Işın Eliçin’le Dünyanın Gidişi (60): Kovid-19’la küresel savaş – Testler neden yaygınlaşmıyor?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Dünya Sağlık Örgütü yeni tip koronavirüs salgınıyla mücadelede en önemli yöntemlerden birinin kitlesel testler yapmak olduğunu söylüyor; bilim insanları da kısa süre içinde sonuç alınabilecek test kitleri üzerinde çalışıyor. Bu yayında Türkiye’de neden daha yaygın test yapılmadığını sorguladım ve en son İngiltere’nin kitlesel kullanıma sunacağını duyurduğu kan (ya da antikor) testleriyle ilgili bilgi paylaştım.

Merhaba, bugün 26 Mart Perşembe. Dünya genelinde (Türkiye saatiyle sabah 8 sıralarında) Kovid-19 tanısı konan insanların sayısı 470 bini, bu virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise 21 bini aştı. Dün gece açıklanan son rakamlara göre Türkiye’de de tanı konmuş Kovid-19 hastalarının sayısı 2433’e, hayatını kaybedenlerin sayısı 59’a yükseldi. 

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca geçen hafta günde 10-15 bin kişiye test yapılabilecek kapasiteye ulaşılacağını söylemişti. Ama henüz epey gerisindeyiz bu hedefin. İlk vakanın açıklandığı 11 Mart’ı milat alırsak, iki haftada yapılan toplam test sayısı 33 bin 4’te kaldı.

Sağlık Bakanı Koca, ısrarla test sıkıntısı olmadığını söylüyor. Geçen gün Fatih Altaylı’ya -telefon edip- söylemiş. Altaylı köşesinde yazdı. Türkiye’de aylık 2 milyona yakın üretim kapasitesi bulunan beş firma varmış. Hatta içlerinden haftada 500 bin kapasitesi olan birini Anadolu Ajansı geçen hafta haber konusu yapmıştı. 11 ülkeye 100 binin üzerinde kit göndermişler. Zaten Bakan da söyledi, 500 bin adet kiti de ABD’ye satmışız.

Türkiye’de kullanmak içinse Sağlık Bakanlığı, Çin’den getirtiyor testleri. Bakan pazartesi basın toplantısında söylemişti. 50 bini geldi diye. Arkası da gelecekmiş. Hatalı sonuç marjı daha yüksek olsa da Çin’den gelenler yerli malı olanlara göre numune başına bir-bir buçuk saat daha hızlı sonuç veriyormuş.

Elbette yaygın test yapmanın -iktidarların hoşuna gitmeyecek- olası bir sonucu, vaka sayılarının çok artması. Daha önceki yayınlarımdan birinde bahsettim, salgınla ilgili çalışmalar tespit edilen her bir vakaya karşılık tespit edilemeyen 5 ila 10 vaka olduğuna işaret ediyor. Bu çalışmalardan yola çıkarak hesaplarsak, o zaman şu anda Türkiye’de, tanı konmamış ama test yapılsa Kovid-19 pozitif çıkabilecek 10 bin ila 20 bin kişi daha olabilir. Fakat test yapmakta gecikildikçe de, virüs bulaşmış ama hastalık belirtisi göstermeyen kişiler farkında olmadan çevrelerini enfekte etmeye devam edecekler.  

İtalya Başbakanı Giuseppe Conti, koronavirüs vakaları henüz yüzlerle ifade edilirken Kuzey bölgelerindeki yerel yönetimlere “Çok test yapıyorsunuz, sayılar o yüzden yüksek çıkıyor” diye çıkışmıştı, ekonomiyi olumsuz etkileyeceği endişesiyle. Ekonomiyi kurtaramadığı gibi, sağlık sistemi de çöktü ülkede.

Bakın daha salı günü İtalya’nın koronavirüsle mücadeleden sorumlu yetkilisi Sivil Savunma Ajansı’nın Başkanı Angelo Borelli La Republica gazetesine verdiği demeçte dedi ki, “Ülkedeki gerçek vaka sayısı resmi olarak açıklananın 10 katı olabilir.” Resmi rakam o sırada 63 bini geçmişti. Yani 630-640 bin kişiye virüsün bulaşmış olabileceğini söyledi. Arkasından, aynı gün, ülkede koronavirüs vaka ve ölüm sayısının en yüksek olduğu şehir olan Bergamo’nun belediye başkanı da, ilçe belediye başkanları ile telefonda görüşerek ölü sayılarını karşılaştırdıklarını ve sonuç olarak, her bir resmi koronavirüs ölümü başına, test yapılıp tanı konmamış dört kişinin daha koronavirüs nedeniyle öldüğünü tahmin ettiklerini, bu ölümlerin neredeyse tamamına zatürre teşhisi koyulduğunu belirtti. İtalya’da bugün resmi vaka sayısı 7 bin 500’ü ölümlü olmak üzere 75 bini aşmış durumda.

Semptomlar hafif seyrettiğinde Kovid-19 griple karıştırılabiliyor, ağır vakalarda ise Kovid-19’a bağlı zatürre görülüyor.

Virüs bulaşan insanları mümkün olduğunca erken bir aşamada tespit edebilmek, onları mümkün olduğunca erken tecrit ederek hastalığın bulaşma hızını yavaşlatmak için test şart. Hastalığın toplum içinde ne kadar yayıldığını anlamak, alınacak önlemleri ona göre belirlemek, sağlık sisteminde, ekonomide ona göre hazırlık yapmak için şart.

Dünya Sağlık Örgütü Genel Sekreteri’nin dediği gibi “Test yapın test yapın test yapın… Kimin enfekte olduğunu bilmezsek bu pandemiyi durduramayız.

Kovid-19 tanısı konmuş 10 bine yakın kişinin bulunduğu, 500’e yakın kişinin virüs nedeniyle hayatını kaybettiği İngiltere’de de, neden yaygın test yapılmadığı sorgulanıyordu. Hükümet dün gelecek haftadan itibaren herkesin internetten sipariş edip evinde kendi kendine yapabileceği bir testi kullanıma açmaya hazırlandığını duyurdu. Bu test, yayının başında sözünü ettiğim yerli üretim PCR testi ya da Çin’den getirilen hızlı tanı testinden farklı. Aslında dün Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da sözünü etti ama açmadı, soran da olmadı. Antikor testi ya da kan/kan serumu testi ya da serolojik test olarak da bilinen testlerden söz ediyorum.

Diğer testlerde, hastanın boğazından ya da burnundan sürüntü almak gerekiyor. Influenza testi yaptırmış olanlar bilir nasıl olduğunu. Numuneyi doğru şekilde ve uygun koşullarda almak gerekiyor, sonra numunelerin yine uygun koşullarda laboratuvara gitmesi, PCR cihazlarında incelenmesi gerekiyor. Şu anda ABD’de hem numune almak için kullanılan çubukların tükenmekte olduğu bildiriliyor hem de numunelerde koronavirüs olup olmadığını test etmek için kullanılan reaktiflerle ilgili sadece ABD’de değil pek çok ülkede sorunlar yaşanıyor.

Kan testlerine dönersek; gebelik testi gibi düşünün. İdrar yerine parmağınızdan bir damla kan akıtarak 15 dakika içinde çubuğun renk değiştirip değiştirmediğine bakarak sonucu bilebileceksiniz. 

Diğer testler, ancak test yapıldığı sırada virüs vücudunuzda aktifse pozitif sonuç veriyor. Kan ya da antikor testinde ise, Kovid-19’dan iyileştiyseniz de sonuç pozitif çıkıyor. Çünkü bu testlerde Kovid-19 enfeksiyonuyla savaşması için vücut tarafından üretilen protein, yani antikor aranıyor.

Antikor testi, hastalığın ne kadar yaygın olduğunun öğrenilebilmesini ve belki en çok da hasta olmayanların evde kalmak yerine işlerine dönmesini sağlayacağı için heyecanla bekleniyor. İngiltere bu testlerden bir buçuk milyon adet sipariş verildiğini, önümüzdeki haftalarda üç buçuk milyon daha alım yapılacağını duyurdu. Ama öncesinde sonuçları ne kadar güvenilir, Oxford Üniversitesi’nden onay bekleniyor. ABD’de de bu testler için onay süreci devam ediyor. Çin ve Singapur ise üretimi tamamlayıp kullanıma geçti bile.

Fakat, antikor testlerinin olumsuz tarafları da var: Hastalığın en erken safhalarında vücut yeterince antikor üretmediği için yanıltıcı sonuç alınabiliyor. Bir de Kovid-19’dan iyleştikten sonra virüse karşı kazanacağınız bağışıklığın ne kadar süreceğini de şu aşamada bilmiyor bilim insanları. Salgın devam ediyorsa virüs birkaç ay sonra yeniden bulaşabilir, yeniden hastalanabilirsiniz.

Son bir not: Kovid-19’dan kurtulan hastalardan alınan kandaki antikorların, yoğun bakım hastalarında tedavi için kullanılması çalışmaları da hız kazandı. Salgının Çin ve İtalya’dan sonra en hızla yayıldığı New York’ta, Vali, iyileşmiş plazma tedavisi olarak da bilinen bu yöntemi deneyeceklerini söyledi. Dileriz, yoğun bakım hastalarında kullanılabilecek daha sofistike ilaçlar geliştirilene dek, Kovid-19 tedavisine katkısı olur.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus