İSTANBUL (Medyascope) – Eksik Olan’ın bu bölümünde Ömer Çeşit’in konuğu Harun İsmail Çırak oldu. Çırak, Epsilon Yayınları’ndan çıkan “Tazı Gölgenin Rengi” adlı romanını anlattı.
Harun İsmail Çırak’ın romanı “Tazı Gölgenin Rengi”, ana karakter Bahtiyar’ın sinestezi yeteneği üzerinden suç dünyasında bireyin içsel çatışmalarını, ahlaki ikilemlerini ve toplumsal baskılar karşısında ayakta kalma mücadelesini anlatıyor.
Eksik Olan’ın bu bölümünde şu konular ele alındı:
- Sanatın rolü ve yazarın felsefesi
- “Tazı” romanının ilham kaynakları
- Bahtiyar karakteri ve sinestezisi
- Romanın temel temaları
- Noir’in evrimi ve Türkiye bağlamı
Romanın ilham kaynakları
Yazar Harun İsmail Çırak, renk körü olmasının, romanın yazımında bir çıkış noktası yarattığını söyledi. İkinci çıkış noktasının “Kirlian Fotoğrafçılığı” olduğunu söyleyen Çırak, insan auraları ve enerji titreşimlerinin ana karakter Bahtiyar’ın sinestetik yeteneğinin temellerinden birini oluşturduğunu belirtti.

Yazar, Bahtiyar’a metafizik bir güç yerine tıbbi bir durum olan sinestezi vermeyi tercih ettiğini söyledi. Çırak, bunun karakterin bir süper kahraman veya anti-kahramandan çok “gerçekçi ve karmaşık bir figür” olarak görülmesine sebep olduğunu söyledi:
“Bahtiyar’ı sinestezi vermeye bundan dolayı karar verdim. Güç istemedim. Okuyan pek çok kişi Bahtiyar’ın hem bir süper kahraman hem bir anti kahraman olduğu şeklinde yorumlarla geldi. Fakat ben süper kahraman ya da antik kahramanın çok metafizik bir özelliğe sahip olmasını istemedim. Bundan dolayı sinestezi olabilecek bir tıbbi durum olarak karşıma çıktı.”
Noir’in evrimi
Noir sinemasının ortaya çıkışı Büyük Buhran, 1920’ler – 1930’lar gibi toplumsal ve ekonomik zorluklarla ilişkilidir. Avrupa’dan gelen yönetmenler, noir türüne psikolojik derinlik katmıştır. Harun İsmail Çırak’a göre, “Tazı Gölgenin Rengi” romanı klasik noir öğelerini günümüz Türkiye’sinin ekonomik ve politik iklimiyle harmanlayarak anlatılması gereken hikayeler ve karakterler zemin buldu.
“Benzerlikler günümüz Türkiye’sinde de görülüyor. Direkt bir savaşın içerisinde olmasak bile yaşadığımız ekonomik krizlerden kaynaklanan ciddi bir ahlaki çöküş var. Hepimizin kafasında da aslında kanun ve nizama dair bir takım sorular var. Türkiye’de tabi ki neo-noir sayılabilecek romanlar yazıldı ve filmler çekildi. Fakat o kadar çok anlatılması gereken bir konu var ki, şu anda sadece politik ya da ekonomik iklimden bahsediyorum. Tabii ki bu bizim altyapımızı oluşturuyor. Bundan dolayı, “Tazı Gölgenin Rengi” gibi bir romanı biraz da bu yüzden yazmaya başladım. Yani en temel ekonomik ve politik gerçeklik ölçülüğünde yazmaya başladım.”
Çırak, romandaki mafya dünyasının tasvirinin, “Scarface” ya da “Godfather” gibi filmlerin aksine, suçu yüceltmediğini belirtti. Yazara göre, Bahtiyar’ın kırılganlığı ve yaptıklarıyla yüzleşmesi romanın anti-mafya duruş sergilediğinin bir göstergesi.







