İSTANBUL (Medyascope) – Eckhart Tolle’nin “Şimdinin Gücü”ndeki sessiz uyanışı, Zeki Müren’in kadifemsi sitemiyle buluşsaydı ne olurdu? Berrak Yurdakul’un kaleme aldığı Ev Yapımı Bir Paraşüt, bizi bir kişisel gelişim kitabının kuruluğundan kurtarıp, meta-kurgunun labirentlerinde şahane bir “zihin antrenmanına” davet ediyor.

Siddhartha’nın nehri ve İstanbul’un bankları
Okurlar, uyanışını bir nehrin kıyısında tamamlayan Siddhartha’lardan, “kusursuz sadeliğin” peşindeki Şibumi suikastçılarından çok şey öğrendi. Bu sefer modern insanın uyanışı artık bir yazar tıkanıklığı yaşayan, zihni geçmiş ve geleceğin kıskacında ezilen bir kadının parktaki bankında başlıyor.
Ev Yapımı Bir Paraşüt, bizi bu noktada “meta-kurgu”nun o zeki oyuncaklarıyla selamlıyor. Kitabın anlatıcısı Berrak, derin bir varoluşsal depresyonun içindeyken, kendi yarattığı karakterlerin ete kemiğe bürünüp karşısına dikilmesiyle sarsılıyor. Bu, usta bir satranç hamlesi: Yaratıcı, kendi yarattığı “Bilge” (Mama Nono) tarafından eğitilirken, yine kendi yarattığı “Ego” (Madam Bobogel) tarafından sabote ediliyor. Ego kendini koruma mekanizaması olarak devrede böylelikle altındaki taraflara bakışı engelliyor.
Spiritüel materyalizmin komik yüzü: Madam Bobogel
Hermann Hesse’nin Siddhartha’sında bilgeliğin önündeki engeller daha epik ve trajikti. Oysa Yurdakul’un dünyasında “Gölge” arketipi, karşımıza modern bir şarlatan, bir spiritüel materyalizm ikonu olan Madam Bobogel olarak çıkıyor. Bobogel, hepimizin içindeki o doymak bilmeyen, sürekli onay bekleyen, kibrini “ışık ve sevgi” maskesi ardına saklayan sahte benliğin muazzam bir karikatürü. Aynı zamanda sahte şarlatanların ve gerçeklikten kaçanlarında bu karakter aracılığıyla temsil edildiğini gözlemliyoruz.
Onun o meşhur “Karması kokuşuk, çürümüş balık kokan garibanlar” feryadı, aslında zihnimizin o yargılayıcı, kaba tarafının sesi. Yazar, Bobogel üzerinden modern çağın “aydınlanma pazarlamasını” öyle zekice eleştiriyor ki; okuyucu kendi egosuyla dalga geçmenin ferahlığını hissediyor.
“Zihniniz iflah olmaz bir hırsızdır, sizden şimdiki anı çalar.”
Yaratıcı ve yaratılanın valsi: Bir iç gözlem laboratuvarı
Kitabın en çarpıcı yönü, kurgunun sınırlarını ihlal ederek yazarı bir karakter, karakteri ise bir öğretmene dönüştürmesi. Berrak Yurdakul, sadece bir hikaye anlatmıyor; kendi zihnini bir laboratuvar gibi masaya yatırıyor. Yaratıcı, kendi yarattığı “bilge” Mama Nono tarafından köşeye sıkıştırılırken, meta-kurgunun o meşhur “ayna içinde ayna” etkisi devreye giriyor. Bu yapı, okuyucuya şu sarsıcı soruyu sorduruyor: “Eğer bir yazar kendi karakterleri tarafından eğitilebiliyorsa, bizler de kendi zihnimizde yarattığımız o bitmek bilmeyen senaryoları ve ‘hayali’ kişilikleri birer öğretmene dönüştürebilir miyiz?” Kitap, bu noktada edebi bir eser olmanın ötesine geçip, her okurun kendi iç dünyasındaki karakterlerle (korkularıyla, bilgeliğiyle, egosuyla) tanışabileceği interaktif bir uyanış sahnesine dönüşüyor.
Nihai hüküm: Kendi boşluğuna hazır mısın?
Ev Yapımı Bir Paraşüt, sadece bir roman ya da sadece bir öğreti kitabı değil. O, bir yazarın kendi zihinsel hapishanesinden kaçış planı. Siddhartha nehrin akışından öğrenmişti, Berrak ise kendi yarattığı “itici” bir karakterin aynasından öğreniyor.
Kitabın sonunda Bobogel’in aydınlanmak yerine kendi illüzyonuna geri dönmesi, yazarın bizi yüzleştirdiği en dürüst nokta: Zihni hazır olmayan, illüzyonunda kalır. Eğer siz de zihninizin o hiç susmayan gevezeliğinden, geçmişin pişmanlıklarından ve geleceğin kaygılarından yorulduysanız; bu “ev yapımı” paraşütü sırtınıza takın. Çünkü uçmak için bir kanada değil, sadece zihninizin sizi aşağı çeken ağırlıklarından kurtulmaya ihtiyacınız var!
- Çocuk piyanist Delal Arin ve annesi ile opera sanatçısı Pervin Chakar anlatıyor: “Delal Arin’in en büyük hayali akustik bir piyanoya sahip olmak, bunun için destek bekliyoruz”
- İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’in posteri askerlerin atış taliminde kullanıldı
- Madam Martha Koyu’nun ihalesi, yargı sürecine rağmen yapıldı
- Gazeteci Afşin Yurdakul mesleği bıraktı: “Meslek büyük bir kıskaçta”
- 260 kişinin öldürüldüğü festivalde hayata tutundular: “Bağırmak istedik ama sessiz kaldık” | “Gazze’yi geri alacağız”







