İSTANBUL (Medyascope) – Gündelik hayatın kaçınılmaz acılarını ve ruhumuzda biriken o görünmez yükleri dönüştürmek mümkün mü? Eksik Olan’da bu hafta Alp Kozanoğlu ile Ömer Çeşit’in konuğu Prof. Dr. Hakan Türkçapar oldu. Türkçapar, kaleme aldığı “Birlikte Hayatı Anlamak” kitap dizisinin iki kritik halkası olan “Depresyondan Çıkış Yolları” ve “Nasıl Temizlenebilirim?” eserlerini değerlendirdi.
Prof. Dr. Hakan Türkçapar, yas sürecini, obsesif kompulsif bozukluğu (OKB) ve modern yaşamın psikolojik etkilerini tartıştı. Depresyonun sıradan üzüntüden farklı olarak kişinin işlevselliğini bozduğunu ve uzun süre devam ettiğini belirten Türkçapar, “Kişiye zarar veren, kişiye çok ıstırap yaşatan, kişinin işini yapmasına, hayatını yaşamasına engel olan düzeyde olan duruma depresyon diyoruz. Mutsuzluk, keder, isteksizlik, uykunun bozulması, iştahın bozulması, normal üzüntüden daha farklı, çok can acıtıcı bir şey olarak tanımlarlar hastalar. Hatta o duygunun ağırlığını tanımlamakta bile zorlanırlar” dedi.
Yas sürecinin bir kaybın ardından yaşanan doğal ve adaptif bir süreç olduğunun altını çizen Türkçapar, bu sürecin enerji düşüklüğü, içe çekilme gibi tepkileri de içerdiğini söyledi. Hakan Türkçapar, “Üzüntü, keder, sık sık o insanı düşünme, yaşamla olan bağımızın biraz azalması, geri çekilme, her zaman yaptığımız şeyleri artık yapmaya dönük isteksizlik doğaldır. Ancak kendine zarar verme, yememe, içmeme, intihar düşünceleri, ağır suçluluk, sürekli bu olayı düşünme gibi bir şey olursa o artık patolojik bir yastır. Eğer kaybettiğimiz insanla iyi ve sağlıklı bir ilişkimiz var ise patolojik yasa dönüşmez” diye konuştu.
“Fakirlik insanı mutsuz eder”
Hakan Türkçapar, ekonomik zorlukların ve sosyal stres faktörlerinin mutsuzluğu artırdığını söyledi. “Fakirlik insanı mutsuz eder. Yatkın olanları depresif de eder tabii ki. Ama şunu biliyoruz ki, orta düzeyden sonra, zenginlik insanı mutlu yapmıyor. Zengin oldukça daha mutlu hale gelmiyorsun. Yaşamını sürdürecek düzeyde, insanca yaşayacak düzeyde bir gelirin varsa, senden 10 kat daha fazla geliri olan, senden mutlu olmuyor” diyen Türkçapar, psikolojik sorunların yalnızca toplumsal koşullarla açıklanamayacağının altını çizdi.
“İnsanlık tarihinde OKB var”
Obsesif kompulsif bozukluğun insanlık tarihinde var olduğunu belirten Türkçapar, temizlik ve kirlenme takıntılarının, insan doğasında bulunan eğilimlerin aşırı ve katı bir hale dönüşmesi ile ortaya çıktığını söyledi. Bu durumların aslında normal insan psikolojisinin bir parçası olduğunu belirten Prof. Dr. Hakan Türkçapar sözlerine şöyle devam etti:
“Hiçbirimiz ‘Ben kirli olayım, etraf düzensiz olsun, pisliği seviyorum’ demeyiz. Ancak bu durum patolojik bir hâl aldığında ‘Kirli olmamalıyım, asla kirli olmamalıyım’ düşüncesine dönüşüyor. OKB’nin kirlilik türünde durum budur. Şüphe ve kontrol tipinde ‘Asla hata yapmamalıyım’, düşünce odaklı türlerde ise ‘Zihnimde istemediğim düşünceler, dürtüler, istekler ya da hayaller olmamalı’ anlayışı ortaya çıkıyor. Problem de tam bu noktada başlıyor. Bunların hepsi normal insan repertuarında bulunan şeyler.”









