Koronavirüsten sonra hayatta kalmak, tamamen iyileşmek anlamına gelmiyor: İtalya’da iyileşme sürecinden geçenler anlatıyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Aralık 2019’da Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs, dünyanın farklı bölgelerine sıçradı ve hızla yayılmaya devam ediyor. Aradan geçen beş ayda dünya genelinde 4 milyonun üzerinde koronavirüs vakası görülürken, 283 bin 478 kişi virüs nedeniyle hayatını kaybetti. Koronavirüs teşhisi konulan bazı bireyler yüksek ateş, baş ağrısı, öksürük gibi belirtileri ilk günden itibaren hissediyor. Bazı vakalarda ise ya çok hafif belirtiler görülüyor ya da hiçbir belirtiye rastlanmıyor. Ancak bu tip vakaların varlığı, virüsün insan vücudu üzerindeki etkilerinin her zaman hafif olacağı anlamına gelmiyor. Koronavirüs, tedaviye olumlu yanıt verip iyileşme sürecine giren bireylerin vücudunda dahi uzun süreli hatta kalıcı hasarlara neden olabiliyor. Koronavirüs salgınının Avrupa’da görüldüğü ilk ülke olan İtalya, bu gerçekle yüzleşmeye başladı.

Birçok insan, koronavirüse yakalananların yüzde 1’inin hayatını kaybettiğini, geri kalanların ise hastalığı hafif semptomlarla atlattığını düşünüyor. Virüse yakalananların pek çoğu ya yüksek ateş, öksürük, baş ağrısı gibi belirtilerin çok azını gösteriyor ya da bunlardan hiçbirini göstermeden hastalığı atlatıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), koronavirüs teşhisi konulan hastaların neredeyse yüzde 80’inin özel bir tedaviye ihtiyaç duymadan tamamen iyileştiğini belirtiyor. DSÖ’ye göre, altı koronavirüs hastasından yalnızca biri hastalığın belirtilerini ağır bir şekilde hissediyor ve nefes darlığı çekiyor. 

Ancak virüs bazı hastaların vücudunda ciddi hasarlara neden oluyor. Önce boğaza, ardından solunum yoluna, buradan da ciğerlere yerleşen koronavirüs genelde zatürre hastalığına yol açıyor. Koronavirüsten bağımsız olarak düşünüldüğünde bile zatürre, akciğerlerde ciddi hatta bazen kalıcı hasara neden olabilen bir hastalık. Zatürrenin tedavisi ise en iyi ihtimalle birkaç hafta, hatta birkaç ay sürebilir. Koronavirüs hakkında yürütülen araştırmalar ayrıca böbrek, kalp ve hatta sinir sisteminin de virüsten ciddi derecede etkilenebileceği sonucuna varıyor. Üst solunum yolunun ardından vücudun herhangi bir bölgesine, herhangi bir organa sıçrayabilecek koronavirüse yakalanan hastaları uzun vadede ne gibi tehlikelerin beklediğini henüz kimse net olarak bilmiyor. 

Belçikalı mikrobiyoloji uzmanı Peter Piot, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in koronavirüs danışmanı olarak görev yapıyor. Piot, mart ayından beri kendisinin de iyileşmek için mücadele ettiği koronavirüsün hikayesinin sandığımızdan daha karmaşık olduğunu söylüyor. Piot’a göre, koronavirüsü atlatsa bile birçok insan kronik kalp ve böbrek hastalıklarıyla mücadele etmek zorunda kalacak. Dünya çapında yüzbinlerce, hatta belki daha da fazla insan hayatının geri kalanını diyaliz ve benzeri tedavilere muhtaç olarak geçirecek. 

İtalya, koronavirüs salgınının Avrupa kıtasında görüldüğü ilk ülke. Yoğun bakım ünitelerinde yatak kapasitesinin dolup taştığı İtalya’da kimileri, yaşı ilerlemiş aile bireylerini bir daha görememekten, onlarla vedalaşamamaktan korkarak, onları hastaneye dahi gönderemedi. Bütün bunlar İtalya’yı aynı zamanda koronavirüsün uzun vadede insan vücudu üzerinde ne gibi etkileri olabileceğini gözlemlemek için ideal bir yer haline getiriyor. New York Times’ın Roma Temsilcisi Jason Horowitz, İtalya’da koronavirüsün insanı güçsüz bırakan etkilerini virüsten kurtulduktan sonra bile hissetmeye devam edenlerin hikayelerini ele aldı.

Koronavirüsü atlatmak, her zaman tamamen iyileşmek anlamına gelmiyor

İtalya’nın kuzeyindeki Milano kenti yakınında, Truccazzano kasabasında yaşayan Morena Colombi (59) koronavirüse yakalandı. 16 Mart’ta uygulanan koronavirüs testinin sonucu negatif çıkınca, yetkililer Colombi’nin adını anında koronavirüsten kurtulanların, tamamen iyileşenlerin arasına ekledi. Ne de olsa bu, koronavirüse karşı mücadelede bir zafer demekti. Ama o kendini hiç de iyileşmiş gibi hissetmiyordu. Ne öksürüğü kesilmişti ne de onu sakat bırakan yorgunluğu peşini bırakmıştı. 

Colombi, beş hafta sonra, 21 Nisan’da yeniden işinin başına döndü. Ancak çektiği nefes darlığı ve dayanılmaz kas ağrıları, kısa bir yürüyüşü bile neredeyse imkansız hale getiriyordu. Colombi’ye bir kez daha koronavirüs testi uygulandı ve sonuç yine negatif çıktı. Vücudunda koronavirüse rastlanmamıştı. “Bu çok uzun bir süreç” diyor Colombi, “Vücudumun doğal ritmine dönemeyeceğini hissediyorum.”

İtalya’da yer alan San Matteo Hastanesi’nin müdürü Alessandro Venturi, “Koronavirüs vakalarının birçoğunda, hastaların çok uzun bir sürenin sonunda ancak iyileşebildiklerini gözlemledik. Hastalığın kendisi değil ama iyileşme dönemi 60 gün bile sürebiliyor. Çok uzun bir iyileşme döneminden söz ediyoruz” diyor.

“İyileştiğime ikna olmuştum”

Martina Sorlini (29), matematik ve fizik öğretmeni. Mart ayının başından beri zaman zaman ateşinin yükseldiğini hisseden Sorlini, öksürük ve boğaz ağrısının kısa bir süre sonra kesildiğini belirtti. Hatta koronavirüse yakalandıktan üç hafta sonra tat alma ve koku duyuları normale dönünce, bahçesindeki sebzelerle ilgilenmek için bile güç buldu.

Ancak daha sonra karın ağrısı, yorgunluk ve yüksek ateş şikayetleri yeniden ortaya çıktı. Ev ortamında, internet üzerinden devam ettiği dersleri tamamlamak giderek daha da zor hale gelmişti ve belirtilerin hiçbir yere gittiği yoktu. Sorlini, “Daha iyi hissettiğime, iyileştiğime ikna olmuştum” diyor ve ekliyor: “Sağlık çalışanları da böyle bir durumla ilk kez karşılaşıyorlar ve bunun tam olarak ne olduğunu bilmiyorlar.” 

İtalyan siyasetçi ve Temsilciler Meclisi Üyesi Edmondo Cirielli.

“Bir gün iyi hissediyordum, ertesi gün yeniden hastaydım”

İtalyan siyasetçi ve Temsilciler Meclisi Üyesi Edmondo Cirielli, Sağlık Bakanlığı’nın başlangıçta hafif belirtilerin gözlendiği koronavirüs vakalarına daha temkinli yaklaşması gerektiğini düşünüyor.

7 Mart Cumartesi günü ateşi yükselen Cirielli, aynı zamanda soğuk algınlığına benzer belirtiler hissetmeye başladı. Mecliste dokunduğu bir yerden virüsün kendisine bulaştığını düşündü ve aynı hafta yaptırdığı koronavirüs testinin sonucu pozitif çıktı. Çok kısa bir süre sonra ateşinin düştüğünü ve öksürüğünün kesildiğini fark eden Cirielli, iyileşmeye başladığını zannetti. Ancak daha sonra, kendi deyimiyle “küçük bir solunum krizi” geçirdi ve hastaneye kaldırıldı.

Zatürre belirtileri göstermeyen Cirielli evine döndü ve burada kendini dış dünyadan soyutladı. Evinde kaldığı süre boyunca herhangi bir işe odaklanmasını oldukça zor hale getiren, boynundan başına yükselen keskin bir ağrı, sürekli yorgunluk hali, boğaz ağrısı ve ishal şikayetleri devam etti. 

Cirielli hastalığın belli aralıklarla kendini hatırlattığı uzun iyileşme sürecini, “Bir gün iyi hissediyordum, ertesi gün yeniden hastaydım. Hastalığın seyri gittikçe kötüleşip daha sonra iyiye gitmiyor. İnişli çıkışlı bir ay geçirdim” diyerek özetliyor.

Sonra işler daha tuhaf bir hal aldı. Kendini berbat hissederek geçirdiği 40 günün sonunda Cirielli’nin koronavirüs test sonucu negatif çıktı. Hâlâ gözleri yanıyordu ve ishali bir süre daha devam etti. Ay sonunda Cirielli kendini biraz daha iyi hissetmeye başladı. Ancak bu kez pozitif çıkan koronavirüs test sonucu, onu eve kapanmaya mecbur etti.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus