ABD’li deneyimli gazeteci Carl Bernstein: “Trump’ın telefonda en çok görüştüğü lider Erdoğan”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

2018 yılının Nisan ayından 2019 yılının Eylül ayına kadar Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Ulusal Güvenlik Danışmanlığı görevini üstlenen John Bolton’ın Beyaz Saray günlerini anlattığı “The Room Where It Happened” (Olayın Gerçekleştiği Oda) isimli kitap hem ABD hem de dünya kamuoyunda büyük ses getirdi.

Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın karar alma şekillerini ve diğer ülke liderleri ile girdiği ikili ilişkilerle ilgili yorumlarda bulunan Bolton, Trump’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile olan ilişkisine geniş yer ayırdı.

Benzer şekilde CNN’de çalışan gazeteci Carl Bernstein da yaklaşık dört ay süren araştırmasını kamuoyu ile paylaştı. Watergate skandalını ortaya çıkaran gazetecilerden olan Bernstein, ABD’deki ve başka ülkelerdeki üst düzey bürokratlara dayandırdığı haberinde, Trump’ın özellikle diğer ülke liderleri ile nasıl temas kurduğunu anlattı.

Bernstein’ın ulaştığı kaynaklar bu konuyla ilgili edindikleri bilgilerin Bolton’ın kitabında anlatılanlarla uyumlu olduğunu söylüyor. Kaynaklara göre Trump, Erdoğan ve Putin ile yaptığı telefon görüşmelerine yeterince hazırlanmıyordu. Bu yüzden de karşısındakilere üstünlük kurmakta zorlanıyordu. Bernstein, ABD Başkanı Trump’ın, Putin ve Erdoğan gibi kuvvetli liderler ile yaptığı telefon konuşmalarında biraz silik kaldığını söylüyor.

“Trump’ın en çok telefonla konuştuğu lider açık ara Recep Tayyip Erdoğan”

Bernstein’ın araştırmasına göre Trump’ın en çok telefonla konuştuğu lider açık ara Recep Tayyip Erdoğan. Bernstein’ın kaynaklarına göre, Erdoğan bazen haftada iki kez Beyaz Saray’a telefon açarken her defasında doğrudan ABD Başkanı Trump ile görüşmeyi başarıyordu.

İki kaynağın verdiği bilgiye göre Erdoğan, Ulusal Güvenlik Konseyi protokollerini çiğneyerek başkana ulaşmaya çalışıyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump ile yaptığı telefon görüşmelerinde özellikle siyasî ayrıcalıklar elde edebilmek için diretiyordu.

Erdoğan, Başkan Trump’a ne zaman doğrudan ulaşabileceğini de oldukça iyi biliyordu. Beyaz Saray’a yakın kaynaklar, Erdoğan’ın ABD’de güvenlik istihbaratı olarak çalışan bir casusu bile olabileceğine dikkat çekiyor. Habere göre bu kişi ya da kişiler, Trump’ın takvimini oldukça iyi takip ederek Erdoğan’a doğrudan Trump’a ne zaman ulaşabileceğini söylüyorlardı.

“Erdoğan telefon ettiği için Trump golf oynamayı ertelemişti”

Hatta bir defasında Erdoğan, Trump’a telefon ettiğinde Trump golf oynuyordu ve iki isim detaylıca konuşurken ABD Başkanı golf oynamayı ertelemişti. Aynı kaynaklar Trump’ın Suriye savaşı ve Ortadoğu konularında yeterince bilgilendirilmediğini ve bu yüzden de genellikle telefon konuşmalarında gardının düşük olduğunu, Erdoğan ile bu konuyu tartışacak bilgiye sahip olmadığı için aklının çelindiğini söylüyor.

Aynı kişilere göre, ABD’nin Suriye’den çekilmesi ve Türkiye’nin de hemen sonrasında o güne kadar ABD’nin Suriye’deki en yakın müttefiki olan YPG-PYD’ye operasyon düzenlemesi de bu ve benzeri telefon görüşmelerinin bir sonucuydu.

Yine de Trump zaman zaman Erdoğan’ın taleplerine sinirleniyordu. Türkiye’nin ABD ile olan ticarette ayrıcalık istemesi ve Rahip Andrew Brunson’ın hapisten çıkartılmaması Trump’ı rahatsız eden hususlardı.

“Halkbank davası hakkında Bolton’ın aktardıkları büyük ihtimalle doğru”

Halkbank davası hakkında bir başka üst düzey kaynağın sağladığı bilgiler ile John Bolton’ın kitabında aktarılan bilgiler de önemli ölçüde örtüşüyor. Bu kaynağın belirttiğine göre, Halkbank konusu ikilinin telefon konuşmalarında birden çok kez dile getirildi. Bolton kitabında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump’a, Halkbank davasında hukuksuz bir durum olmadığını söylediğini aktarmıştı. Kitaba göre Trump ise cevap olarak bu mesele ile ilgileneceğini, davaya bakan savcıların “Obama’nın adamları” olduğunu ve bu kişiler yerine kendi çalışacağı savcılar geldiğinde olayın çözüleceğini söylemişti.

Ancak Bolton’ın kitabının aksine Bernstein’ın ulaştığı kaynaklar, bu görüşmelerin Trump’ın azil süreciyle ilgisi olmadığını, bunun daha çok Trump’ın başkanlık görevine hazır olmadığının göstergesi olduğunu söylüyor.

“Trump, Putin ile yaptığı konuşmalarda kendisini övüyor ve Putin’den onay bekliyordu”

Habere göre Trump, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı telefon görüşmelerinde kendini sık sık övüyordu. ABD ekonomisini nasıl yeniden inşa ettiğini ve kendisinin, önceki ABD başkanlarından farklı olarak ne kadar başarılı bir lider olduğunu anlatan Trump, kendinden önceki başkanlar George W. Bush ve Barack Obama’nın “bir halt bilmediklerini” söylüyordu. Hatta bunları söylerken hevesli bir şekilde Putin’in kendisi onaylamasını bekliyordu.

Habere göre Trump’ın Rus yönetimine uluslararası alanda sahip olduğu gücün çok üzerinde saygı gösterdiğini belirten ulusal güvenlik yetkilileri aslında bundan da çok Trump’ın Putin’den onay bekleyen tavrına şaşırmışlardı. Trump ile Putin’in görüşmelerine üst düzey diplomatlar pek katılmıyordu. Hatta Putin, uzmanların ve danışmanların tavsiyelerine pek kulak asmayan Trump’ın yönetim şeklini kavradığı her an istediğini elde etmeye başladı çünkü Beyaz Saray’da keyfî bir yönetim anlayışının hüküm sürdüğünü anlamıştı.

“Trump’ın, Erdoğan’ın ardından en çok telefonla konuştuğu isim Macron”

Erdoğan’ın ardından Trump’ın telefonda en çok konuştuğu isim ise Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’du. Macron, Trump’ın çevre sorunları ve güvenlik politikalarında değişikliğe gitmesine çalışıyordu. Trump ise hiçbir şekilde uzlaşmaya açık değildi. Hatta Macron’un bu “bitmek bilmeyen taleplerinden” fazlasıyla şikâyetçiydi.

“Trump; Merkel için ‘aptal’, May için ise ‘korkak ve zayıf’ diyordu”

Ancak Trump’ın esas sivri dilini yönelttiği kişiler kadın liderler, özellikle de Almanya Başbakanı Angela Merkel ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Theresa May oldu. Kaynaklara göre Trump, çevresine Merkel’in aptal olduğunu söylemişti. Alman resmî kaynakların doğruladığı bir başka bilgiye göre ise Merkel ve Trump arasındaki konuşmaları dinleyen Alman yetkililer şoke oluyordu. Hatta konuşmaların fazlasıyla sorunlu olmasından dolayı diğer liderlere kıyasla bu konuşmalar daha az kişi ile paylaşılıyordu. Kaynaklara göre, Merkel daha sakin kalıp Trump’a cevap verirken May ise Trump ile yaptığı telefon görüşmelerinde kendisini gergin hissediyordu. ABD’nin geleneksel müttefiklerini aşağılamaya bayılan Trump, Theresa May’i korkak ve zayıf olmakla suçluyordu.

Kaynakların belirttiğine göre gerek otoriter liderlerle yaptığı görüşmeler, gerekse ABD’nin 2. Dünya Savaşı’ndan beri müttefiki olan İngiltere, Fransa, Kanada ve Avustralya gibi ülke liderleriyle yaptığı konuşmalarda Trump hep kendinden bahsediyordu ve bütün işleri bireyselleştirmişti. Esas konunun konuşulması için büyük bir çaba sarf edilmesi gerekiyordu. Demokratik prensipler ve “özgür dünyanın lideri ABD” vurgusu artık bir kenara atılmış, geriye sadece kendini anlatan bir devlet başkanı kalmıştı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus