Güzellik salonları açıldı: İlk gün sosyal medyaya yansıdığı gibi değil

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Gülşen Epözhan, İstanbul-Beşiktaş’ta bir güzellik salonu sahibi. Uzun yıllar birçok adreste çalıştıktan sonra mesleğinin 40. yılında küçük ve mütevazı dükkanında artık tek başına çalışıyor. Yani, aslında kendi kendisinden sorumlu, sigorta ya da maaş gibi işverene maliyet çıkaracak kalemler yok.

Ancak kapalı kaldığı iki ayda konumundan dolayı yüklü iki kira, açmadığı dükkanına elektrik ve su faturası ödedi. Kullandığı ürünler dövize endeksli ve bugünlerde stoklarını yenilemek ve yeni ürünler almak zorunda. Esnaf destek paketinin onaylanmasıyla bugün biraz olsun nefes almış. 25 bin liralık kredinin, 20 bini oğlunun bir yıllık okul ücretine denk geldiği için en azından uykularının kaçmadığını anlatıyor. Onun dışında sıfıra sıfır bir bütçeyle dün dükkanını açtı.

İlk gün hiç de sosyal medyada konuşulduğu gibi olmamış. İnsanların korktuğunu ve çekindiğini anlatıyor. Onun şansı, sürekli müşterilerinin olması ve ona güvenmeleri. İlk günü, bu müşterilerinin üç randevusu ile açmış. Şakayla karışık “İnsanlar çok bakımsız kaldılar, tabii ki gelecekler” dese de hiçbir kuaför ya da güzellik salonunda “ilk günün bereketi”nin olmadığını, yaşanan hayal kırıklığını anlatıyor. Ancak tecrübelerinden yola çıkarak yaptığı şu yorum önemli: “Şimdi kuaför, berber ve güzellik salonlarını açtılar. Ancak bizim müşteri yoğunluğumuz hafta sonu artar. Ne varsa cumarteside vardır. Hafta sonu sokağa çıkma yasağıyla açık olmamız çelişiyor.”

Basına yansıyan kalabalık kuaför fotoğraflarını, randevu defterlerinde boş yer kalmadığı iddialarını soruyorum. Bu tip haberlere o da şaşkın. Zira benim de yol üstünde ziyaret ettiğim dört merkezi noktanın hiçbirinde böyle bir durum sözkonusu değil. Hatta yol boyunca açık olacağını tahmin ettiğim iki kuaför/güzellik salonu günler önce kepenk indirmiş.

Ayrıca hijyen konusunda en hassas nokta güzellik salonları. Sürekli hijyenin maliyeti yüksek. Açılıştan bir gün önce belediye gerekli sterilizasyonu sağlamış ama devamı hakkında bilgisi yok. Bu nedenle her telefon edene maskesini ve isterse havlusunu getirmesini tembihliyor. Ancak müşterilerin hepsi aynı hassasiyete sahip değil. Bu nedenle maskeleri ve el dezenfektanı kapıda hazır. Her şeye rağmen tehlike sürüyor çünkü her işlem 1 metreden yakın ve 15 dakikadan uzun.

Zaten kalabalık bir ekibi idare etmek zorunda olmadığı için gerekli hijyeni daha önce de sağladığını anlatıyor. Ancak kendisi tanısa dahi güvenip başka bir kuaföre gider mi gitmez mi cevap vermekte kararsız. Siperli maske ve altına taktığı maskesiyle boncuk boncuk terlerken sektörün durumunun çok kötü olduğunu söylüyor.

Zira Şişli – Beşiktaş arası en az 10 personel çalıştıran dört kuaför salonu personel sayısını yarı yarıya indirmiş durumda. Geçen ay maaş ödeyebilen neredeyse yok. Müşteri kapasitesi de yarıya inince fiyatlar zamlanmış. Ayrıca ilaçlama şirketlerinin düzenli olarak sterilizasyon yapma zorunluluğundan şikayetçiler; daha şimdiden yüzlerce lira ödenmiş durumda. Bir güzellik merkezi sahibi durumu şöyle açıklıyor: “Devretmeden önceki son çırpınışlar.”

Kısa çalışma ödeneği, destek paketleri ya da firmalardan sponsorluklar. Her ne olursa olsun kuaför ve güzellik salonlarını ayakta tutan en önemli kale müşteri sirkülasyonu. Ancak koronavirüs tehlikesi devam ettikçe talebin nasıl şekilleneceği belirsiz. Yani koca bir sektör salgın karşısında adeta can çekişiyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus