Eksik Olan (332): OKB, sosyal fobi ve anksiyete bozukluğu: Maruz kalma terapisi gerçekten işe yarıyor mu?

İSTANBUL (Medyascope) – Eksik Olan’da bu hafta Alp Kozanoğlu ile Ömer Çeşit’in konuğu, Prof. Dr. Kadir Özdel oldu. Özdel, “Hayatı Anlamak” dizisinden “Sosyal Fobiden Hayata Yolculuk” ve “Bu Takıntılı Düşüncelerle Ne Yapacağım?” kitaplarını anlattı.

Eksik Olan’da bu hafta Prof. Dr. Kadir Özdel Epsilon Yayınevinden çıkan, Prof. Dr. Hakan Türkçapar’ın editörlüğünü yaptığı “Hayatı Anlamak” dizisinden “Sosyal Fobiden Hayata Yolculuk” ve “Bu Takıntılı Düşüncelerle Ne Yapacağım?” kitapları üzerine konuştu. 

Eksik Olan’ın bu bölümünde şu sorular ele alındı:

  1. Takıntı, obsesyon, fobi bu tanılar psikolojik olarak nasıl konur?
  2. Psikolojik tanılarda bireyin işlevselliği ne kadar ön planda?
  3. Birey kontrolü dışında gelişen ve aklına yer eden düşüncelerinden ne kadar sorumlu tutulabilir?
  4. Psikolojik olarak “İyileşmek” ne demek? Tamamen iyileşme beklentisi ne kadar gerçekçi?
  5. Neden insanlar psikolojik bir sorunları olduğunda bunun sadece onların başına geldiğine inanıyorlar?

Hayatın kontrolünü ele almak

Maruz kalma terapisi
Eksik Olan (332): OKB, sosyal fobi ve anksiyete bozukluğu: Maruz kalma terapisi gerçekten işe yarıyor mu?

Hayatın kontrolünü ele almanın günümüz hız çağında oldukça zorlaştığı, belirsizliklerin ve değişkenlerin artarken bir şeyi netleştirmenin giderek daha çetrefil bir karara döndüğü dönemde obsesif kompulsif bozukluktan (OKB), beden algısı bozukluğuna kadar artan hastalıklarla karşı karşıya olunduğunu söyleyen Özdel, yapılan araştırmaların öteki ile ilişkiyi sosyal medyanın etkisi ile daha da bozulduğunu söyledi.

Özdel, herkesin günümüz sosyoekonomik şartlarında yardım almasının pek mümkün görünmediğini söyledi. İşte bu sebeple Epsilon Yayınevi ve yayınevinin editörü Prof. Dr. Hakan Türkçapar ile “Hayatı Anlamak” adlı bir seriye başladıklarını söyleyen Özdel, bireylerin olası sorunlarla kendi başlarına başa çıkmalarını sağlamak istediklerini ve şu ana kadar 6 farklı konuyu ele aldıklarını ifade etti. 

“Bu Takıntılı Düşüncelerle Ne Yapacağım?”

İnsanoğlunun üstün düşünme ve analiz etme kapasitesi olduğunu ifade eden Kadri Özdel, “Düşünce dediğimiz şeyin halledemeyeceği şeyler var. Düşünce, bir bardak su getiremez, bizde bir duygu uyandırabilir ama bizi iyileştiremez ya da hasta edemez, üşütemez ya da ısıtamaz. Kişiler, takıntılı düşüncelere fazla saplandığında düşüncenin bu vasfını unutuyor gibiler. Düşünceyi gerçekle eşdeğer görür gibi oluyorlar ve kitabın ana fikri insanın bu konudaki çektiği acının, bununla ilişkili olduğunu vurgulamak.

İnsanlar düşüncelerinden dolayı sorumlu tutulamaz. Ancak o düşünce, ya söz ya da fiziksel eylem olarak ortaya çıktığında sorumluluk başlar. Örneğin, çok yorgun bir günün ardından trafikte gidiyorsunuz ve biri, çok tehlikeli bir şekilde aracını sizin önünüze kırıyor. Burada korkan, başına kötü bir şey geldiğini imgeleyen veya şoföre bundan dolayı tepki göstermek isteyen olabilir. Bunların hiçbiri, bir duygu oluşturmaktan başka hiçbir şey ifade etmez. Siz o kişiyi öldürmeyi düşünseniz bile, bu durum öldürme suçunun milyonda birine bile karşılık gelmez. Yani düşünce başka bir şeydir, sözler ve eylemler başka şeylerdir” diye konuştu.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.