Salgından Sonra (8) – Levent Sevinçok: “Küçük çocuklar büyüklerin davranışlarında tehlike-tehdit algılamaya başlarsa sevdiklerini kaybetme korkusu gelişebilir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
Modern tarihin gördüğü en büyük krizlerden birini yaşıyoruz. Bildiğimiz dünyanın sonu bir kez daha gelmiş olabilir. "Salgından Sonra" haber dizimizde etkileri yaşamın her alanında hissedilen koronavirüs salgınının ardından dünya nasıl bir yer olacak sorusuna cevap arıyoruz. Bu soruyu ekonomiden siyasete, felsefeden psikolojiye, sinemadan edebiyata alanında uzman kişilere sorduk.

Adnan Menderes Üniversitesi‘nden Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Levent Sevinçok, salgın bittikten sonra çoğu şeyin eskisi gibi olmayacağını özellikle insan ilişkilerinde uyum ve kendini ifade etme sorunları yaşanacağını söylüyor:

“Dünyamız salgın hastalık nedeniyle çok uzun bir süredir neredeyse ilk kez bu kadar olağanüstü günler geçiriyor. Yıllar boyunca terör, savaş, sıkıyönetim olağanüstü haller, doğal afetler gibi travmatik etkenlerin toplum ve birey psikolojisi üzerinde önemli olumsuz etkileri olmuştur. Hepsi de toplum ve birey üzerinde korku, kaygı yaratan, toplumsal ilişkiler üzerinde kaçınma ve güvensizlik doğuran etkenlerdir. Travmaların birey ve toplum ruh sağlığı üzerinde ani ve sürekli etkileri olması beklenir. Daha kötümser yorumlar yapılacak, şaşkınlık, çaresizlik, anlamsızlık, hiçlik ve boşluk duyguları gelişecektir. Önemli toplumsal olaylarda kolektif bilinçte canlanan ve harekete geçen eski düşünce biçimleri, felaket ve kıyamet senaryoları bir anlamda gerileyen insan bilincinin bir savunma düzeneği olarak ortaya çıkacaktır.            

Peki salgın hastalık gibi olumsuzlukların bireysel psikolojik tutum ve davranışlara olumlu etkileri olabilir mi? En olumlu yanı kişinin sağlığının değerini anlaması, birbirine saygıyı, temizliği daha fazla önemsemesi, evde geçirdiği zamanda kazandığı boş zaman etkinliklerini normal koşullarda da sürdürebilmesi, bir anlamda krizi kendini yenileme için bir fırsata dönüştürebilmesidir. Ancak belli bir süre birbirleriyle daha çok zaman geçirme zorunluluğu olan kişilerin ileride iyi dostluklar geliştirebilmesi fırsatı olduğu kadar, çelişkilerin keskinleşmesi sonucunda en küçük zıtlıkların büyük nefretlere, düşmanlıklara dönüşmesi de mümkündür. 

Yaş grubu olarak baktığımızda ise, salgın hastalık her yaş grubunu farklı düzeylerde etkileyecektir. Sürekli olarak ileri yaş grubunun en büyük risk grubunu oluşturduğu bildirildiği için bu yaş grubunda hastalık ve ölüm korkusu, içine kapanma, mutsuzluk, hatta intihar düşünceleri ortaya çıkabilir. Çocuklarda okuldan, akranlarından uzaklaşma, ailesini kaybetme, normal düzenin bozulacağı korkuları, işsizlik, işini kaybetme öne çıkacaktır. Okul öncesi ve okul çağındaki çocuklar tanımaya başladıkları çevrede büyüklerin davranış ve tepkilerinden bir tehlike-tehdit algısı yaşamaya başlarlarsa, kaygı-endişe ve sevdiklerini kaybetme korkuları gelişebilir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
 
  • Medyascope
  • Medyascope Plus