni mutlu eder. Bilimsel bulgular şeffaflık içinde insanlara ulaştırılmalı ki gerçek durum hakkında bilgimiz olsun. Ancak bilmediğim şeyler konusunda da dürüstüm. 

ZO: Ülke ciddi önlemler alıyor. Çocuk bakım merkezleri ve okullar kapatıldı. Sizce hükümet bu krize doğru cevap veriyor mu?

Drosten: Geçen hafta içi alınan kararların büyük kısmı somut göstergeler üzerinden alındı. Pek çoğu siyasi kararlardı ve kesinlikle doğruydu. Bu kararların tüm ülkeye yayılacağı ile ilgili izlenimlerim de var.

ZO: Okulların kapatılma kararının alınmasında büyük bir rol oynadığınız söyleniyor. Sizce bu aşamada verilmesi gereken karar bu muydu?

Drosten: Bilmiyorum. Kararın bu zamanda alınmasının doğru olup olmadığını görebilmek için biraz daha fazla vakit geçmesi gerekiyor. İşim alınan kararları meşrulaştırmak değil, ben sadece bir kararın niye doğru olabileceğinin gerekçelerini açıklıyorum ve belirsizlikleri ortaya koyuyorum. Bu da karar vermenin siyasi bir eylem olduğunu gösteriyor. Bundan da rahatsız değilim.

Önlemler hastalığın bulaşma derecesini değiştirecektir”

ZO: Önlemler işe yarayacak mı?

Drosten: Umuyorum ki evet. Hastalığın bulaşıcılık derecesini değiştirecektir. İlerleyen zamanda vaka sayısındaki artışa rağmen hastalıktan etkilenen toplam insan sayısında azalma sağlayabiliriz. Ancak bu ölüm oranlarını düşürmeyebilir, çünkü yeni alınan kararların etkilerini hemen göremeyiz. Bazı şeylerin normalleşmesi için zamana ihtiyaç var. İnsanlar artık kreşlerin neden kapatıldığını, neden grup halinde vakit geçirmemeleri gerektiğini daha iyi anlıyor. Buna alışmaları ise biraz daha zaman alacak.

Almanya’da sokağa çıkma yasağı olacak mı?

ZO: Zorunlu olmadıkça insanların evden çıkmamalarına yönelik kararlar alınması gibi daha katı önlemler de görecek miyiz ileride?

Drosten: Önceki önlemler zaten nispeten yeni alındı ve insanların buna alışmaya ihtiyacı var. Elbette bu önlemlerden şikâyet edecek insanlar da mevcut. Almanya toplumu Çin toplumundan farklı. Çin’de insanların reaksiyonları sansürleniyor. Böyle bir toplumda yaşamıyor olmaktan da memnunum. 

ZO: “Korona partilerinin” gerçekleştiğini farz edelim, “Bu andan itibaren kimse evden dışarı çıkamaz” demeyecek misiniz?

Drosten: Böyle bir şeyi ben kime söyleyebilirim ki? Bir virolog olarak kendi alanımla ilgili açıklamalar yapabilirim hepsi bu. Diğer konular ile ilgili açıklama yapacak yetkinliğe sahip değilim. Ancak bana kalırsa barları ve restoranları kapatmakla, büyük etkinlikleri iptal etmekle, okulları kapatmakla zaten ciddi önlemler alındı. Temel amaç insanlar arasındaki teması mümkün olduğunca azaltmak.

“Önlem alma konusunda komşularımızın 2-3 hafta önündeyiz”

ZO: Size göre Almanya salgının ilk aşamasını nasıl yönetti?

Drosten: Bence salgınla ilgili önlemler erkenden alındı. Bu konuda bazı komşularımızın 2-3 hafta önündeyiz. Çok sayıda test yaptık ve önlemleri yaydık. Tabii bu aşamada kaybettiğimiz insanlar da oldu ama bu büyük bir salgını görmezden geldiğimiz anlamına gelmiyor. Vaka artış sayısı tahminlerimizle aynı doğrultuda ilerliyor. Pek çok ülkeye göre Kovid-19 kaynaklı gerçekleşen ölüm sayımız da az. Elbette ki bütün vakaları tespit edemeyiz. Ancak göreceli olarak daha az test yapan ülkelerden daha fazla vaka tespit ediyoruz.

ZO: İtalya gibi mi?

Drosten: İtalya’da testler öncelikli olarak hastaneler tarafından kabul edilen hastalara uygulanıyor gibi görünüyor. Oradaki insanlar yeteri kadar test yapılmadığını düşünüyor olabilir. Bu yüzden insanlarda kendilerinde semptom olduğunu fark etse bile evde oturmayı tercih ediyor. Koşulları iyice kötüleşirse hastaneye gidiyor. Nefes darlığı çektikleri için yoğun bakıma alınıyorlar ve ilk kez burada teste tabi tutuluyorlar. Bu yüzden İtalya’da tespit edilen vakalardaki yaş ortalaması Almanya’dan çok daha yüksek. Bana göre İtalya’da hastalıktan etkilenen pek çok genç tespit edilemedi. Bu da ölüm oranının neden bu kadar yüksek olduğunu açıklıyor.

Vakaları tespit etmekte her geçen gün zorlanıyoruz“

ZO: Almanya’da yapılan test sayısı artacak mı?

Drosten: Bir noktadan sonra bu mümkün olmayacak. Yaptığımız test sayısındaki artışın, vaka sayısındaki artışla aynı oranda olması mümkün değil. Bu yüzden iki mevzu çakışıyor: İlki, şu an koronavirüs ile mücadele eden bazı hastaların ölecek olması, ikincisi ise bütün hastalara test yapmak imkânımız olmadığı için verilen istatistiklerin tamamen gerçeği yansıtmaması. Ölüm oranı da bu yüzden artacak ve virüsün daha da ölümcül hale geldiği zannedilecek. Ancak bu istatistiksel bir yanılsama olacak. Yalnızca olmaya başlayan bir durumu gösterecek: Vakaları tespit etmekte her geçen gün zorlanıyoruz.

ZO: Bununla ilgili ne yapabiliriz?

Drosten: Kestirmeden gitmeliyiz. Eğer hane halkından birine uygulanan test pozitif çıktıysa, bütün hane halkını test yapmadan koronavirüse yakalanmış gibi düşünmeliyiz. Çünkü sürecin nasıl işlediğini biliyoruz. Bir kişide koronavirüs varsa bütün ev halkını enfekte etmiş olma ihtimali yüksek. Eğer bütün hane halkını pozitif olarak düşünürseniz testleri de idareli kullanmış olursunuz. Farz edelim ki bir kişiye hastalık bulaştığı tespit edildi. Ertesi gün o kişinin eşi hastaneye gelip kuyruğa giriyor. Yine farz edelim kuyruğa giren kişinin testi negatif çıktı. Birkaç gün sonra tekrar geliyor. Bu hiç anlamlı değil. Git-gel yapmak yerine bütün ailenin kendini izole etmesi daha mantıklı. Mesela Hollanda şu an bunu yapıyor. Aynısını ben de Almanya’daki sağlık görevlilerine tavsiye edeceğim.

ZO: Diğer seçenekler nedir?

Drosten: Bir noktadan sonra şüpheli vakalar yalnızca semptomlara bağlı olarak raporlanacak ve istatistikler de bunu yansıtmaya başlayacak. Aynı zamanda mevcut testler risk grubunda bulunan kişiler için elde tutulacak. Pratisyen hekim olarak şunu söylemeliyim ki sağlıklı bir kişi evinde oturup Netflix izliyorsa onun testinin pozitif olup olmadığını bilmeme gerek yok. Sadece evinde kalmalı. Ancak 70 yaşında bir hastam rahatsızlandıysa ve kendini eve kapattıysa ona test uygulamak ve iki günde bir çağırıp nefes alışverişini kontrol etmek isterim. Böylece o kişi erken aşamada hastaneye kabul edilir ve gerekli görülürse yoğun bakıma alınır. 

ZO: Kısa zaman içinde şimdikilerden daha hızlı sonuç veren testler görecek miyiz?

Drosten: Pek çoğu şu an ticari olarak satın alıma açık durumda. Bu testler antikorları belirliyor. Kaliteleri muhtemelen değişiyor. Esas sonuç ise 10 gün sonra ortaya çıkıyor, çünkü hastaların antikor üretme süresi 10 gündür. Antijen testleri üretilene kadar beklemeliyiz, çünkü virüsleri onlar daha iyi tespit ediyor. Bunlar hamilelik testi gibi, hemen sonuç alabiliyorsunuz. Eğer bu testler gerçekten işe yararsa, şimdikilerin yerini alabilir. Böylece insanlar kuyrukta beklemek zorunda kalmayabilir. Umuyorum ki mayısta bunlar gerçekleşir.

“Yeni koronavirüsün en karakteristik özelliği, kendini çoğaltabilmesi”

ZO: Biraz da virüs hakkında konuşalım. Koronavirüsleri uzun yıllardır çalışıyorsunuz. Yeni koronavirüs ile ilgili sizi en çok şaşırtan ne oldu?

Drosten: En şaşırtıcı olanı virüsün kendini boğazda çoğaltabilme özelliği. Örneğin SARS hastalarının vücudunda bu kadar fazla virüs olmazdı. 

ZO: Bunun hastalık açısından önemi nedir?

Drosten: Henüz emin değiliz. Ancak bir hücreden başkasına geçerken zaten gelişimini tamamlamış oluyor. En önemli nokta burası. Zaten bu yüzden bir insandan diğerine bu kadar kolay bulaşıyor. Ancak şu an gözlemlerime göre hastaların yaklaşık yüzde 80’inde hafif semptomlar bulunuyor. Hatta bence bu oran daha da yüksek. Bunu vurgulamak önemli.

ZO: Gördüğümüz kadarıyla yaşlı ve hasta insanlar açısından Kovid-19 daha tehlikeli bir virüs. Yine de otuzlu yaşların ortalarında yoğun bakıma kaldırılan veya ölen insanlar da duyuyoruz. Bunun sebebi nedir?

Drosten: Bu aslında diğer solunum hastalıkları için de geçerli. Gençler başka solunum hastalıkları nedeniyle de yoğun bakıma alınabiliyor ama insanlar hakkında fazla bilgimiz yok ne yazık ki. 35 yaşında bir insanın yoğun bakıma alındığını duyuyoruz, ancak o kişinin başka hastalığı olup olmadığını bilmiyoruz. Gizli riskler taşıyan pek çok hastalık 35-50 yaş arası kişilerde de bulunabiliyor. Bir başka hipoteze göre ise bir kişi virüsü direkt olarak kuvvetlice akciğerlerine çektiği zaman virüs kendini çoğaltarak daha da derinlere iniyor. Vücut henüz buna karşı bağışıklık geliştirmediği için de beklenenden daha ağır bir etkisi oluyor. Ancak dediğim gibi, bu yalnızca bir hipotez.

ZO: Hastalığın erkekleri kadınlardan daha fazla etkilediği de söyleniyor.

Drosten: Bunu kesin olarak bilmiyoruz. Risk faktörlerinin erkeklerde daha fazla olması muhtemel. Bazı çalışmalar virüsün hücrelere girdiği bağlanma alanlarının Asyalı insanlarda daha sık bulunduğunu söylüyordu. Ancak gördüğümüz gibi Çin dışında da büyük bir hızla yayılıyor. Henüz bunları doğrulayacak güvenilir veriler yok.

ZO: Umutlu olduğunuz bir ilaç tedavisi var mı?

Drosten: Şu an için “Remdevisir”i en iyi alternatif olarak görüyorum. Aslında Ebola’yı tedavi etmek için üretilmişti. Çalışmalar sürüyor ancak şu an için üreticiler ilacın yalnızca ağır hastalar üzerinde kullanılmasına izin veriyor. 

ZO: Peki ya diğer ilaçlar?

Drosten: Etkili olabilecek başka bir ilaç olduğunu düşünmüyorum.

Illustrative vial of coronavirus vaccine

“Hastalığı atlatmış kişilerden plazma almak cazip bir fikir”

ZO: İtalya daha önce iyileşmiş kişilerden plazma alarak diğer hastaları tedavi etmeyi deniyor. 

Drosten: Bu oldukça cazip bir fikir. Tedavi hakkında yayınlanmış bir veri yok belki ama genç ve sağlıklı pek çok kişi plazma donörü olabilir, çünkü enfekte oldukları zaman en sağlıklı antikorları üretiyorlar. Eğer hastalara doğru zamanda enjekte edilirlerse bu kesinlikle mükemmel bir çözüm olabilir. Almanya’da da iki ay içinde bu çalışmalar analiz edilebilir. Ancak şu anki hiçbir çözüm çok hızlı sonuç getirmeyi vaat etmiyor. 

ZO: Havanın giderek ısınacak olmasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Drosten: Salgını yenmeye yeterli olmayacaktır. Biraz yardım edebilir. Ancak diğer izolasyon önlemleri ile birleşince bir ay içinde ciddi bir etkisi olacağını tahmin ediyorum.

“Bir sene boyunca olağanüstü hal koşullarında yaşayabiliriz”

ZO: Sonra ne olacak?

Drosten: Toplumsal perspektiften bakarsak bir sene boyunca olağanüstü hal koşullarında yaşayacağımızı öngörmemiz gerekiyor. Ancak şu an ilan ettiğimiz önlemleri tamamen uygulayabileceğimizi sanmıyorum. Yeni ayarlamalar yapmak zorundayız. 

ZO: Bir yıllık bir olağanüstü halin ardından hayatımız neye benzeyecek?

Drosten: Hiç kimse bilemez. Her şeyden önce okullara çözüm bulmamız gerekiyor. Üniversitede bir iki sömestr kaybetmenin ciddi etkileri olmaz belki ama okulda bir yıllık eğitim kaybının sonuçları çok büyük olur. Tabii ki risk grubunda olan kişiler için de önlemlerin devam etmesi lazım.

ZO: Neler yapılabilir mesela?

Drosten: Risk grubundaki insanlara testler daha sık uygulanabilir veya hastane kabullerinde onlara öncelik sağlanabilir. Risk altındakiler evden çalışmaya devam edebilir. Yaşlı insanları izole etmenin yolları bulunabilir. Onlar için özel ring servisleri ayarlanabilir. Özellikle askeriyedeki gönüllüler yardımda bulunabilir. Tabii ki çocukları da risk grubunda bulunan insanlardan mümkün olduğunca izole etmek gerekiyor.

ZO: Bu sayede okullar tekrar açılabilir mi?

Drosten: Eğer önlemler uygulanırsa, çocukların bir kısmı bir koridoru, diğerleri ise başka bir koridoru kullanabilir. Uzun teneffüsler olmaz. Hatta belki kısa teneffüs bile olmaz. Ortak odalar kullanılmaz ve hatta kilitli tutulabilir. Bununla ilgili planlama yapacak vaktimiz var. Ancak tabii ki önemli olan bilimsel veriler ışığında bunları yapmaktır.

ZO: Peki ya büyükanne ve büyükbabalar torunlarını yeniden görmek isterlerse?

Drosten: Öncelikli olarak torunların test yaptırmaları gerekecek. Bu detayların açıkça ortaya konması lazım. Alınan siyasi kararlar ile sosyal hayat duruyor. Ancak umuyorum ki bilimsel veriler ışığında bununla ilgili en uygun ayarlamalar da yapılacaktır. 

ZO: İnsanlar işe gitmeye ne zaman başlayabilir?

Drosten: Tıbbi olarak test edilen insanların işe gitmeleri sağlanabilir. Antijen testleri uygulanabilir olduğunda pek çok meslek grubunu da kapsayacaktır. Zaten öyle görünüyor ki sonbahara kadar 10-15 milyon civarında Alman en kötü ihtimalle enfekte olma düzeyinde hastalıktan etkilenecek. Böylece bağışıklık geliştirecekler. Maske takmadan çalışacak doktor ve hemşireler olacak. Bu diğer meslek grupları için de geçerli tabii ki. “Ben artık hastalığı atlattım” diyen insanların sayısı her geçen gün artacak.

ZO: Bu insanların bağışıklığı ne kadar sürecek?

Drosten: Enfekte olup iyileşenler bütün salgın boyunca bağışıklık elde edeceklerdir. Bu da birkaç sene sürecektir. Tekrar enfekte olsanız bile bu basit bir soğuk algınlığı olarak geçecektir. En azından benim şu anki tahminim bu yönde.

“Almanya nüfusunun yüzde 60-70’inin enfekte olacağını tahmin ediyoruz”

ZO: Daha önce enfekte olmuş kişileri nasıl tespit edebiliriz?

Drosten: Geniş taramalar yaparak. Örneğin yazın test yapılan bir kişiye ekim ayında tekrar test yapılabilir. Kanların daha önceden alınıp stoklandığı kan bankaları vasıtasıyla bu işlemler uygulanabilir. Amaç her yaş grubu için güvenilir bir veri havuzu oluşturmak olmalı. Kaç kişi hastalığı atlatmış ve antikor üretmiş bunları öğrenebilmeliyiz. Böylece yüzde 60-70 civarına ulaşıp ulaşmadığımızı tespit edebiliriz. Çünkü enfekte olması beklenen oran bu.

ZO: Bir buçuk sene içinde virüs tamamen etkisiz hale gelecek mi?

Drosten: Hayır, büyük ihtimalle soğuk algınlığına dönüşen diğer koronavirüs türleriyle aynı akıbeti paylaşacak. Bu virüsle de birlikte yaşamayı öğrenmemiz gerekecek. Ancak bir daha şimdiki salgın kadar tehlikeli olmayacak.

ZO: Bunların hepsi oldukça büyük sorunlar. Toplum olarak sizce buna hazır mıyız?

Drosten: Bu oldukça zorlu bir süreç olacak ve büyük ekonomik kayıpları beraberinde getirecek. Ama evet, elbette ki bunun üstesinden geleceğiz. Gelmek zorundayız.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus