IŞİD, Batı ülkelerinin geri çekilmesiyle Irak’ta ve Suriye’de saldırılarını artırdı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
Allan Kaval, Hélène Sallon ve Madjid Zerrouky, Le Monde için IŞİD'in Irak ve Suriye'de şiddetli saldırılara tekrar başladığını yazdı. 

IŞİD, 1 Mayıs’ta Irak‘ın başkenti Bağdat’ın 100 kilometre kuzeyindeki Samarra yakınlarında bulunan, Şii milislerin hakim olduğu hükümet gücü Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri) birimlerinin barikatlarına, saatler süren koordineli bir saldırı gerçekleştirdi. Bu kadar şiddetli bir saldırıya aylardır şahit olunmamıştı.

Irak’taki bu saldırının ardından, 3 Mayıs’ta Suriye’nin kuzeydoğusundaki Haseke’deki yabancı uyruklu IŞİD mensuplarının bulunduğu bir hapishanede yeni bir isyan patlak verdi. Her iki ülkede de örgüt, eskiden sahip oldukları topraklardan geri çekilmiş bir vaziyette, bölgesel denklemlerin lehine gelişmesini beklerken bir yandan bölgedeki etkisinin bir kısmının da korunmasını sağlıyor. Irak’ta İran ve ABD arasında yükselen gerilimlerin yanı sıra koronavirüs salgınının sonuçları, örgüte rahat bir nefes aldırmış görünüyor.

Irak, ramazanın başından beri, 2017’de ülkede kendi kendine ilan edilen “hilafetin” düşüşünden bu yana nadiren görülmüş bir saldırı dalgası ile karşı karşıya. IŞİD, topraklarını kaybettikten sonra kurtarılmış bölgelerde hücrelerini yeniden oluşturdu, , tahminlere göre yaklaşık 2500-3000 bin kişi ile yerel bağlarını genişletti.  

Martın sonundan bu yana, bu hücrelerin en çok kök saldığı bölgelerdeki faaliyetlerinde de bir canlanma gözlemleniyor. Canlanma özellikle Anbar ili bölgesinde, Ürdün ve Suriye sınırı boyunca, özellikle de ülkenin kuzeydoğusunda, Ninova eyaletinden Diyala‘ya uzanan ve Kerkük‘ten geçen bir koridorda görülüyor. Uluslararası Koalisyon Sözcüsü Albay Myles Caggins, saldırıların yıl başından bu yana artmasına rağmen nisan ayında önceki yıla göre daha az saldırı yaşandığını söylüyor.

Uluslararası Kriz Grubu (ICG – International Crisis Group) silahlı gruplar danışmanı Sam Heller, “Grubun yürüttüğü eylemlerde niteliksel bir değişiklik var, daha doğrudan ve saldırgan saldırıları, bazen sabah saatlerinde de düzenliyorlar” diyor. Günlük yapılan saldırılarda, patlayıcı cihazlar ve keskin nişancılar kullanarak, esasen kırsal alanlardaki güvenlik güçleri ve bazen yereldeki hatırı sayılır kişiler hedef alınıyor.

Ayrıca IŞİD, son birkaç gündür, geri çekildikleri bölgeleri aşarak doğrudan savaşma kararlılığını gösterdi. Cihadcı grup, 2019 sonbaharından bu yana devlet zirvesini felç eden ve Vaşington ile Tahran arasındaki gerilimlerle artan güvenlik zafiyetlerinden yararlanıyor. Uluslararası Koalisyon, İranlı General Kasım Süleymani suikastından sonra, İran yandaşı milislerin ve Şii partilerinin baskısı altında, Irak’a olan desteğini azalttı.

Koronavirüs IŞİD için fırsat oldu

Koronavirüs salgını binlerce koalisyon eğitmeninin geçici olarak ülkeden ayrılmasına yol açtı. Virüsün yayılmasına karşı alınan önlemler ve özellikle sokağa çıkma yasağı Irak güvenlik güçlerinin önemli bir bölümünün görevlerini etkiledi.

Federal devlet ile Irak Kürdistan Özerk Hükümeti arasındaki tartışmalı bölgelerde, grup, Bağdat ile Erbil arasındaki koordinasyon eksikliğinden kaynaklanan güvenlik boşluklarından ve bölgeyi kontrol eden Şii milislerin yerelle olan zayıf bağlarından yararlanıyor.

Uzmanlara göre, IŞİD’in kaybettikleri toprakları yeniden ele geçirmesi gibi bir olasılık yok. Sorbonne Üniversitesi‘nden siyasetbilimci Arthur Quesnay, “IŞİD yeni üyeler toplamak istemiyor, henüz buna ihtiyacı yok. Koalisyon var olduğu sürece çok aktif olmaya da çalışmıyor. Amacı daha çok ekonomik ağlarını ve lojistik yollarını yeniden inşa etmek” diyor.

Suriye cephesinde durum

Suriye tarafında ise Humus ve Deyrizor arasındaki Badiya denilen Suriye Çölü’nün ıssız genişliklerinde, cihadcılar Beşar Esad’ın sadık birliklerini pusuya düşürmeye devam ediyorlar. Rejim, 2017’nin sonundaki dönüşünden bu yana yüzlerce askerini kaybetti.

Fırat Nehri, Şam‘ın güvencesiz kontrolü altındaki bölgeleri ve Suriye Demokratik Güçleri‘nin (SDG) IŞİD’den aldığı topraklardan ayırıyor: “Nehrin her iki tarafında da güvenlik çöktü. Pusuya düşürülmüş bir devriye sahnesi artık sıradanlaştı. IŞİD yavaş yavaş, bölgenin hayatta kalmasını sağlayan yasadışı ticaretin ortasında tekrar kök salıyor.”

SDG, 2019 ilkbaharında cihadcıları son kalelerinden de kovdu. Fakat Deyrizor kentinden aşağı doğru Fırat boyunca dağılmış yerleşim yerleri, SDG otoritesine karşı koyuyor. Kabile çatışmalarıyla boğuşan bu muhafazakâr bölge, 2000’li yılların başından beri cihadcı grupların varlığını sürdürüğü bir yer ve Suriye’de iç savaşın başlangıcında IŞİD’in yayılmasında önemli bir rol oynadı.

Bağlantı kurulan grupların değişim gösterdiği bu bölgede, SDG’nin bazı üyeleri eski IŞİD savaşçılarından oluşuyor. Eski yoldaşlarını avlayan cihadcıların herkese bir mesajı var: “Taraf değiştirmenin bir bedeli var.”

17 Mart’ta bir stadyumda, Kürt güçleriyle işbirliği yapmakla suçlanan bir kişi öldürüldü. Kurbanın cesedi daha sonra sahada yakıldı, cellatlar alandan ayrıldıktan sonra infaz edilen kişiyi hareket ettirmeye çalışan herkes ölümle tehdit edildi. Uzmanlara göre, köklerinin ve tabanının olduğu bu bölgede kontrolü tekrar ele geçirmeye çalışan IŞİD’i caydırabilecek tek güç var: Amerikan hava saldırısı tehdidi.

IŞİD hücrelerinin etkisi, Fırat Vadisi ile sınırlı değil. SDG’nin kontrol ettiği bölgenin daha kuzeyinde, birçoğu Avrupa uyruklu olan cihadcı savaşçıların eşlerinin tutulduğu kamplarda da örgüte bağlı hareket edenler ve örgütten uzaklaşanlar üzerinde baskı oluşturuyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus