Yolcu gemisi komedyeni Ashlea Halpern: “Denizlere ne zaman döneceğimiz hakkında hiçbir fikrimiz yok”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Bir yolcu gemisi komedyeni olarak çok sayıda gemide gösteriler yapan Ashlea Halpern yaklaşık bir buçuk aydır çalışamıyor ve sektörün geleceği de oldukça belirsiz. Halpern’ın yaşadıklarıyla ilgili 24 Nisan’da Conde Nast Traveler’a yazdığı yazının çevirisini paylaşıyoruz.

ABD Başkanı Donald Trump ulusal olağanüstü hâl ilan ettiği zaman bir yolcu gemisindeydim. Bu açıklama ile birlikte bütün seyahatler de durduruldu haliyle. Aslında bu kararın çıkacağını biliyordum ama bir anda bu noktaya o kadar hızlı gelmiştik ki şok olmamak elde değildi. Bu sektörde çok fazla arkadaşınız olunca kulağınıza dedikodular da geliyor. Ben ocak ayında Avustralya’da bir gemideyken koronavirüsün ciddi bir tehdit olduğu ortadaydı. Gemiyi terk eden insanlar Hong Kong’a uğramamak için rotalarını değiştiriyordu.

Bir yolcu gemisindeyken aslında kendi oluşturduğunuz küçük bir baloncuğun içinde gibisinizdir. Etrafımızda o kadar fazla felaket yaşanıyor ki bir yerden sonra duyarsızlaşmaya başlıyoruz. Örneğin Yeni Zelanda’dayken volkan patlaması yaşanmıştı. Avustralya’dayken ise orman yangınları devam ediyordu. Bütün dünyanın burayı takip ettiğini biliyorduk. Biz de Sidney’deki limandan bakarak çıkan dumanları görebiliyorduk. Ancak bütün bunlara karşı bağışıklık kazanmıştık. Orası bizim dışımızdaki bir dünya. Koronavirüs salgınından çekinsek de hâlâ her şey raydan çıkmadan kimsenin bu durumu ciddiye almayacağını hissediyoruz.

Mart ayı başında Holland America Group bize bir form göndererek semptom bulunup bulunmadığını sordu. Aynı zamanda gemi değiştiremeyeceğimize dair yeni bir kural da koydular. Göstericiler genelde bir yolcu gemisinde bir iki hafta vakit geçirdikten sonra başka bir gemiye transfer olurlar. Ancak ABD Hastalıkları Önleme ve Korunma Merkezi aksi yönde tavsiye vermesine rağmen sektör seyahatleri iptal etmedi.

San Diego’dan ayrıldıktan sonra muhtemelen son durağımız olan Meksika’nın Puerto Vallarta limanına demir atmadan önce iki gün boyunca denizin üzerinde kaldık. Biraz ürkütücüydü açıkçası. Yarı kapasite ile yola çıkmıştık.

Gemideyken hiçbir zaman kendimi güvensiz hissetmedim. Her yerde dezenfektan vardı ve mürettebat gemiyi temiz tutmak için büyük çaba harcıyordu. Kendiniz bir bardak su veya ketçap bile alamıyordunuz. Her şeyi mürettebat kendi elleriyle getiriyordu. Hatta bazı konuklar bana kendilerini gemide daha güvende hissettiklerini bile söyledi.

Yolcular bazı limanların pas geçilmesini istediğinde olayın gerçekliğini kavramaya başladım. Kendi kendime, “Eğer limanlara yaklaşamazsak ne olacak? Ya hiçbir ülke bizi istemezse?” diye sormaya başladım.

Holland America turların iptal edildiğini duyurduğunda seyahatin önceden planlandığı gibi 27 Mart günü son bulacağını ilan etmişti. Bir sonraki tur ise 14 Nisan’da başlayacaktı. İlk başta bir süre tatil yapacağım için memnundum. 14 Mart’ta Puerto Vallarta’dayken bir arkadaşımla limana yakın bir yerde dolaşıyordum ve herkesin gemiye binmesi gereken saati birkaç dakika geçirmiştik. Tam zamanında gemide olmalısınız aksi halde gemi sizi almadan yoluna devam eder. Ancak tam gemiye koştuğumuz sırada hiç kimsenin kıpırdamadığını fark ettik. Gemi hareket etmeyecekti. Gecenin ilerleyen saatlerinde herkesin gemiden inmesi istendi.

Bütün uçak seyahatleri de askıya alınmıştı. Ben Amerikalı olduğum için evime dönmem kolaydı. Ancak mutfakta çalışan insanlar için bu mümkün değildi, çünkü bazıları ülkelerine kabul edilmiyordu. Havaalanına giden bir Uber’e bindim ve arabadan ağlayarak babamı aradım. Babama, “Her şey bitti ve geri döndüğümüzde hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” dedim.

15 Mart günü evime döndüm. Esas planlarımıza göre bütün yaz boyunca uzakta çalışıyor olmalıydım. Şu an ailemin yanında olduğum için ve evimizde kiracı olarak yaşayan kişi evden çalışarak maaş almaya ve kiramızı ödemeye devam ettiği için şanslıyım. Eğer bunlar olmasaydı şu an ipotek ödemelerimi yapamazdım.

En erken temmuz ayına kadar yeniden çalışmam mümkün gözükmüyor. Ajansımla ve menajerimle de konuştum ve onlar da ne olacağını bilmiyor. LinkedIn profilimi güncelleyerek eğlence sektörü dışındaki işlere de başvuru yapıyorum. Şu an için Massachusetts yönetimi serbest veya sözleşmeli çalışırken salgın nedeniyle işini kaybedenlere işsizlik maaşı vermiyor. “Koronavirüse Karşı Yardım, Rahatlatma ve Ekonomik Güvenlik Yasası”nın (CARES Act) bunu değiştireceği söylenmişti, ama bu yasayı nasıl yürürlüğe sokacaklarını da bir türlü çözemediler.

Gösteri dünyasında çalışıyorsanız sahne bir anda durabilir ve kendinizi işsiz bulabilirsiniz. Komedyenlere şu an hiçbir yerde iş yok. Disney’de seslendirme yapmaktan veya Broadway müzikaline gitmekten bahsetmiyorum, her şey kapatılmış durumda. Bu durumun nasıl sonuçlanacağından hepimiz çok endişeliyiz.

Bir yolcu gemisinde ne zaman bir olumsuzluk meydana gelse bütün sektör bundan etkilenir. Ancak her kötü örnekten ders çıkarırsınız. Costa Concordia battığından beri bu sektörde çok şey değişti. Bu salgın, sektörün daha önce gördüğü hiçbir krize benzemiyor. Ancak her felaket sistemin işleyişini değiştiriyor.

Yolcu gemileri yeniden okyanuslara açıldığında seyahatler ilk aşamada birkaç yolcu taşıyan küçük gemilerle başlayacaktır. 3 bin kişinin izini sürmektense 800 kişiyi takip etmek daha kolaydır. Büyük gemiler ayrıca tıbbi personellere de ihtiyaç duyar. Ayrıca gemiye binen bütün çalışanlara ve yolculara sağlık taraması uygulamak gerekebilir. Bu bence havaalanı kontrollerinde ayakkabıları çıkartmak gibi bir durum. Biraz rahatsız edici ama zamanla buna da alışacağız.

Gemide çalışan kişiler arasında yaygın bir söylem vardır: “Gemi hayatını terk etme vaktin geldiğinde bunu bilirsin.” Bunu hatırlamak henüz gemi hayatını terk etme vaktimin gelmediğini gösterdi bana. Gemiyle seyahat etmek kendimi iyi hissettiriyor ve yolcu gemileri yeniden okyanuslara açılmaya başladığında ben de orada olacağım.  

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus