Koronavirüs günlerinde kürtaj uygulamaları: “İnsanlar karantinadayken cinsel aktivite artıyor, kürtaj yaptırmak isteyenlerin sayısında artış yaşanabilir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“Türkiye’de kamu hastanelerindeki kürtaj uygulama pratiğinde ciddi sıkıntılar olduğu için daha öncesiyle kıyaslandığında yine aslında çok fazla bir şey fark etmeyecek. Şu an İstanbul için hatta diğer iller için de aynı şeyi söyleyebilirim. Kamuda bir kadının kürtaj erişimine hakkı neredeyse ortadan kaldırılmış durumda ki aslında yasal bir hak olmasına rağmen” diyor Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Özge Yılmaz, salgın günlerinde kürtaja erişim daha da zor olur mu sorusu üzerine.

İlk önce Türkiye’de kürtajla ilgili geçmişte yaşananları anlatmaya başlıyor. Politikacıların “Kürtaj cinayettir” açıklamalarının ardından kadınlar için kürtaja erişimin daha da zorlaştığından bahsediyor. Bir diğer önemli konu olan doğum kontrol yöntemlerine erişime de dikkat çekiyor: “Bu söylemlerden sonra kadınların doğum kontrol yöntemlerine erişimi de sınırlandırıldı”.

Kürtajın kadınlar için bir hak olduğunu da her cümlesinde özellikle vurguluyor.

İstanbul’da sadece bir kamu hastanesinde kürtaj yapılıyor

İstanbul Tabip Odası Kadın Komisyonu’nun iki yıl önce yaptığı bir çalışmayı anlatıyor Yılmaz. Komisyon, İstanbul’daki 39 devlet hastanesini arayıp kürtaj yapıp yapmadıklarını soruyor. 39 hastane içinden sadece bir hastanede kürtaj yapıldığını öğreniyorlar. O hastaneden de randevu alabilmek çok zor. Kürtajda gebeliğin kaçıncı haftasında olunduğu da önemli. Çünkü kürtaj için geç kalınma ihtimali de var. Yasalar isteğe bağlı kürtajın gebeliğin onuncu haftasına kadar yapılabileceğini söylüyor.

 “Bir kadın gebeliği sonlandırmak istediğinde her şekilde bu isteği yerine getiriyor”

Yılmaz, gebeliği sonlandırmak isteğinin gebe kalma isteği kadar eski olduğundan bahsediyor. “Gebeliği sonlandırmayla ilgili yasal düzenlemeler Hammurabi Kanunları’nda bile geçiyor” diyor. Açıkça bilinen şu gerçeği de tekrar hatırlatıyor: “Bir kadın gebeliğini sonlandırmak istediğinde her şekilde bu isteği yerine getiriyor. Her yol deneniyor aslında. Bu da bize kürtajın güvenli koşullarda yapılmasının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor”.

“İnsanlar karantinadayken cinsel aktivite artıyor”

Salgın koşullarında cinsel aktivitenin arttığını, bu sebeple de gebelik oranlarında artış gözlenebileceğini söylüyor Yılmaz: “İnsanlar karantinadayken cinsel aktivite artıyor. Cinsel istismar durumlarının da artabilme olasılığı yüksek. Öte yandan kadınlar korunma yöntemlerine ulaşmakta sıkıntı yaşayabilir. Tüm bunlardan dolayı da gebelik oranları artabilir. Benim kişisel fikrim kürtaj oranlarında artış yaşanacaktır”.

Gebelik ilaç kullanımıyla da sonlandırılabiliyor

Kürtajın yasal olduğu birçok ülkede ilaç kullanımıyla gebelik sonlandırılıyor ve bu yöntem oldukça güvenilir bulunuyor. Türkiye’de bu yöntemle ilgili herhangi bir yasak olmamasına rağmen bu işlem uygulanmıyor. Yılmaz, ilaçla gebeliğin nasıl sonlandırılacağını bu yöntemin uygulandığı ülkelerden biri olan İngiltere’de yaşanan örnekler üzerinden şöyle anlatıyor: “Kadınlar bir kadın doğumcuya gidiyor, gebelikleri görülüyor. İlaçları hekimlerden alıyor ve evde kullanıyorlar. Sonrasında da kanamayla birlikte evde düşük gerçekleşiyor. İlk sekiz hafta içinde uygulandığında yüzde 94-98 oranında etkili oluyor. Hiçbir müdahaleye gerek kalmadan güvenli bir şekilde gebelik sonlanmış oluyor. Sonrasında da kontrole gidiliyor”.

İngiltere’de şu an kadınların sağlık kuruluşlarında bulaş riskiyle karşı karşıya kalmalarını engellemek için hekimlerin onayına gerek kalmadan veya telemedicine* yöntemiyle hekimle görüşülerek ilaçların kadınlara gönderilmesi konusu tartışılıyor.

 “Kürtajın zaman duyarlı bir işlem olduğunu unutmamak gerekiyor”

Yılmaz, ertelenebilir sağlık tedavilerinin salgın döneminde ertelendiğini, fakat kürtajın zaman duyarlı bir işlem olduğunu ve bu yüzden kürtajla ilgili yapılması gerekenlerin ertelenemeyeceğine dikkat çekiyor: “Tüm dünyada ertelenebilir cerrahiler, ertelenebilir tedaviler ertelenmiş durumda. Hem sağlık kuruluşlarını meşgul etmemek için hem de insanlara bulaş riskini azaltmak için. Sadece acil işlemler gerçekleştirilmeye devam ediyor. Kürtajın da bu anlam da zaman duyarlı bir işlem olduğunu unutmamak gerekiyor. Kürtajla ilgili yapılması gerekenlerin de ertelenmemesi gerekli”.

“Kürtajın uygulanmadığı şehirler ve ilçelerde yaşayan kadınlar çaresizlikle baş başa kaldı”

Salgın sebebiyle şehirlerarası ulaşıma da bazı kısıtlamalar getirildi. Çok zaruri durumlar dışında şehirlerarası yolculuk yapılamıyor veya yolculuk yapmak için Seyahat İzin Belgesi alınması gerekiyor. Bu durum ise kürtajın uygulanmadığı şehirlerde yaşayan kadınları daha da sıkıntıya sokuyor. Belki de sağlıklarını daha da riske atacak hamleler yapmalarına neden oluyor. Özge Yılmaz, bu durum hakkında şunları söylüyor: “Yaşadıkları şehirler ve ilçelerde kürtaj yapılmadığından dolayı seyahat etmek zorunda olan kadınlar bu dönemde müthiş bir çaresizlikle baş başa kaldılar. Kadınlar gebeliğin sonlanması için belki de bulaş risklerini daha da arttırarak güvensiz koşullardaki merdiven altı yerlere başvurmak zorunda kalacaklar. Özel hastanelerde ya da muayenehanelerde öncesine göre belki daha fazla para harcamak zorunda kalacaklar”.

“Bir kadının kürtaj hakkını engellemek sağlık hakları ihlali”

Kürtaja erişimin zor olmasının yanı sıra, kürtaja erişimin sağlandığı özel hastane veya muayenehanelerdeki kürtaj masrafını karşılamak da kadınlar için oldukça zor. Kürtajla ilgili bilgi almak için aradığımız bazı özel hastaneler yedi haftadan küçük gebelikler için kürtaj fiyatının ortalama 1.200 – 1.500 TL arasında değiştiğini söylüyor. Gebelik haftası arttıkça bu miktar daha da artıyor. Tabi bunlar telefonda söylenen meblağlar. Daha önce kürtaj deneyimiyle ilgili röportaj yaptığımız Buse hastaneye gitmeden önce hastanenin kürtaj için 1000 TL istediğini fakat hastaneye gittiklerinde “kürtajın öncesinde ve sonrasında verilecek ilaçların pahalılığından dolayı” bu rakamın 1.200 – 1.300 TL’ye çıktığını anlatmıştı. Söylenen bu rakamın yaklaşık 7-8 ay öncesine ait olduğunu da unutmamak gerek.

Kürtaj bir hak, fakat o hakka ulaşmak zor. O hakka ulaşıldığında ise onun masraflarını karşılamak en az ona ulaşmak kadar zor. Özge Yılmaz son olarak şu önemli cümleleri söylüyor: “Kürtaja erişim kadın için kesinlikle bir hak ama kürtaj yaptırmak için gerekli masrafları karşılayabilecek maddi olanaklar olmadıkça o erişim hakkının olmasının da çok bir anlamı yok. Yoksul bir kadın özel bir hastaneye gidip kürtaj yaptıramıyorsa eğer bu hak onun için tanımlanmamış hale gelir. Kürtaj yaptırmak için gerekli masrafların devlet tarafından karşılanması lazım. Aslında her kürtaj karşılanmamış sağlık hizmetinin sonucu ve bir kadının kürtaj hakkına erişimini engellemek sağlık haklarının bir ihlalidir”.

Salgın döneminde hastaneler kürtaj için ne diyor?

Salgın döneminde hastanelerin kürtaj yapıp yapmadığını öğrenmek için bazı devlet ve özel hastaneleri aradık. Aradığımız bir özel hastane “Hastanelerinde isteğe bağlı kürtaj yapılmadığını” söyledi. Görüştüğümüz iki özel muayenehane ise kürtaj yaptıklarını, yedi haftalıktan küçük hamilelikler için ortalama fiyatın 1.200 – 1.500 TL civarı olduğunu söylediler. Gebeliğin haftası arttıkça bu rakam da artıyor. Salgın döneminde kürtaj yaptırmak riskli olur mu sorusuna ise “Biz onun için önlemlerimizi aldık. Tek kişi içeri alıyoruz. Günlerimizi ve aldığımız hafta sayısını çok azalttık. Bu şekilde önlem alıyoruz. Uygulamamız açısından öyle bir risk yok” cevabını aldık.

Üniversiteye bağlı özel bir hastanedeki yetkili ise evli değilsek kürtaj yaptırabilmek için “Evli olmadığımıza dair Nüfus Müdürlüğü’nden bir belge” almamız gerektiğini söyledi.

Aradığımız bir kamu hastanesinden “İsteğe göre kürtaj yapılmıyor şu an, haberiniz olsun” cevabını aldık. İstanbul’da kürtaj yapıldığı söylenen devlet hastanesindeyse mayıs ayına kadar tüm randevular dolu.

Türkiye’de kürtaj 1983 yılında yasallaştı. Her ne kadar 10 haftaya kadar kürtaj yapılması kanunen yasal olsa da birçok devlet hastanesi kürtaj yapmıyor. Uzmanlar, 2012 yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı “Kürtaj cinayettir” açıklamasının ardından fiili bir yasak başladığını belirtiyor.

*Telemedicine: Sağlıkla ilgili hizmetlerin ve bilgilerin elektronik bilgi ve telekomünikasyon teknolojileri aracılığıyla dağıtılmasıdır. Örneğin, birbirlerinden uzakta bulunan hekim ve hasta telemedicine yöntemiyle görüşebilir. Bu şekilde hekim tanı, tedavi, değerlendirme yapabilir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus