Anna Colin-Lebedev: “Rus halkının idarecilerine olan güveni salgın nedeniyle zayıfladı, Putin’in gücünün sarsılma ihtimali çok yüksek”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
Siyasetbilimci ve Sovyet dönemi sonrası toplumlar üzerine çalışan Anna Colin-Lebedev’in The Conversation için yazdığı habere göre; koronavirüs salgını sürecinde Rus halkının idarecilerine olan güveni zayıfladı, bu yüzden de iktidarın gücünün sarsılması ihtimali çok yüksek. Yazının özetini paylaşıyoruz.

Bugünlerde Rusya’da iki gündem öne çıkıyor. İlki, anayasa reformunun sistemi yeniden kilitleme ihtimali, ikincisi ise halkın salgın sürerken buna karşı nasıl direneceği.

“Rusya’dan bahsederken ağırlıklı olarak Moskova’nın dış politikası ve Vladimir Putin’in otoriter yönetimi konuşulurken ülkenin sosyal durumu ve yurttaşların günlük hayatı nispeten daha az biliniyor” diyen Lebedev, iki soru soruyor: “Acaba sağlık sistemi, sosyal yapı ve Rus siyaseti bu salgına hazır mı? Bu salgın iktidarı güçlendirecek mi yoksa zayıflatacak mı?”

Rusya’da sağlık sisteminin birçok eksiği var. Rusya, Sovyet sisteminden miras kalan bir sağlık sistemine sahip. Bu sayede Rusya’da sağlık hizmeti veren çok sayıda kurum ve kalabalık nüfusunun tıbbi takibi için geliştirilmiş bir ağ bulunuyordu. Buna rağmen Rusya, tıbbi gelişmeler konusunda önemli bir gecikme yaşadı. Kamu sağlığı iktidarın ilgilendiği konulardan biri olmadı, üstelik 2000 ile 2015 yılları arasında yapılan reformlar sağlık merkezlerini ve yatak sayısının yarısını yok etti. İktidar daha yeni ve daha büyük hastaneler yapmaya odaklandı, ama onlara da ne gerekli ekipmanlar sağlandı ne de doktorlara uygun ücret verildi. Doktorların ve diğer sağlık çalışanlarının ay sonunu çıkarmak için birçok ekstra görevde çalışması gerekiyor, bu durum da sağlık çalışanlarının toplu istifa etmesine neden oluyor. Hatta Rusya’da bazı bölgelere hiçbir sağlık hizmeti verilmediği de biliniyor.       

Hastanelerin yüzde 35’inin kanalizasyon sistemi yok

Büyük şehirlerde bulunan ve iyi hizmet veren birkaç hastane dışında Rusya’daki çoğu hastane kaderine terk edilmiş durumda. Binaların yüzde 14’ü kötü durumda. Hastanelerin yüzde 30’unda su akmıyor, yüzde 51’inde sıcak su, yüzde 41’inde merkezi ısıtma yok; yüzde 35’inde kanalizasyon sistemi dahi bulunmuyor.

Resmi yatak ve solunum cihazı sayılarına göre Rus sağlık sistemine gıpta edilebilir ama gerçekte durum farklı. 2018 yılında, resmi teftiş kurumları hükümeti mevsimsel grip salgını ile başa çıkmak için yeterli ekipman olmadığı, hastane ve rehabilitasyon kapasitelerinin eksikliği konusunda zaten uyarmıştı. Toplam 84 bölgenin 60’ında yoğun bakım yatağı eksikti, 22’sinde ise solunum cihazı yoktu ve 10’unda da grip teşhisi koyabilmek için gerekli laboratuvar ekipmanı yoktu.

Bugün Rusya, İtalya’ya tıbbi malzeme yollarken, Rus doktorlar koruyucu malzemelerin eksik olduğunu söylüyor. Büyük hastanelerdeki sağlık personelinden bile kendi maskelerini dikmeleri istendi, ambülans ekiplerinin koruyucu kıyafetleri yok. Koronavirüs salgınında hayati öneme sahip olan basit ateşölçerler bile eksik. Enfeksiyon hastalıkları uzmanları yetersiz altyapı nedeniyle, Avrupa’ya göre daha fazla risk altında.

Sokağa çıkma yasağına rağmen halkın yüzde 25’i çalışmak zorunda

Ülkelerin sosyal sistemi de salgınla mücadelede önemli rol oynuyor. Devletin vatandaşlarına sunduğu sosyal hizmetler yıllardır yetersiz. Özel sektördeki işçiler, işverenlerine karşı çok az güvenceye sahip ve tehlikeli çalışma koşullarında çalıştırılıyorlar. Rusya’da gelirler birkaç senedir düşmüş durumda. Ruslar’ın yüzde 25’i, devlet sokağa çıkma yasağı ilan ettiği halde, işverenlerinin zoruyla çalışmak zorunda kaldı çünkü ülkedeki sosyal güvenlik kurumuna kimse güvenmiyor.

Salgınla mücadeledeyi zorlaştıran bir diğer faktör ise ülkenin siyasi yapısı. Ülkede iktidara güven sarsılmış durumda. Putin’in oy oranının aksine, Ruslar bir süredir liderlerinden şüphe ediyor. Geçen eylül ayında yapılan bir araştırmada Ruslar’ın yaklaşık yüzde 40’ının devlet başkanlarına, yüzde 60’ından fazlasının bölgesel veya yerel makamlara güvenmediği ortaya çıktı. Hükümet ve parlamentoya güvenmeyen kişilerin oranı neredeyse yüzde 70, polise karşı güvensizlik ise yüzde 60’tan fazla. Çernobil felaketinden bu yana, yetkililerin sağlık felaketleri hakkındaki yalan söylemesine alışık olan Ruslar, koronavirüs hakkında kendilerine verilen resmi bilgilere karşı da güvensiz bir tavır sergileyecek.

İktidarın meşruiyeti sorgulanıyor

Salgının siyasi iktidar üzerinde ne gibi etkileri olacağı sorusuna Lebedev şöyle cevap veriyor: “Salgının Rusya’nın birkaç senedir içinde olduğu içe kapanma dinamiğini hızlandırma gibi bir riski var. Bu kriz durumu, bahane gösterilerek iktidarın sertleşmesi ve otoriter rejimin güçlenmesine yol açabilir. Anayasal değişikliğe karşı nadir görülen protestolar salgın nedeniyle yok olabilir.”

Lebedev’e göre kriz, yerel yetkililer için de bir sınav olacak: “Moskova son yıllarda yerelle bağı olmayan, iktidara bağlı politikacıları bölgesel hükümetlerin başına getirdi. Bu nedenle sağlık önlemlerini uygulama, vatandaşların güvenini kazanma ve yolsuzluğu bastırma konusundaki başarı bölgeden bölgeye farklılık gösterecek.”

Koronavirüs krizinin iyice büyüyüp, Rus sosyal sisteminin eksikliklerini ortaya çıkarması durumunda iktidarın sarsılacağını belirten Lebedev, “Kendi vatandaşlarının korunması ve desteklenmesinden ziyade uluslararası gücüne ve sınırlarının ötesindeki çıkarlarının korunmasına yatırım yapan Rusya, bu seçiminin bedelini ağır ödeyebilir” diyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus